• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Dünyanın “Batısı” ile “Ötesi”nin Yeniden İnşası

Aynur Kulak, Christopher Alan Bayly'nin kaleme aldığı Modern Dünyanın Yeniden İnşası adlı kitabı üzerine yazdı: "Dünyanın tarihsel boyutta yaşadıklarını okuyunca dünya tüm bunlara nasıl dayandı, başka bir gezegen olsa dayanamazdı herhalde diye düşünmeden edemiyorsunuz."


Sir Christopher Alan Bayly İngiliz İmparatorluğu, Batı tarihi, Hindistan ve küresel tarih konusunda uzmanlaşmış bir akademisyen olarak 1992’den 2013’e kadar Cambridge Üniversitesi’nde Vera Harmsworth İmparatorluk ve Deniz Tarihi Profesörü olarak görev yaptı. Kendisi ile ilgili verdiğim bilgilerden de anlaşılacağı üzere Modern Dünyanın Yeniden İnşası kitabı odağında yazmaya kitabın yazarı, dünya tarih araştırmaları literatürünün en önemli akademisyeni olan Christopher Alan Bayly ile başlamak istedim.


Kitap Bayly’nin modern tarih yazımında tarih bilimcilerinin çok önemli bulduğu Modern Dünyanın Doğuşu adlı geniş kapsamlı ve incelikle işlenmiş çalışmasının devamı, tamamlayıcı cildi. Bayly’nin kitapları modern tarih araştırmaları ve bu araştırmaların aktarımları adına tarihi olayları dümdüz bir bilgi yığınından çıkarıp, spesifik, özel bir hale getirmesinden dolayı çok önemli. Zira modern tarih yapılanmasını sadece imparatorluklar, devletler, uluslar, tarihsel süreçlerin seyrini değiştiren bazı devlet adamları açısından değil topluluklar, toplumlar, sınıflar ve en küçük birim olan bireyler açısından ele alıyor olması da Bayly’i dünya tarihine katkısı adına bir tarihçi olarak özel ve özgün kılıyor. Küresel tarihte modern dünyanın yeniden inşası adına Bayly’nin şu cümlesi onun dünya tarihine ne derece özgün bir açıdan baktığının ispatı niteliğinde.

“Zira geride bıraktığımız asırda modern dünya yeniden inşa edilmişse, bu her şeyden evvel düşünceler ve insanın hayal gücü sayesinde olmuştur.”

Modern Dünyanın Yeniden İnşası işte böylesine özgün bir bakışla oluşturularak kaynakça bölümüyle birlikte 447 sayfalık yekpare bir bütünlükle tarihin modern dünyada nasıl bir yol izlediği ve nasıl inşa edildiği konusunu tüm ince ayrıntılarıyla sunuyor.

Kitabın içeriğine baktığınızda bugünden yarına, üç yılda beş yılda toparlanabilecek bir kitap olmadığını, ancak Bayly kalibresinde bir akademisyenin böyle bir kitabı yazabileceğini görüyorsunuz. Dünyanın tarihsel boyutta yaşadıklarını okuyunca dünya tüm bunlara nasıl dayandı, başka bir gezegen olsa dayanamazdı herhalde diye düşünmeden edemiyorsunuz. Bir de tabii insan faktörü mevzu bahis ki; dünyanın yeniden ve yeniden inşa etme süreçlerinin hep büyük çapta savaşlar ve yıkımlar sonrası gerçekleştiğini okuyunca insanlar tüm bunları nasıl yapmış, paylaşılamayan ne, neden milyonlarca insan öldürülmüş, soy kırımlar yaşanmış, suikastler olmuş, atom bombası icat edilmiş, ülkeler bombalanarak yok edilme amacı güdülmüş, yani vicdan başta olmak üzere akıl niye geri plana düşerek yer yer tamamen devreden çıkmış diye düşünmeye başlıyorsunuz ister istemez. Modern Dünyanın Yeniden İnşası dünyaya dair, modern dünyanın yeniden inşasına dair meydana gelmiş gerçek tarihsel bilgileri vermesinin yanı sıra tüm bu duygusal taraflarıyla da düşündürücü.


Tarihi küresel olarak çözümleme isteğinin ötesi

Dünya tarih literatürünün Batı odaklı gelişmeler ve süreçlerin anlatımı odağında kendini var ettiği bilinen bir gerçek. Kitabın kapsamı bu gerçeği tersine çevirircesine dünyanın “Batısı” ile “Ötesi” arasındaki mesafeyi azaltarak konunun kavramsal çerçevesini değiştiriyor. Tarihsel olayları okudukça görüyoruz ki, tarih araştırmalarına konu olmuş her bir olay tüm dünyayı bir tür kelebek etkisiyle etkilemiş. Devlet, sermaye, üretim, savaş, iletişim, kültürel yaşam, küresellik, yerellik temalarını yüzyılın başından beri ortaya çıkan değişimlere bağlı olarak somut biçimde irdeleyen Bayly tarihsel tartışmalarla ilgili olarak modern dünyaya ilişkin olan sorunların en önemli iki meselesine de vurgu yapıyor:

“Eşitsizliğe ilişkin tartışmanın yanı sıra, tarihçilere kendini dayatan bir başka çağdaş endişe kaynağı, iklim değişikliği ve sürdürülebilirliktir.”

