Ara


Asker ile Denizci: Anneliğin görünmeyen cephesi
Mehtap Sağocak, Claire Kilroy ‘un Asker ile Denizci isimli romanı üzerine yazdı: "Anneliği kutsallaştırmadan, kadınların gerçek bedensel ve ruhsal deneyimini tüm karmaşık ve çelişkili yanlarıyla görünür kılan bu roman, doğrudan annenin zihninin içinden seslenir ve sıradan annelik anlatılarından farklı bir yapı sunar." İrlandalı yazar Claire Kilroy ‘un Asker ile Denizci isimli romanı 2025 yılında YKY tarafından Lale Akalın çevirisiyle yayımlandı. Roman bir anne ile bebeği aras

Litera
9 Tem


Sessizliğin estetiği: Ralf Rothmann'ın Deniz Kenarında Geyikler'i
Aylin Graves, Ralf Rothmann’ın Deniz Kenarında Geyikler adlı kitabı üzerine yazdı: "Kitap, sıradan insanların suskunluklarında saklı hayatları görünür kılıyor. Yirmi yıl sonra bile güncelliğini koruyan kitap, okurunu anlatılanlardan çok anlatılmayanların izini sürmeye davet ediyor." Ralf Rothmann’ın Deniz Kenarında Geyikler adlı öykü kitabı, Almanya’da ilk yayımlandığı tarih olan 2006 senesinden bu yana geçen yirmi yıla rağmen, edebi tartışmalar içinde yeniden ve hep yeniden

Litera
5 Tem


Giysilerden değil, kendimizden soyunmak
Umut Kaygısız, Melike Koçak'ın kitabı, Çıplak Kala-biliriz üzerine yazdı: "Her hikâye farklı bir bedene sığınmış vaziyette; çok katmanlı, gösterişten uzak ve var olmaktan utanmayacak kadar özgür." Güneşin gözlerini yumduğu yerdeyim, loş bir ışıktan farksız yıldızlar. Denizin buz kestiği yerde ellerim, bilmiyorlar hiç dokunmasını. Sadece soyunmuş şehrin çıplak vücudu alıyor beni kollarına. Yalnızlığın tutkulu bir bağımlısı olduğum kadar acemisiyim de aşkın. Şimdi nefesimin sir

Umut Kaygısız
28 Haz


Gogol’un fantastik dönüşüm yolculuğu
S. Serdar Yegül yazdı: "Gogol’un fantastik dönüşüm yolculuğunda, Dikanka öykülerindeki insanın ‘dışındaki’ şeytan ve cadı gibi fantastik unsurlar yerini, Petersburg öykülerinde insanın ‘içindeki’ tuhaflıklar ve absürtlüklere bırakması, modern anlatının kapılarını aralar. Bu aralıktan Franz Kafka, García Márquez ve daha pek çok yazar içeri girer." Rus edebiyatında Nikolay Gogol’un (1809–1852) tanınmasını sağlayan ilk eserin, Dikanka Yakınlarında Bir Köyde Akşamlar (1) olduğu s

Litera
19 Haz


Savaşı renkler kazanacak
Umut Kaygısız, Deniz Eldam'ın öykü kitabı, Gözlerin Karanlığa Alışınca üzerine yazdı: “Küçük küçük söylüyor, büyük büyük anlatıyor. Düşlerin gerçeklere üstünlük kurmaya başladığı yerde sönen mumlara omuz veriyor kıymetli yazar.” Korkar insan önce. Korkmaz mı hiç karanlık yüzünü kaplayınca? Çığlık atsa olmaz. Boşluğa bırakır nefesini. Bir umut. Bir ses. Bir karşılık için. Nereye çevirse başını, orada biter kafasının içinde dağ gibi büyüttükleri. Biraz zaman biraz sabır. Titrey

Umut Kaygısız
16 Haz


Bir meşe ağacına armağan edilen hikâyeler
Mine Erdem, Murat Şahin Öcal'ın kitabı, Gece Trapezcileri üzerine yazdı: "Murat Şahin Öcal'ın Gece Trapezcileri, kendine özgü metaforları, nahif dili ve insana dokunan hikâyeleriyle okuru gündelik hayatın görünmeyen yaralarına yaklaştırıyor." Gece Trapezcileri; Murat Şahin Öcal’la tanıştığım, sıcacık, bizden bir öykü kitabı. Âdetimdir, birini ilk kez okuyacaksam önce kendisini ve diğer eserlerini araştırırım ki onu daha iyi anlayayım. Anladım. Kitap daha ön sözünde “ithaf edi

Litera
13 Haz


Kalbin yorulduğu yerde başlayan hikâyeler
Oğuzhan Duman, Canan Sancak’ın ikinci kitabı Kalp Bir Kastır Yorulur üzerine yazdı: "Kalp Bir Kastır Yorulur, yüksek sesli dramlar yerine eksiltili anlatımın ve şiirsel ayrıntıların gücüyle okurunu derin bir duygusal iklime davet ediyor." Kalp Bir Kastır Yorulur, çağdaş Türk öykücülüğünde atmosfer ve duygu merkezli anlatının dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Canan Sancak, olay örgüsünden çok karakterlerin iç ritmine ve zihinsel iklimine

