Ara


Rüya Oteli: Herkesin başına gelebileceklerin spekülatif anlatısı
Gülsel Ceren Güneş, Laila Lalami’nin romanı, Rüya Oteli üzerine yazdı: "Kitapta, Kurumsallaştırılmış olmanın çaresizliği, kişinin “normal” olduğunu kanıtlamak zorunda kaldığı sistem ve sıradan görevlilerin sahip olduğu korkunç güç çok iyi anlatılmış." İlk kez spekülatif kurgu türünde bir eser okuduğumda en sevdiğim türü bulduğumu anlamıştım. Bu türde de bilimkurgudaki “Falanca bilimsel ya da teknolojik değişim olursa ne olur?” sorusuna benzer bir soruyla yola çıkılsa da ondak

Litera
6 gün önce


Bir lügatın peşinde: Mahir Ünsal Eriş’ten bin sayfalık bir edebiyat macerası
Murat Şahin Öcal, Mahir Ünsal Eriş'in romanı, Harikalar Lügati üzerine yazdı: "Mahir Ünsal Eriş’in Harikalar Lügati, eski kelimelerin, unutulmuş bir dilin ve İstanbul’dan Urfa’ya uzanan gizemli bir yolculuğun izini sürerken okuru yavaşlamaya davet ediyor." Ah, kimsenin vakti yok, oturup kalın kitaplar okumaya. Hızlı okuma alışkanlıkları ile geçiyorlar küçürek öykülerin üzerinden. Bir leğen dolusu suyu çıplak ayaklarıyla şıpırdatırken okyanusları aştıkları vehmiyle. Mahir Ünsa

Litera
4 Eyl


İnsan nereye aittir?
Litera Edebiyat, Mehmet Tolga Görgülü'nün son romanı Hayat Manastırı'nı inceledi: "Roman, 1848’in eşiğinde değişmeye hazırlanan bir ülke ile kendi hayatında bir dönüm noktasına gelen bir insanın hikâyesine odaklanıyor." Bazı dönemler vardır; insan kendi hayatıyla birlikte yaşadığı dünyanın da yerinden oynadığını hisseder. Sokakların dili değişir, yıllardır tartışılmaz görünen düşünceler birden tartışmaya açılır, dün doğal kabul edilen düzen bugün tahammül edilmez görünmeye ba

Litera
3 Eyl


Kapat gözlerini, çık yola
Umut Kaygısız, Gül Parlak'ın kitabı, Uçacak Ninnisi üzerine yazdı: "Uçacak Ninnisi adlı kitabı ile hareket etmeden şehir değiştirmeyi, seslerle görmeyi, sessizlikle düşünmeyi ve elbette konuştukça eksilmeyi öğreniyoruz." Çıkarken dışarı, yanına sessizliğini de al, öyle git, diyor. Bilmem kaç zamandır aynı duvarları şahit göstererek birbirini yoran iki kişiden biri bu. Sonuna kadar da haklı. Hele ki bir romanın içindeyken… Daha fazla haklı. Asıl derdi konuşmamaktan öte aslında

Umut Kaygısız
1 Eyl


Sevginin, şiddetin ve toprağın hafızası
Aynur Kulak, Becky Manawatu’nun Bataklık adlı romanı üzerine yazdı: "Bataklık, insanın geçmişinden kaçamayacağını söylerken geçmişinin tutsağı olmak zorunda olmadığını da fısıldıyor." Becky Manawatu’nun Bataklık (Ayrıkotu Yayınları) romanı, ilk romanı Yılan Balığı Avı’na (Ayrıkotu Yayınları – 2023) bıraktığı yerden devam ederken aslında aynı hikâyeyi başka bir yerden yeniden anlatıyor. Yılan Balığı Avı’nda annesiz ve babasız kalan sekiz yaşındaki Ārama’nın ağabeyi Taukiri tar

Aynur Kulak
30 Ağu


Yerin en dibi, dünyanın en tepesi neresi?
Simge Desen, Gülsel Ceren Güneş'in romanı, Tanrıların Tahtında üzerine yazdı: "Trajedi ve acılarla dolu bu metni ironi ve mizahla harmanlaması, bilgiyi boca etmeden metne yedirmesi müthiş bir matematik." Çocukken camdan izlediğim bulutları tutacak kadar yüksekte olmak isterdim. Sınırları düşünürdüm. Yerin en dibi, dünyanın en tepesi neresi? Sonra biri çıktı geldi, peş peşe yıllarda önce en yüksek dağa tırmandı sonra yerkürenin ateşiyle gelen sarsıntının acısına destek olmaya

Litera
25 Ağu


Bunca umutsuzluğun tam ortasında bir kurtarıcı gelse?
Gökçe Kalaycı, László Krasznahorkai’nin ilk romanı Şeytan Tangosu üzerine yazdı: "Adından da anlaşılacağı gibi, kurgu adeta dans ediyor, o biraz sancılı turunu tamamlıyor ve nihayetinde başladığı yere geri dönüyor. Upuzun cümlelerin, es vermeyen paragrafların, bitmeyen bilinç akışlarının hüküm sürdüğü bir dans bu." “…ve duvarlara yansıyan titrek lekelerin yalnızca gölgeler mi, yoksa umuda bel bağlamış düşüncelerinin ardına gizlenen umutsuzluğun acı çığırları mı olduğunu tam o

