• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Mumiler’in yaratıcısı Tove Jansson 108 yaşında!

Burcu Yılmaz, 1945’te ilk kitabı Mumiler ve Büyük Sel’i yazan Tove Jansson üzerine yazdı: "Kitaplar hayat kurtarır mı?"

Burcu Yılmaz

Tove Jansson’la ilk yakınlığımı benim olmayan bir evde, küçük bir ahşap yatağa sığışmış, dışarı çıkmayı beklerken kurdum. Mumiler ve Büyük Sel Baskını’ydı elimdeki. Tıpkı ev gibi o da bana ait değildi. Bir hazine bulduğumu hissettim. Ne zaman güzel bir şeyle karşılaşsam hissettiğim heyecanı, kaygıyı, tekinsizliği duydum. Kitabı hızla bitirirsem güzel bir şeyi hemencecik kaybederim kaygısını yaşıyordum. Yavaş yavaş okuyor ve çarpıldığım kahramanların hikâyesinin karşıma çıkaracakları konusunda birazcık endişe de duyuyordum. Yazarın, büyülenmiş okurunu sürükleyeceği yerlere karşı duyulan türden tekinsizlikti hissettiğim. Bir yandan tehlikeli yerlerde dolaşıyordum öte yandan Mumiler’in saf neşesi, duyguları ve her şeyin üstesinden gelinebilir olduğunu sezdiren tavırları bana güven veriyordu. Tüm bunlar olurken Tove Jansson’la bu kadar – ne kadar – geç karşılaştığıma seviniyordum. Şimdiye dek pek çok yazarım, kitabım olmuştu nasıl olsa. Kalanların yavaş yavaş karşıma çıkması hoşuma gidiyordu. Herkesin bildiği ama aslında sadece benim bildiğim ve ne zaman yanlarına yaklaşsam üzerimde sevdiğim pijamalar, bembeyaz yatağımdaymışım gibi tüm tekinsizliklerine karşın bana güvende hissettiren – beni dalgınlığımın ülkesine götüren – yazarlarıma biri daha eklenmişti. Hâlâ evimi bulamamış olabilirdim, bir sele kapılmış olabilirdim ama artık Mumiler vardı. Abartmıyorum, sadece Mumi Anne’yle tanışsanız ne demek istediğimi anlardınız.


Tehlikeli Yaz’ı okuduğum zamanı hatırlıyorum da, altını çizmediğim sayfa neredeyse yok gibiydi. Mumi Anne “Hayat aslında tıkır tıkır işliyor,” veya Homsan “Her şeyin nasıl olduğunu anlayabilirsek bu dev dalgalar bize doğal görünür,” dediğinde kendi tehlikeli yazımı atlatmamı kolaylaştıranlardan olmuşlardı. Evden uzak, daima yolda olmanın hayatıma heyecan katacak belki de tek şey olduğunu düşündüğüm sırada Görünmez Çocuk çıkmıştı karşıma ve benim gibi düşünen Mumi Baba’nın Hatifnatlarla yaşadığı o yolculuk. Söyleyecek bir şeyimin ve gidecek bir yerimin olmasının daha önemli olduğunu onunla birlikte, bir kez daha, anlamak içime su serpmişti.