Litera
12 Haz


İnsanlığın milyonlarca yıllık kabusu: Bütün Yarınlar
Umut Kaygısız, C.M.Kösemen’in yazıp resimlediği kitabı, Bütün Yarınlar üzerine yazdı: "Bütün Yarınlar, insanlığın Mars'a uzanan yolculuğunu spekülatif evrim, kozmik savaşlar ve unutulmuş uygarlıklarla birleştiriyor. Belleğin, dönüşümün ve hayatta kalma içgüdüsünün izini süren roman, okuru zamanın ve insan olmanın anlamı üzerine düşünmeye davet ediyor." Kafamızın içinde zaman. Çiviyle çakılmış gibi öylece duruyor. Bir ileri, iki geri. Sonra tekrar bir ileri. Olduğun yerde kal

Umut Kaygısız
7 Haz


"Orada kalan, kalmayı seçen ya da buna zorlanan kadın"
Gülsel Ceren Güneş, 2026 Uluslararası Booker Ödülü finalisti Geriye Kalan Kadın üzerine yazdı: "Kadınların zor hayatları, ostaynitasların öldürülen kimlikleri, bastırılan hayalleri zar zor var olmaya devam ediyor. Karabash bu gerçekliği malzeme olarak alıyor ama romana dönüştürürken onu hem büyütüyor hem de içeriden kırıyor." 2026 Uluslararası Booker Ödülü finalisti Geriye Kalan Kadın, Arnavutluk geleneğindeki "yeminli bakireler" üzerine kurulu bir roman. Jüri, romanı "acı an

Gülsel Ceren Güneş
3 Haz


Ya o deveyi gütmezsek!
S. Serdar Yegül yazdı: "Han Kang’ın Vejetaryen ve Marie Darrieussecq’nun Dişi Domuz romanları, insan olmanın biyolojik değil toplumsal bir statü olduğunu gösterirken, sınırların dışına çıkan bedenlerin nasıl dışlandığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor." Han Kang’ın Vejetaryen ve Marie Darrieussecq’nun Dişi Domuz romanları, “İnsan doğuştan mı insan olur, yoksa toplum sınırları içinde kaldığı sürece mi insan sayılır?” sorusunun peşine düşer. Bu doğrultuda, insan bedeninin yalnı

Litera
30 May


Kötü tohumları kim eker?
Nilay Kaya, "Aklı gidik, tersine-klasikleri" akademiye inatla sokmaya çalışan bir akademisyen olarak bu yazıda Tersine Kitap tarafından yayımlanan William March imzalı Kötü Tohum adlı romana odaklanıyor. "William March, gündelik Amerikan banliyö yaşamının güvenli atmosferini psikolojik gerilimle birleştirirken, kötülüğün sonradan mı öğrenildiği yoksa insanın doğasında mı bulunduğu sorusunu roman boyunca sürekli canlı tutar." "Bakışın hep aynı yöne odaklandığı yerde aradığımız

Nilay Kaya
27 May


Bir kitap hikayesi
Şule Tüzül, Jehan Barbur'un özyaşamöyküsü, Öncesi üzerine yazdı: "Öncesi, huzursuzluktan geçmeden huzura ulaşılamayacağını fısıldayan; insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesini isteyen sarsıcı bir roman" Üç yıl kadar önce, bir yaz sonu, sonbaharın ilk günleri, Jehan aradı. Yeni bir kitaba başladığını ve birkaç aydır çalıştığını biliyordum. Hadi gel bir bak yazdıklarıma, dedi. Huzursuzdu. Bu coğrafyada yaşayan herkes nasılsa o da öyleydi: Kaygılı, umut edebilmek için durmadan ça

Şule Tüzül
22 May


Geleceğin belirsiz ve nihayetsiz kaygısı: Dünyadan Son Gidişimiz
Çağnam Erkmen, Gülhan Tuba Çelik’in dördüncü kitabı, Dünyadan Son Gidişimiz üzerine yazdı: "Haset öyküleri bunlar. Başarı, mutluluk, zenginlik ve ışıltıları tahrip için kör eden aydınlıklarına saklanan sinsilere yeterince yaklaşan, ışığın dibinin her zaman kör karanlık olduğunu bilerek pırıltıyı küçümseyen, onu dışlamak için ona yanaşan cüretkâr karakterler ve peşin yanılgılar. Umut ve akıl asla aynı düzlemde çakışmıyor." Dünyadan Son Gidişimiz, Gülhan Tuba Çelik’in dördüncü