Litera
23 Ağu


Nagihan Dermancı’nın öykülerinde görünmeyene bakmak
Umut Kaygısız, 2025 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması kazananı Nagihan Dermancı'nın kitabı, Baktığım Her Yerde üzerine yazdı: "Baktığım Her Yerde yolun sadeliğini güzelleştiren, yolculuğuysa bir şarkı gibi dilden dile ulaştıran, görünmeyenden korkmaktansa gözlerin yenik düştükleriyle el sıkışan, nefesi güçlü bir kitap." Gördüklerini anlat deseler… Öyle durduk yere. Bir tercüman bulmak mümkün değil ki hislere. Mecburen çıplak, çırılçıplak yalnızlıklar dökülür şu dudaklardan. Ardı

Umut Kaygısız
19 Ağu


“En güzel çocuk: Henüz büyümedi”
Duygu Uzel, Mehmet Fırat Pürselim'in yeni romanı, Kıyıya Paralel odağında yazdı: “Arakus sokaklarında yürürken yabancı yüzler görmeyiz. Köşeyi döndüğümüzde bizzat kendi gerçeğimizle çarpışırız. Mehmet Fırat Pürselim, Kıyıya Paralel’de doksanlı yılların hüznünü, mizahını ve ortak kaderini insan hikâyeleri üzerinden anlatıyor.” Tarih, büyük olayların, kazananların raporlarını tutadursun, edebiyat resmî kayıtların kadraj dışı bıraktığı anların fotoğrafını çeker kurgusuyla. Fotoğ

Litera
12 Ağu


Karanlığı kazımak: Thomas Ott'un Cinema Panopticum'unda bumerang bakış
Nilay Kaya yazdı: "Thomas Ott’un Cinema Panopticum’u, sessiz çizgi romanın sınırlarını aşarak okuru bir seyir deneyiminin içine çekiyor." Thomas Ott'un 2005'te yayımlanan Cinema Panopticum'unu "okuma" deneyiminin kendisi başlı başına bir merak odasına, 16. ve 17. yüzyılların Cabinet of curiosities / Wunderkammer koleksiyonlarına dalmaktan farksız. Küçücük, kapalı bir mekânda akla hayale gelmeyecek türlü tuhaflıklar, yadırgatıcı objeler ve imgeler karşımızda. Buradan 19. yüzyı

Nilay Kaya
10 Ağu


Bir davadan devasa bir devlet eleştirisine
Gülsel Ceren Güneş, Liu Zhenyun'un romanı, Kocamı Ben Öldürmedim üzerine yazdı: "Kocamı Ben Öldürmedim, bireysel adalet arayışının nasıl devasa bir devlet mekanizmasını harekete geçirebileceğini gösteren, kara mizahla örülmüş güçlü bir siyasi hiciv." Çinli yazar Liu Zhenyun'un Kırmızı Kedi'den çıkan ve Çince aslından Giray Fidan tarafından çevirilen Kocamı Ben Öldürmedim romanı, ilk bakışta basit bir aile draması gibi görünen olayı, devasa bir bürokratik komediye dönüştürerek

Gülsel Ceren Güneş
5 Ağu


Bugün yaşadığımız her şeyin adı: Para Gürültüsü
Şule Tüzül, Latife Tekin'in romanı Para Gürültüsü üzerine yazdı: "Her romanında yeni bir dille bir meseleyi anlatan Latife Tekin, o şiirsel ve masalsı diliyle paranın dilini, günümüzün iyice bozulan, mekanikleşen, anlaşmaya değil anlaşamamaya, yakınlaşmaya değil uzaklaşmaya neden olan diliyle buluşturmuş." Gümüşlük'te oturduğum evin arkasında bir tepede durur Gümüşlük Akademisi. Buraya taşındığım ilk yıllarda, yani on iki yıl önce, bahçesi, ağaçları ve doğayla uyumlu binaları

Şule Tüzül
31 Tem


Odysseus'tan Nüvid Bey'e: Bir şahsiyet yolculuğu
“Odysseus’un İthaka’sı mı, Mehmet Nüvid Bey’in İstanbul’u mu?” Serdar Yegül, Homeros’un Odsseia’sından yola çıkarak Mahir Ünsal Eriş’in Harikalar Lügati’ni yazdı: “Biri destan, diğeri modern bir roman, birinde tanrılar ve deniz canavarları, diğerinde sıradan insanların sessiz hayatları olsa da, iki eser de aynı gerçeği dile getirir: Yolculuk ve zaman insanı değiştirmektedir.” İnsanlar çeşitli nedenlerle yollara düşer, umdukları ve ummadıkları pek çok zorlukla karşılaşır, onla