Ardından Mumiler’in öbür kitaplarına dadandım elbette. Bütün duygular, olaylar apaçık, çok kırılgan ve bir o kadar sağlam bir dille, safi bir neşenin hâkim olduğu bir yerdeydi. Ve sanki hissettiğim her duygu bir karakterin vücut bulmuş haliydi. Zenginliklerine karşın karakterlerin hiçbiri öylesine yaratılmış ve bir köşede bırakılmış değildi. Bütün kahramanlar kendine özgüydü ve duygusuz olduğunu düşündüğümüz Hatifnatların duygusuz duygululukları bile öyle iyi verilmişti ki… Belki de Jansson’un Mumiler’i oyun olsun diye yazmaya başlaması bu zenginliği ve tek boyutlu olmayan karakterleri sağlamıştı. Bu noktada Jansson’un illüstrasyonlarına da değinmeliyim. Sadece sözcüklerle değil çizgilerle de desteklenen, yaratılan o çok boyutluluğa. Kahramanların ifadeleri, kıyafetleri, özgünlükleri Jansson’un kurduğu dünyalara daha da kolayca çekiyor okuru. Oyunun ve güzelin kendine içkin doğalarının bir araya gelmelerinin öne çıkan örneklerinden sayılmalı Mumiler gibi kitaplar. Her biri hayatımızın doğru anında karşımıza çıkıveren ve berraklığıyla içinde debelendiğimiz denizlerde yol gösteren, dahası yoldaş olan kitaplar. Televizyonun yanında, kitaplıkta, komodinin üzerinde duran ve sadece Mumiler’le ilgili olmayan öteki Tove Jansson kitaplarıyla ilgili geçmişimi anlatmayacağım. Sevdiğim bir yazarı, sevdiğim kitapları yazmak zor çünkü, çok zor. İnsan kendinde o cüreti ve yeterliliği zor buluyor. “Ne söylesem eksik kalır”ın anlamını kalbime sızıveren ve beni kendi şatolarında alıkoyan kitaplarla, resimlerle, güzel olan başka ne varsa hepsiyle, karşılaştığımda daha iyi anlıyorum. Bu nedenle uzun uzadıya Jansson’un nasıl bir yazar olduğunu, neleri nasıl yazdığını anlatmaktansa şunu demek isterim yalnızca: Jansson’un kitapları iyi niyetli dünyalarla dolu. Ardından kendimi tutamayıp şunu eklerim: Evet, kitaplar hayat kurtarır.



Çizgi dışı bir sanatçı deyince akla ilk gelecek isimlerden olan Tove Marika Jansson’un doğduğu ay Ağustos! Tam da 1. Dünya Savaşı’nın başlangıç yılı olan 1914’te doğan Jansson, hayatı boyunca olanca yaratıcılığıyla savaşa karşı olmuş, ağlayan bir bebek olarak da resmettiği Hitler’i eleştirmiş, eserlerini de bu yönde ortaya koydu.


İsveç bir heykeltraş baba ve Finlandiyalı çizer bir annenin çocuğu olan Jansson, ebeveynleri gibi sanatçı olarak hayatını sürdü, yazdı, resmetti ve çizdi. 1930’dan 1938’e kadar Stockholm, Helsinki ve Paris’te eğitimini sürdürdu, bu kentlerde çok çeşitli akımları keşfetti, çağdaşlarıyla bir araya geldi.


Tove Jansson, mumi adını verdiği bireylerden oluşturduğu bir trol ailesi yaratarak çok sayıda çocuk kitabı yazdı ve resmetti. 1945’te ilk kitabı Mumiler ve Büyük Sel’i yazdığında 2. Dünya Savaşı yeni bitmişti, savaşın yarattığı dehşetin etkilerini yıkmak için Jansson kendi mumi karakterleriyle yepyeni hikayelere, yeni baştan kurulmaya çalışılan dünyalara yol aldı. Bu hikayelerde Jansson, genel olarak hayatta kalma temasını ve nerede olursa olsun hayatı devam ettirme güdüsünü öne çıkardı.


Tove Jansson, aynı zamanda yarı-otobiyografik olan Bildhuggarens dotter ve Sommerboken adında iki roman yazdı, Sommerboken Türkçede Yaz Kitabı adıyla yayımlandı.


Jansson hakkında Finlandiya’da 2020 yılında Tove adında bir film çekildi, film yazarın gerçek hayat hikayesinden yola çıkarak, romantik ilişkileri konu etmişti. Kadınlarla olan ilişkilerini saklamayan Jansson dönemi için ilerici yanlarıyla öne de çıkmıştı. 2.Dünya Savaşı’ndan 1950’lerin ortasına kadar Helsinki Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesör ve yine kendisi gibi grafik sanatçısı Tuulikki Pietilä ile olan ilişkisine odaklanarak beraber yarattıkları dünyaya odaklandı. Jansson’un ölümüne kadar beraber olduğu Pietilä ile 45 yıllık ilişkisinde beraber çok sayıda proje üretmiş, yazarı dünyaya tanıtan Mumiler’in yazılmasında da etkisi büyüktür. Tove Jansson, hayatının çoğunu adalarda geçirmiş, şehirde bir atölyesi olmasına rağmen çoğunlukla Finlandiya’da bulunan Pellinki Adaları’ndaki Klovharu’da yaşamış. Türkçede Mumi Kitapları, Dinozor Çocuk Yayınları tarafından basıldı.