• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Neoliberal düzende yemek

Bülent Avcı, Mihalis Mentinis'in farklı coğrafyalardaki yemek pişirme ve yeme kültürlerini ele alırken, gastronomik faaliyetleri neoliberal kapitalist sistem bağlamında incelediği Yemeğin Psikopolitikası üzerine yazdı. Ekranlarda ve internet platformlarında yayımlanan videolarda boy gösteren şefleri izleyen ve uygulayan kişiler, kurulan sahneden kendilerine iletilen mesajları alırken şefin çizdiği 'kültürel sınır' içinde kalmaya zorlanıyor.


Bülent AVCI

İnsanın en temel ihtiyaçlarının başında gelen beslenme, daha özel anlamda söylenecek olursa yemek yeme, bir kültürel eylem diye niteleniyor çok uzun süredir. Yemek pişirme ve yeme, aynı zamanda politik bir edim.


Günlük bir ritüel olan yemek pişirme ve yeme; yalnızca gastronominin değil antropolojinin, sosyolojinin, felsefenin, psikolojinin, edebiyatın, coğrafya ve politikanın dâhil olduğu bir eylem.

Tüm bu disiplinleri gözden ırak tutmayan antropolog Mihalis Mentinis, farklı coğrafyalardaki yemek pişirme ve yeme kültürlerini ele alırken gastronomik faaliyetleri neoliberal kapitalist sistem bağlamında inceliyor Yemeğin Psikopolitikası’nda.



Teorilerin ve pratiklerin incelendiği bir kitap

Mentinis, her coğrafyada yemek yapma ve yeme kültürünün farklı özelliklere sahip olduğunu vurgularken gastronomik faaliyetlerin politikayla ve ekonomiyle ilintisini çözümlüyor. Beri yandan, yemeğin teknolojiyle, günlük yaşamla, geleneklerle ve alışkanlıklarla ilişkisini ortaya koyan yazar, neoliberal kapitalist sistemde yeme-içme eyleminin geçirdiği dönüşümleri ve girdiği formları da gözler önüne seriyor. Ardından, beslenme düzenlerine ve beslenme bozukluklarına, fona yine neoliberal kapitalist sistemi alarak bakıyor.


Klinik sosyal psikolog Athanasios Marvakis’in, Mentinis’in çalışmasına dair sözleri, hem kitabın izleği hem de meselenin hayatî yönü üzerine bir fikir veriyor okura: “Bu kitabın benzersizliği ve kışkırtıcılığı, günlük yaşantımızın sıradan bir meselesine yönelmesinden ileri geliyor: Yemek yeme. Besin tüketimi konusuna odaklanan Mentinis, toplumlardaki neoliberal dönüşümün, ekonomiyi sadece ‘teorik’ anlamda etkilemekle kalmadığı gibi günlük yaşam pratiklerimizin yapısının yeniden şekillenmesinden de ayrı tutulamaz bir gerçek olduğunu açık bir biçimde anlatıyor.”


Günümüzde yemek pişirme ve yeme üzerine yayımlanan kitaplar, gerçekleştirilen incelemeler, hazırlanan belgeseller ve çekilen videolar, bir yandan gastronomiyi geliştiriyor diğer yandan yeni bir sömürü biçimini tetikliyor. Tam da bu nedenle Mentinis, araştırmasını psikopolitik bir çalışma diye niteliyor. Kitabın alt başlığı ise araştırmasının ana fikrini ortaya koyuyor: “Neoliberal Çağda Yemek Ritüelleri.”


Şeflerin çizdiği ‘kültürel sınır’

“Sağlıklı olma hastalığı” ve organik beslenme ticareti, günümüz tüketim kültürünün yansımalarından biri. Mentinis, bu durum karşısında yemek yelpazesinin değişiminin, bedenler ve benlikler üzerindeki etkisini masaya yatırırken şöyle diyor: “Bu kitap mutfak kültürü ve besin psikopolitikası üzerine. Bir başka deyişle beslenme ve yemek yapma eylemlerinin, durmaksızın değişen neoliberal simgesel ve maddi asamblajlarda pişenin yaratım ve biçimlenişindeki etkisiyle ilgili. Kitap, psikopolitik fonksiyonu eleştirel bir şekilde inceleyerek kapsayıcı teorik ve analitik bir çerçevede, çağdaş mutfak kültürünün, neoliberal süresince bir aşamadan diğerine geçişi işaret eden bir dizi yemek yapma/beslenme ritüelleri olarak anlaşılabileceği görüşünü ileri sürüyor.”


Ekranlarda ve internet platformlarında yayımlanan videolarda boy gösteren şefler, Mentinis’e göre yeni bir yemek pişirme ritüelinin öznesi durumunda bugün. Neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğini kesin ve didaktik bir dille söyleyen şefler, yarattığı yiyecek kompozisyonuyla bir psikopolitik estetik meydana getiriyor. Dolayısıyla bunları izleyen ve uygulayan kişiler, kurulan sahneden kendilerine iletilen mesajları alırken şefin çizdiği “kültürel sınır” içinde kalmaya zorlanıyor.


Bir tarafta süregiden yemek yeme kültürünün tüketim kültürüne dâhil edilmesi, diğer tarafta ise yemeyi reddetmenin psiko-patolojik bir duruma dönüşmesi arasında salınan bir araştırmaya imza atıyor Mentinis. Her ikisinin de neoliberal kapitalist düzenle ilgisi bulunduğunu belirten yazar, sistem eleştirisine bu pencerelerden bakarak girişirken yeni yeme kültürü eliyle bir kimliksizleştirme harekâtının başladığından ve buna karşı filizlenen itaatsizlikten bahsediyor.


YEMEĞİN PSİKOPOLİTİKASI

Mihalis Mentinis

Ayrıntı Yayınları, 2021

Çeviren: Nazlı Sinanoğlu İnanç

192 s.

1/1

1/2

1/1