Litera
25 Tem


Yaşamadığımız hayatların izinde: Karanlık Madde ve seçimlerin sonsuz evreni
Umut Kaygısız, Blake Crouch'un romanı Karanlık Madde üzerine yazdı: “Ya gerçekten çoklu evrendeysek ve beyinlerimiz, algılarımızı tek evrene indirgeyen bir güvenlik duvarı geliştirecek şekilde evrimleştiyse?” Hayat, nefes aldığımız sürece yaptığımız seçimlerin toplamı mıdır yoksa her ân, yalnızca kendi tercihini mi doğurur? İlerisi ya da gerisi olmadan. Arkasında herhangi bir neden aramadan. Sonuçlarına anlam yüklemeden. Kusursuz bir varoluş çizgisine saplanıp kalmadan. Bugün

Umut Kaygısız
20 Tem


Asker ile Denizci: Anneliğin görünmeyen cephesi
Mehtap Sağocak, Claire Kilroy ‘un Asker ile Denizci isimli romanı üzerine yazdı: "Anneliği kutsallaştırmadan, kadınların gerçek bedensel ve ruhsal deneyimini tüm karmaşık ve çelişkili yanlarıyla görünür kılan bu roman, doğrudan annenin zihninin içinden seslenir ve sıradan annelik anlatılarından farklı bir yapı sunar." İrlandalı yazar Claire Kilroy ‘un Asker ile Denizci isimli romanı 2025 yılında YKY tarafından Lale Akalın çevirisiyle yayımlandı. Roman bir anne ile bebeği aras

Litera
9 Tem


Sessizliğin estetiği: Ralf Rothmann'ın Deniz Kenarında Geyikler'i
Aylin Graves, Ralf Rothmann’ın Deniz Kenarında Geyikler adlı kitabı üzerine yazdı: "Kitap, sıradan insanların suskunluklarında saklı hayatları görünür kılıyor. Yirmi yıl sonra bile güncelliğini koruyan kitap, okurunu anlatılanlardan çok anlatılmayanların izini sürmeye davet ediyor." Ralf Rothmann’ın Deniz Kenarında Geyikler adlı öykü kitabı, Almanya’da ilk yayımlandığı tarih olan 2006 senesinden bu yana geçen yirmi yıla rağmen, edebi tartışmalar içinde yeniden ve hep yeniden

Litera
5 Tem


Giysilerden değil, kendimizden soyunmak
Umut Kaygısız, Melike Koçak'ın kitabı, Çıplak Kala-biliriz üzerine yazdı: "Her hikâye farklı bir bedene sığınmış vaziyette; çok katmanlı, gösterişten uzak ve var olmaktan utanmayacak kadar özgür." Güneşin gözlerini yumduğu yerdeyim, loş bir ışıktan farksız yıldızlar. Denizin buz kestiği yerde ellerim, bilmiyorlar hiç dokunmasını. Sadece soyunmuş şehrin çıplak vücudu alıyor beni kollarına. Yalnızlığın tutkulu bir bağımlısı olduğum kadar acemisiyim de aşkın. Şimdi nefesimin sir

Umut Kaygısız
28 Haz


Gogol’un fantastik dönüşüm yolculuğu
S. Serdar Yegül yazdı: "Gogol’un fantastik dönüşüm yolculuğunda, Dikanka öykülerindeki insanın ‘dışındaki’ şeytan ve cadı gibi fantastik unsurlar yerini, Petersburg öykülerinde insanın ‘içindeki’ tuhaflıklar ve absürtlüklere bırakması, modern anlatının kapılarını aralar. Bu aralıktan Franz Kafka, García Márquez ve daha pek çok yazar içeri girer." Rus edebiyatında Nikolay Gogol’un (1809–1852) tanınmasını sağlayan ilk eserin, Dikanka Yakınlarında Bir Köyde Akşamlar (1) olduğu s

Litera
19 Haz


Savaşı renkler kazanacak
Umut Kaygısız, Deniz Eldam'ın öykü kitabı, Gözlerin Karanlığa Alışınca üzerine yazdı: “Küçük küçük söylüyor, büyük büyük anlatıyor. Düşlerin gerçeklere üstünlük kurmaya başladığı yerde sönen mumlara omuz veriyor kıymetli yazar.” Korkar insan önce. Korkmaz mı hiç karanlık yüzünü kaplayınca? Çığlık atsa olmaz. Boşluğa bırakır nefesini. Bir umut. Bir ses. Bir karşılık için. Nereye çevirse başını, orada biter kafasının içinde dağ gibi büyüttükleri. Biraz zaman biraz sabır. Titrey

Umut Kaygısız
16 Haz


Bir meşe ağacına armağan edilen hikâyeler
Mine Erdem, Murat Şahin Öcal'ın kitabı, Gece Trapezcileri üzerine yazdı: "Murat Şahin Öcal'ın Gece Trapezcileri, kendine özgü metaforları, nahif dili ve insana dokunan hikâyeleriyle okuru gündelik hayatın görünmeyen yaralarına yaklaştırıyor." Gece Trapezcileri; Murat Şahin Öcal’la tanıştığım, sıcacık, bizden bir öykü kitabı. Âdetimdir, birini ilk kez okuyacaksam önce kendisini ve diğer eserlerini araştırırım ki onu daha iyi anlayayım. Anladım. Kitap daha ön sözünde “ithaf edi

Litera
13 Haz









