Yaşamadığımız hayatların izinde: Karanlık Madde ve seçimlerin sonsuz evreni
- Umut Kaygısız
- 11 saat önce
- 4 dakikada okunur
Umut Kaygısız, Blake Crouch'un romanı Karanlık Madde üzerine yazdı: “Ya gerçekten çoklu evrendeysek ve beyinlerimiz, algılarımızı tek evrene indirgeyen bir güvenlik duvarı geliştirecek şekilde evrimleştiyse?”

Hayat, nefes aldığımız sürece yaptığımız seçimlerin toplamı mıdır yoksa her ân, yalnızca kendi tercihini mi doğurur? İlerisi ya da gerisi olmadan. Arkasında herhangi bir neden aramadan. Sonuçlarına anlam yüklemeden. Kusursuz bir varoluş çizgisine saplanıp kalmadan.
Bugünü dünden ayıran, yarını geçmişten uzaklaştıran keskin çizgilere bir isim verecek olsanız, “seçimler” demek muhakkak akla en yatkın olanlardandır. Kritik eşik buysa şayet, bir adım öncesi ve sonrası da en az kendisi kadar önemli olmaz mı? Elbette olasılıklarla başlayan seçimlerin nihayete erdiği yerde parıldayan ve neticeleri bize ulaştıran gözlemlerimiz sayesinde basküle çıkartabiliriz hayatımızı. Sonra geriye dönmek, pişman olmak ve dönüp dolaşıp aynı soruyu sormak sürpriz sayılmaz: “Hayatından memnun musun?”
Endişe etmeyin. Bu soruya alelade bir cevap verip yaşamın ağırlığı üzerine kafa patlatmaktan oldukça uzak, kurmacanın alameti farikası karşısında şapka çıkartmanıza hevesli bir kitapla buluşuyoruz. Blake Crouch, keskin zekâ ile sivri fikirler el ele tutuşursa ne kadar kışkırtıcı bir evren yaratılabilir, düşüncesini hayata geçirmeyi başarmış Karanlık Madde ile. Okurken ancak bölüm sonlarında nefesinizi serbest bırakabileceğiniz yoğunlukta bir tempo ve gerilimle dolup taşıyorsunuz. Sıkı durun. Gözlerinizi kapatıp düşüncelerinizi kısa süreliğine emanet ettiğiniz yerin hızla siyaha boyandığını ve bir küpün içine sığmakta zorlandığını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
Kahramanımız bilim insanı Jason Dessen’ın hayatını ve tercihlerini korku dolu bir deneyimle imtihandan geçirdiği noktada açıyoruz gözlerimizi. Onunla birlikte uyanıyor, onunla karanlığın ortasında kayboluyoruz. Çıkış yolu aradığımız her an, ailesine karşı diri tutabildiği hislerinin karşısında duvar ören yabancının kendi versiyonlarından oluştuğu fikrine ısınıyoruz yavaş yavaş. Ve gerilim tırmanıyor. Ilık ılık yükselen bir panik, endişe, hatta korku her an cebimizde. Gidilecek yer belli, kaçılacak şey zaten sırıtıyor fakat bunların her ikisi de zihnin ve öngörülerin dışında kalmaya mecbur. Neden mi? İşte cevap.
Havuzdaki balık, dünyayı yaşadığı havuzdan ibaret zanneder. Ta ki o havuzdan dışarı çıkartılıncaya kadar. Peki. İnsanlık için durum bundan farksız diyebilir miyiz? Tereddüt çok. Yaşadığımızı zannettiğimiz her şey, pekâlâ gerçekliğin milyonda, milyarda biri olabilir. Havuzun dışında gökyüzü, ağaçlar, binalar, kaldırımlar, insanlar, diğer hayvanlar… Balık tüm bunlara ne kadar yabancıysa, hiç kuşkusuz biz de varlığımızı tescil ettiğimiz evrenin dışında karşılaşacağımız her şeye bir o kadar yabancı olmaya mahkumuz.
Romanın esin kaynağının, kuantum mekaniğindeki “süperpozisyon” kavramını açıklayan Schrödinger’in kedi deneyi olduğunu öğreniyoruz. Kabaca özetlersek, dış dünyadan tamamen yalıtılmış bir kutunun içine radyoaktif atom, zehir, Geiger sayacı ve kedi konulur. Sonra kutu kapatılır ve radyoaktif atomun eline bırakılır her şey. Şayet sayaç radyasyon algılarsa zehirli gaz salgılayarak kediyi öldürecektir. İşin ilginç ve absürt tarafı da tam bu noktada başlar. Çünkü kutunun kapağı açılana kadar atom hem bozunmuş hem de bozunmamış olabilir. Yani kutunun içindeki kedi ölü de olabilir diri de.
Kutuyu açmadığımız sürece, sistem süperpozisyondadır. Yani süperpozisyonu bozan iki durumdan birinin seçilmek zorunda kalınmasının sebebi, kediyi yaşatan da öldüren de gözlemden başkası değildir. Kutunun açıldığı an otomatikman gözlem devreye girecektir ve olasılıklar derhal son bulacaktır. Peki. Benzer eylemi günlük hayatlarımızda sayısız kere gerçekleştirdiğimizi düşünürsek… Pekâlâ çoklu evrenin varlığından da söz edebiliriz.