Modern tarihin peşine düşmüş, çağdaş bir tarihçi olarak, tarihi gelişmeler adına sadece geçmişi baz almayan Bayly kendi çağının sorunlarını da karşılaştırmalı bir ön görü ile yorumluyor. Kitabı Giriş bölümü ile beraber 1900’lü yıllardan başlayıp 2015 yılına kadar gelinerek toplamda 19 bölümden oluşturan Bayly küresel tarihin önündeki zorlukları çarpıcı, zengin örneklerle donatarak yazmış. Çünkü dünya tarihi dediğimiz küresel etkileşim içerisinde, 1. ve 2. Dünya Savaşı, tüm dünyayı etkisi altına alan devrimler, Yugoslavya’nın dağılması, SSCB’nin dağılması, Atom Bombası, otoriterlikler, diktatörlükler, demokratik oluşumlar ve halk direnişleri mevzu bahis. Gerçek yaşanmış olayları ve bu olaylarla ilintili olarak temaların meydana gelmesiyle olayları şöyle bir düşündüğümüzde dahi -yazının başında da belirttiğim üzere- dünya nasıl tüm bunlarla nasıl baş edebilmiş diyorsunuz. Tek ve en gerekçeli sebep kapitalist sermaye.


“Burada öncelikle yüzyılın büyük hayaletleri olan sermayeye, imparatorluğa ve ulusa dönmemiz, bunların her birine “alt-yapısal” ya da üst-yapısal” bir önem atfetmekten ziyade, nasıl iç içe geçtiklerine dikkat etmemiz gerekiyor. Bu kavramların hiç biri sadece bir dizi pratik ekonomik yapıyı temsil etmez. Sermaye ulus ve imparatorluk ideolojik süreçleridir aynı zamanda. 1890 ile 1945 arası aşamada gücünü sermayeden alan rekabetçi milliyetçilik kitlesel, yıkıcı bir çatışma getirdi. Şayet Avrupa, Afrika, Asya ve Pasifik’teki imparatorluğu anlatmak için Vlademir Lenin’in emperyalizm anlayışını benimsersek, emperyalizm sahiden de kapitalizmin en yüksek aşamasıdır.”


Christopher Alan Bayly modern dünyada kapitalist sistemin işleyişini anlatırken karşılaştırmalı dünya tarihi ile küresel tarihin önemine neredeyse her bölümde dikkatimizi çekiyor. Bu noktada küresel ağların nasıl ortaya çıktığı önemliyken aynı zamanda kimi fikirlerle pratiklerin farklı toplumlarda nasıl temelden farklı biçimler aldığını fakat yine de tıkır tıkır işliyor olmasının altındaki sebeplerin yerel ve dünya tarihçileri tarafından çok iyi anlaşılıp, anlatılması gerektiğinin altını çiziyor. Sermayeden, teknoloji ve iletişime, toplumları belli bir düzende tutmak amacıyla yapılandırılmış inanç sistemlerine varana kadar modern dünyanın tüm bu “değişim motorları” kitapta kendine tüm ince ayrıntılarıyla yer buluyor ancak asıl mesele bunların iç içe geçişinin, çatışmasının ve birleşmesinin nasıl yapılandırılacağı konusuna gelip dayanıyor. Şöyle bir soru soruyor mesela Bayly: “Yanıtlaması çok daha zor olan soru, savaşın yüzyıl boyunca neden böyle doruğuna eriştiği, insan yaşamında neden böylesi köklü değişikliklerin itici gücü haline geldiğidir.”


Bu soruya bir cevabı var mı modern dünyanın veya küresel tarihin? En önemlisi de eğer var ise bu cevabı yüzü kızarmadan verebilir mi? Modern Dünyanın Yeniden İnşası işte tüm bu soruların sorulması, cevapların verilmesi ve modern dünyaya dair bir şeyleri anlamamız adına yaşanmış, gerçek tarihsel süreçlerden yola çıkarak küresel tarih gerçeğini önümüze koyuyor.


Sonuç olarak

Christopher Alan Bayly 2015 yılında vefat etmeyerek dört yıl sonra patlak verecek olan pandemi dönemini ve hemen ardından patlak veren Rusya-Ukrayna sıcak savaşını ve dünya çapındaki derin ekonomik krizi görseydi Modern Dünyanın Yeniden İnşası’na bambaşka bölümler ekler, modern dünyanın yeniden inşası adına içeriği genişletilmiş yeni tezler belirlerdi. Çünkü gerçekten de küresel tarihin inşası 2019 yılı itibariyle bambaşka bir şekilde yeniden tanımlanmaya başladı. Yenilikler iyidir, böyle bir umudu içinde barındırır hep. Fakat burası dünya ve en önemli faktörü de insan. Hal böyle olunca önümüzdeki yüzyıllarda dünyanın önemli tarihçileri dünyanın bu yeniden inşası konusunda yeni kitaplar yazıp, ayrıntılı araştırmalarını bizimle paylaşacaklar. Yaşayıp göreceğiz.


Kitabın nefis bir kapağı var. Dünyadan ümidimizi kesmemek adına pembe renkteki kapağın üzerindeki siyah beyaz fotoğrafta sırtında tüfeğiyle bize hafifçe gülümseyen savaşçının fotoğrafı İspanyol İç Savaşı’nda çekilmiş. Bu kapak küresel dünya kurgusu ve kapitalist sistem adına muazzam bir ironi ve paradoks. Kapak tasarımı için İnci Batuk’a teşekkürler.

Ve tabii ki kaynakça da dahil olmak üzere 447 sayfalık bir kitabı dipnotlarına varana kadar ince bir çeviri işçiliği ile çeviren Eren Buğlalılar’a da teşekkür etmek isterim. Dünyanın yeniden inşası mümkün mü; kitabı okuyarak bu konuda düşünmeniz dileğiyle.


MODERN DÜNYANIN YENİDEN İNŞASI 1900-2015

Christopher Alan Bayly

Ayrıntı Yayınları, 2022

Çeviri: Eren Buğlalılar

448 s.