• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Antik dünyada sağlık ve büyü, şifa ve şifacılar

Bir tarafta Antik Yunan, İtalya, Trakya, Anadolu, İran ve Mısır’daki önceki çağlara ait sağlık uygulamaları ve şifaları ayrıntılarıyla Doğa Tarihi, diğer tarafta büyü, şifa ve şifacılar üzerine bilgilerle Şölen kitabı.

Yaşlı Plinius’un (MS 23-79) bu eseri, antik dünyadaki sağlıkla ilgili bilgilere yer veren çalışmalardan biridir. O dönemde, tedaviler için geliştirilen farklı yöntemlerle, şifanın, doğanın nimetlerinde nasıl arandığına, bulunan devaları kaydedip sistemleştirme çabalarına tanıklık ederiz. Yaşlı Plinius doğaya bakışında daima olağanüstü bir merak içindedir, birbirinden ilginç gözlemlerini aktarır.


Yazar, bu kitaplarında bizlere sağlık konusunda Antik Yunan, İtalya, Trakya, Anadolu, İran ve Mısır’daki önceki çağlara ait uygulamaları ve şifaları ayrıntılarıyla betimler. Ayrıca MS 1. yüzyıl itibarıyla Roma’da, bugünkü tıp ve eczacılık dünyasını doğrudan ilgilendiren verilerin ansiklopedik olarak kayda geçirilmesiyle birlikte insanlığın farmakololojik düzeyde nasıl bir birikim sağladığını ve nerelerden gelindiğini göstermesi açısından da eşsiz bir eserdir.


DOĞA TARİHİ

XXVIII, XXIX ve XXX. Kitap

Yaşlı Plinius

Doğu Batı Yayınları, 2022

Çeviri: Sema Sandalcı

Tür: Tarih

271 s.


Büyü, şifa ve şifacılar üzerine bilgilerin aktarıldığı bu eserde büyülü söz, tükürme, dokunma gibi unsurlarla insanın insana sunduğu şifaların ardından sayısız hayvan türünün sütü, idrarı, kanı, bağırsağı, beyni, ciğeri, içyağı, safrası, başı, ayağı vb. unsurlarının; dereotu, un, rezene, nane, kekik, zambak, ökse otu, semizotu, geven otu vb. gibi bitkilerle birlikte çeşitli usullerde sirke, bal, şarap, balmumu, arpa suyu, reçine, türlü yağlara, suya ve zifte katılarak nerede ve ne şekilde kullanılacağı üzerine bilgiler verilmektedir. Böylece her türden ağrılar, cilt, göz hastalıkları, yaralar, irinler, menenjit, epilepsi, yanıklar, kadın, çocuk hastalıkları, gut, varis vb. gibi birçok rahatsızlığa karşı uygulanan tedavi yöntemleri gösterilmektedir.


Ksenophon’un Şölen’i, Eski Hellen yaşantısının sosyokültürel bir kurumu olan symposionu bize anlatan iki önemli kaynaktan biridir. Şölenler, genç erkeğin aristokratik topluma takdim edilmesi vesilesiyle düzenlendiği gibi, Ksenophon’un eserinde olduğu gibi, bir yarışmada kazanılan zaferin kutlaması olarak da gerçekleştirilirdi.


Ksenophon’un Şölen’i iki ana konuyu işlemektedir. Katılımcıların neleri ile övündüklerini anlattıkları ilk kısımda, zenginliği, yoksulluğu, güzelliği ile övünenlerin yanında, Sokrates ise nüktedanlığını ortaya koyup diyaloğa rahat ve eğlenceli bir hava katar. Dansçı kız ile oğlana, kithara ile flüt çalanlara, soytarının gülünç sözlerine ve hareketlerine ayrılan sayfalar da şölenin eğlenceli yanını öne çıkarır ve şölenlerin sadece ciddi felsefi tartışmalardan oluşmadığını ortaya koyar.


Diyalogların sık sık kesilmesi, konuşanların birbirleriyle şakalaşmaları zaman zaman gayriciddi bir atmosfer yaratır. Ksenophon yarattığı bu atmosferde, Platon’un aynı adı taşıyan diyaloğundan farklı olarak, hem Sokrates figürünü hem de şölen etkinliğini idealleştirmeden, daha gerçekçi bir şekilde bizlere sunar. Şölen’in ikinci konusuysa Eros’tur. Bu tema, bir bakıma eserin tamamında az ya da çok karşımıza çıkar. Sokrates, konuşmasında bedenin güzelliğine duyulan aşka karşı ruh güzelliğine duyulan aşkı öne çıkartır. Ancak ikincisinin insanı soylu ve iyi yapacağını belirterek şöleni felsefi bir tartışma ile taçlandırır. Bu yönüyle

ele alındığında, Ksenophon’un anlatımında şölenin eğlenceli havasının yanında felsefi ve ciddi tartışmaları da eksik etmediği görülür.


ŞÖLEN

Ksenophon

Doğu Batı Yayınları, 2022

Çeviri: Büşra Akkökler Karatekeli - Emre Karatekeli

TÜR: Felsefe

77 s.