Litera
20 May


Zaferin adı her gece yatağa canlı girmek
Gülsel Ceren Güneş, Berkay Akbudak’ın ilk romanı Bir Paşa Bir Kayıp Kız Bir Genelev üzerine yazdı: “Roman, alışılmamış ölçüde sinematografik bir metin; kitabı okumuyorsunuz da izliyorsunuz gibi. 12 Eylül’ün karanlığında geçen roman, korkuyu yalnızca bir atmosfer değil, yaşayan bir karaktere dönüştürüyor.” Bir Paşa Bir Kayıp Kız Bir Genelev, adı kadar ilgi çekici ve sert bir anlatı. Akbudak, Türkiye ve yurt dışında aldığı sinema eğitiminin izlerini romanın her sayfasına taşımı

Gülsel Ceren Güneş
13 May


Mevsim Aynası ve yabancılaşmanın sessiz yankısı
Huban Seda Aras, Emrah Kurul'un romanı, Mevsim Aynası üzerine yazdı: “Kurul, Mevsim Aynası’nda okuru sadece bir karakterin hikâyesine değil; zihindeki kırık aynalardan yansıyan parçalı bir hakikate davet ediyor. Roman, travma, yalnızlık ve suçluluk duygusunu yankılar üzerinden görünür kılarken, anlamın her okurda yeniden kurulduğunu hatırlatıyor.” Kutsal metinleri anlamak için ortaya çıkan yorumbilim, günümüzde de edebî metinleri çözümlemenin en önemli yollarından biridir.

Litera
10 May


Geçmişin yaraları, bugünün ilişkileri
Özge Kara, Merve Küçüksarp'ın romanı, Aşk Acıtır üzerine yazdı: "Roman, bir kadının geçmişle hesaplamasını konu alırken, bir yandan da modern dünyada kadın olmanın zorlayıcı yanlarını ve narsist bir partnerle yaşamanın nasıl bir deneyim olduğunu sorguluyor." Bir zamanlar, aşığın maşuk için gözünü kırpmadan canını bile verebileceği büyük aşkların anlatıldığı diziler, filmler çekilirken, bu bağlamda hikayeler kaleme alınırken, günümüzde artık daha farklı türde hikayelere tanık

Litera
6 May


"Yine de insan kendi hikâyesini kendisi anlatmak istiyor."
Aynur Kulak, Kasım Hasan Ünal’ın ikinci romanı Gömülü Rüyalar Ülkesi odağında yaşam ve ölüm aksında geçmiş travmalar, tekinsizlikler, gizemler sarmalında gitmek, uzaklaşmak, başka bir hayata geçmek, sonsuz kurtuluşa erişmek, ilişkiler, suçluluk duygusu, rüya ile gerçeklik arasındaki sınırlarda mistisizm ve rivayet temalarının ön plana çıktığı çerçevede kapsamlı bir inceleme yazısı kaleme aldı. Kasım Hasan Ünal’ın Nemesis Yayınları tarafından yayımlanan ikinci romanı Gömülü Rü

Aynur Kulak
27 Nis


Stoner: Savaş günlerinde ikinci kez keşfedilmeyi hak eden bir modern klasik
Egemen Özdemir, John Williams’ın neredeyse yarım asır sonra dilimize çevrilen romanı, Stoner üzerine yazdı: "Stoner, savaşlar, ekonomik zorluklar ve gelecek bilinmezliği ile örselenen insana, bu yoğun kuşatma altında devam ettirmeye çalıştığı yaşam yolculuğunun bir benzerini bundan yıllar önce benzer duygularla devam ettiren insanların varlığını göstermesiyle, ikinci kez keşfedilmeyi bekliyor." “Savaş yılları birbirine karışıp bulanıklaştı ve Stoner o yılları, şiddetli ve ner

Litera
25 Nis


Zamanın değişmeyen rengi: Altın sarısı
Burcu Karakoç, Latife Tekin'in son romanı, Para Gürültüsü üzerine yazdı: "Yaşamın tek gayesi para kazanmak olunca insanın varlığı ve doğa, sermayenin dışında kalan değersiz fazlalıklara dönüşür." Paranın icadından bugüne, başta ekonomi olmak üzere sosyal, politik, kültürel birçok alanı çok boyutlu değiştirdiğine hepimiz aşinayız. Fakat para dünyanın her yerinde ekonomik ilişkilerde kullanılan ödeme aracı olmanın artık çok çok ötesinde. Bir ülkenin, bir halkın, bir grubun veya

Burcu Karakoç
22 Nis


Hepsi ama hepsi… Yalnızca şiir bedene tam gelebilsin diye
Umut Kaygısız, David Szalay'ın 2025 Booker Ödülü'nü kazanan romanı, Beden üzerine yazdı: "David Szalay, insan doğasına dair derin izler bırakan bu romanında, dile getirilmeyen, görünür olsalar bile onlara ad vermekten ısrarla kaçındığımız dürtülerimizi tüm çıplaklığıyla döküyor sayfalara." Bedenin bizde çağrıştırdıklarıyla ne başlar ne de biter hikâye Belki de o yüzden hafifliyor sesimiz. Televizyonu susturmak yerine, yutuyoruz ya bütün kelimeleri. Kendimizi duymayalım diye.

Umut Kaygısız
21 Nis