İşte böylesine güçlü bir deneye sırtını dayayan kitapta, kahramanımız Jason Dessen dahiliğini tescilleyen küpünü yaratırken, gözlem ve dış etkilere kapalı ortam tasarlamıştır. Küp, gündelik nesnelerin kuantum süperpozisyonunda var olabileceği bir ortam yaratmaktadır ve bu ortamın sürdürülebilirliği de kitap boyunca tartışılacaktır. Temel soruysa şudur: “Ya gerçekten çoklu evrendeysek ve beyinlerimiz, algılarımızı tek evrene indirgeyen bir güvenlik duvarı geliştirecek şekilde evrimleştiyse?”
Bu sorunun attığı düğümü çözme işi, gözlemlemeyi engelleyen bir ilaca düşmektedir. Bunu da Dessen’in yakın arkadaşı, görünmeyen rakibi Ryan yüksek bir ücret karşılığında tasarlamıştır. Sonrasında seçimlerin arasında yolculuk yapmak ve zamanı sıcak karşısında dirençsiz kalan kar kütlesi gibi yavaşça eriterek geçişi sağlamak, çocuk oyuncağına dönmüştür.
Anlayacağınız üzere, bir an bile düşmeyen temposuyla sayfaların su gibi akıp gittiği bir roman Karanlık Madde. Maceranın temelinin kuantum fiziğiyle atılması ve harcının spekülatif kurguyla karılması okurlar için gayet kışkırtıcı bir durum. Alışılagelmiş tüm evrenleri yıkmayı düstur edinmiş, derdini anlatırken frene basmayı bir an bile aklından geçirmeyen Blake Crouch, çok farklı bir deneyim sunuyor bizlere. Yazarın sıra dışı kurgusuna şaşırmakla hayranlık duymak arasında gidip gelmeniz mümkün. Ama en çok da zor bir konuyu, karmaşıklaştırmadan ve güçlü gerilim unsurlarını bilim kurguya yem etmeden kotarmayı başarmış olması alkışlanası.
Karanlık Madde, bilim kurguyla hiç ilgisi olmayan birisi için bile gayet anlaşılır düzeyde anlatıma sahip olması bir yana, yarattığı atmosferle çabucak içine alıyor okurunu. En karmaşık noktalarda dahi ikna edici çözümler sunduğu için hiçbir şekilde absürt kokusu gelmiyor burnunuza. Bu sayede de yazarın tansiyonu istediği biçimde ayarlayabilmesi şaşırtıcı olmaktan çıkıyor. Bir sonraki sahne için hissettiğiniz şeyin merakla sınırlı kalmama sebebiyse, bilinmezlik ve kuşkunun hikâyede baskın unsurlar olarak her şeyi gölgede bırakmaması. Bir şekilde polisiye kıvamında yükselen tempo, gerilimi hep bir adım öne çıkarmakla meşgul. Ancak asıl vurucu nokta, Karanlık Madde’yi, benzerlerinden ayıran özelliği ne diye soracak olursanız…
Joseph Campbell’in Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’ndan ciddi esintiler taşıyor Karanlık Madde. Romanın başlangıcında Jason, istemsizce serüvene atılmak zorunda kalıyor gibi gözükse de işin içinde başka iş olduğu kısa zamanda ortaya çıkıyor. Ve Jason, tam manasıyla sonsuz ve sınırsız bir yolculuğa çıkarak belki de birden fazla değişim geçirirken, tabiri caizse gözünü budaktan sakınmıyor. Her seferinde eşik bekçisini birbirinden farklı zorlukları bertaraf ederek ve cesaretini son zerresine kadar kullanarak aşıyor. Karşımıza bir bilim adamından ziyade, insanın saf özüyle çıkmasıysa ciddi bir ters köşe. Bilimin baş role soyunduğu hikâyede duyguların ve karakterin ona meydan okuması çatışmanın gizli, ikinci boyutu olarak gölgedeki yerini alıyor. Özellikle eşik bekçisinin de kahramanın kendisi olduğu anlar da.
Güzel haberlerden birincisi. Spekülatif kurgu gibi zekâ, araştırma ve yoğun emek isteyen bir türde okurlarını koltuklarına mıhlayıp her sayfada terletmeyi başardığı için Blake Crouch’u bu kitaptan sonraki yazarlık yolculuğunda da takip etmek lüks olmaktan çıkacak, diyebiliriz.
İkinci olarak, Karanlık Madde, okurunu çıkışı belli olmayan bir labirentte yalnız bırakırken, buram buram tekinsizlik kokan dış dünyayı da asla uzakta tutmuyor. Gerilimi en yüksek noktada duyumsayabilmeniz için kahramanın yolcuğuna tereddütlerden arınmadan dahil olmanızı sağlayacak tehdit unsurlarını cesurca önünüze sürüyor. Yani dramatik metinlerin yoğunluk unsuru kusursuz biçimde işlerken, bir yandan da dış tehditler yüzünden sürekli durum ve olasılık değişimi yaşayan, dinamik bir hikâyeyle baş başasınız.
Karanlık Madde ile varoluşçuluğa kibar bir selam çakan Blake Crouch, zamandan bağımsız olarak, karşılaştığımız durumlara göre yaptığımız seçimler neticesinde varlığımızı gerçekleştirişimizin altını çizmekte. Yarattığı kurmacanın zihin dinamiklerimize yaptırdığı egzersizler sayesinde kitabı bitirdikten sonra da etkisini kafanızın içinde tutacağınız bu serüven yalnızca bir kitap uzağınızda. Keyifli okumalar dilerim.
KARANLIK MADDE
Blake Crouch
İthaki Yayınları, 2026
Çeviri: Begüm Kovulmaz
347 s.



































