• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

2021’de Nilüfer Altunkaya'nın en sevdiği kitaplar

Nilüfer Altunkaya, 2021'de okuyup tavsiye ettiği kitapları Literaedebiyat ile paylaştı:



Artık eskisi kadar planlı okumalar yapamıyorum, öncelikle bunu belirteyim. Yıl biterken sizin vesilenizle ben de neler okumuşum diye dönüp bakınca genelde kurgu okumuş olduğumu fark ettim. Elbette yeni çıkan kitapları takip etmeye çalışırken okumam gerektiğini düşündüğüm kült yazarları da okumaya çalışıyorum.


Roman olarak baktığımda daha önce okumadığım ve çok etkilendiğim için burada anmam gereken ilk yazar Julian Barnes. Flaubert’in Papağanı, Zamanın Gürültüsü, Bir Son Duygusu ve Nabız adlı romanlarını ve Penceremden adlı denemelerini okumak büyük keyifti. Şu anda Korkulacak Bir Şey Yok adlı romanını okumaya devam ediyorum.


Eduard Louıs’den Eddy’nin Sonu ve Babamı Kim Öldürdü, Annie Ernaux’un Seneler adlı kitaplarını çok etkilenerek okudum. Yine öykülerini çok sevdiğim Samanta Schweblin’in Kurtarma Mesafesi çeviri olarak okuduğum kitaplar içinde farklı kurgusu ve çarpıcı anlatımıyla söz edilmesi gereken kitaplardandı. Valeria Luıselli yeni tanıştığım ve Dişlerimin Hikayesi, Kalabalıkta Yüzler adlı kitaplarını severek okuduğum ve novella türünde bana ilham veren bir yazar oldu. Yine anmadan geçemeyeceğim Enrique Vila Matas, Can Yayınları’ndan çıkan yeni çeviriler vesilesiyle keşfettiğim, aklımı başımdan alan bir yazar oldu.


Ayrıca Can Yayınları’nın Kısa Modern serisinden çıkan daha önce çevrilmemiş Cesare Pavese’nin Hapishane ve Kumsal adlı kitapları Pavese hayranı olarak anmak istediğim çeviri kitaplardan. Pavese’den sonra Thomas Bernhard’ın Neden ve Bitik Adam adlı kitaplarını İzmir’de yazın okuma fırsatı buldum. Bernhard okumak her zaman bambaşka bir yolculuk gerçekten…


Usta kalemlerimizi fırsat buldukça yeniden okumak yazarlığımı çok besliyor. Sevgi Soysal, Onat Kutlar, Vüsat O. Bener, Yusuf Atılgan’ı çeşitli vesilelerle yeniden okuma fırsatı bulduğum için mutluyum. Çağdaş edebiyatımızı öykü şiir ve roman dallarında takip etmeye çalıştığımı söyleyebilirim. İthaki Yayınları’nın Poetika dizisinden çıkan şiir kitaplarını severek okuyorum. Devrim Horlu, Gökhan Arslan, Tuba Bozkurt, Kaan Koç, Naile Dire ve Zeynep Tuğçe Karadağ’ın kitaplarını etkileyici buldum.


Şiirin yanı sıra öyküde de yeni çıkan kitapları elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Murat Gülsoy’un Belirsiz Bir Ânın Kıyısında, Onur Akyıl’ın Açık Dövüş, Murat Çelik’in Eve Dönmeyen Hayvan, Fatma Nur Kaptanoğlu’nun Ateşten Atlamak, Hasibe Özdemir’in Bu Kardan Adam Olmaz, Recep Kayalı’nın Kamburuma Üç Sebep, Şebnem Balevi’nin Olmaz Diye Düşündüğümüz Şeyler adlı öykü kitaplarını ve Özgür Çırak’ın Ormandan Gece Gelen adlı novella tadındaki kitabını severek okudum. Ayrıca roman olarak Ayfer Tunç’un Osman, Ayhan Koç’un Cümle Göğün Mavisi ve Kemal Varol’un Kara Sis ve Faruk Duman’ın üçüncü cildiyle tamamlanan Sus Barbatus adlı romanlarını anmak isterim.


Mircea Eliade’nin Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar adlı kitabını mitlere ve arketiplere bakış açınızı değiştirebilecek nitelikte bir kitap olduğu için anmak isterim. Ve J. Cortazar’ın Edebiyat Dersleri gerçekten çok besleyici oldu benim için. Mason Currey’in Günlük Ritüeller adlı kitabı da yazarların günlük ritüellerini merak edenler için iyi bir derleme.

Okuyup burada anamadığım veya okumaya fırsat bulamadığım aynı dilde hikâyeler anlattığım dostlarım affetsin. Nice kitaplarda buluşmak dileğimle herkese iyi yıllar…

1/1