Bir yazarın zihnine misafirlik
- Litera

- 14 Kas 2025
- 3 dakikada okunur
Umut Kaygısız, Banu Yıldıran Genç'in kitabı, Yan Yana Durduğumuz Zamanlar üzerine yazdı: "Görünmeyeni değil, bilakis bilinip de dile sürülmeyeni yakınlaştırıyor yazar ve kitabının her bölümünde yüreğinizi ele geçiren bu his, belli bir cümleyi ittiriyor dudaklarınızdan: 'İşte hayat tam burada. Yanı başımızda.'"

“Babamdan katillerin beceremediği bir şeyi daha öğrendim hem; hakikati kelimelere dökmek, böylece onların yalanlarından daha uzun süre yaşayacak hakikat,” diyor Héctor Abad Faciolince, Nisyan adlı kitabında. Ebeveynlik üzerine yazılmış incelikli ve toplumsal dinamikleri cesurca dile getiren ve tarihe koca bir çentik atan bu özel romanla tanışmamıza vesilen olan Banu Yıldıran Genç de aynı yolu izliyor: Hakikati kelimelere dökmek.
Yazar yine farklı duruşundan taviz vermeden ve edebi donanımını herhangi bir kalıba sokma derdine düşmeden yeni bir yolculuğa çıkıyor. Okudukları içinden özenle seçtiği kitapları, kendine has üslubuyla evvela misafir ediyor zihninde. Sonra kelimelerini ikramlık hazırlar gibi en titiz şekle büründürerek diziyor tepsiye, sunuyor bizlere.
Banu Yıldıran Genç, birbirinden özel iki kitabıyla hayatımıza girdiğinden beri, yazarların paylaşıma açtıkları dünyalara doğru daha kararlı kulaçlar atmak, artık eskisi kadar zor değil.

Yan Yana Durduğumuz Zamanlar, tıpkı ilk kitabı Geri Döndüğüm Yerler’ de olduğu gibi, okuduğu, beğendiği, üzerine kafa patlattığı, yorumlamak istediği kitapları bizlerle paylaşmasına elçilik ediyor. Kitabın neyi, nasıl anlattığına geçmeden önce, meselenin özüne, yani insana odaklanan bir yazar Banu Yıldıran Genç. Evvela hikâyenin evrenden koparıp önümüze bıraktığı kıymetli parçaları keşfediyor. Sonra o değerli hazineyi günlük hayatlarımızla eşleştirip zaman kaybetmeden duygularımıza yöneliyor. Ufak bir kalp yoklaması olmazsa olmazı. Kim bilir hangi yazar, dünyanın neresinde koşturmuş parmaklarını beyaz kâğıdın üzerinde ve gelip şu sıradan hayatlarımızda bam telimizi şıp diye bulmuş. İşte Banu Yıldıran Genç, tam da bu bağlantıyı sağlayıp okumamızı önerdiği kitabı çırılçıplak soyuyor gözlerimizin önünde.
Şimdiye kadar yaptığım tarif, kitabın yalnızca bir boyutu. Banu Yıldıran Genç’i asıl özel ve bize yakın kılan şey, kendi hayatından kesitler sunarak deneme kıvamında yaptığı girizgâhlar. Öyle ki, analiz için kolları sıvadığı her kitabın başlangıcında çok samimi, akıcı bir dille kıskıvrak yakalıyor bizleri. Çekip alıyor, götürüyor hayatına hatta bilinmeyen hayatlara, henüz tanışılmamış yüzlere, misafir olunmamış evlere, sokaklara, mahallelere. Kâh gülümseyerek takip ediyorsunuz kâh hüzünlenerek. Soluğunuzu kesecek kadar duygusal bir an da dökülebiliyor kaleminden, tüylerinizi diken diken edecek bir detay da. Görünmeyeni değil, bilakis bilinip de dile sürülmeyeni yakınlaştırıyor yazar ve kitabının her bölümünde yüreğinizi ele geçiren bu his, belli bir cümleyi ittiriyor dudaklarınızdan: “İşte hayat tam burada. Yanı başımızda.”
Diğer taraftan yazar olmak isteyenlere ve edebiyatın ucundan kıyısında tutup bir şeyler karalayanlara kılavuz niteliğinde Yan Yana Durduğumuz Zamanlar. Zorlamadan uzak, yalın dili, akıcı anlatımı ve samimi ifadeleriyle her yazar adayına örnek teşkil edilecek bir kalem Banu Yıldıran Genç. Betimleme yapma, süslü anlatımla göz boyama derdine düşmeden, içeriğe odaklanıp sürükleyici cümlelerle okuyucusunu çabucak ele geçirmeyi başarıyor her seferinde. İşe öteki tarafından bakarsak da yazmaya hevesli, tabiri caize içinden kelimeler, cümleler taşan insanların illa ki öykü ya da romanla kendilerini sınamamalarını öğütlüyormuşçasına birbirinden güzel içerikler sunuyor.
Bazen bir kitap okursunuz veya film ya da oyun seyredersiniz ve gözünüzde birçok şey canlanır. İçinizden taşanları kâğıda dökme ihtiyacı duyarsınız. İşte böyle zamanlarda çoğu yazar adayının düştüğü tuzağı nazik bir anlatımla açıklıyor Yan Yana Durduğumuz Zamanlar. Duygularını boca ettikleri metinlerin öyküden uzaklaştığının ve yazdıklarını okuyacak kişilerin hislerine ortak olabilmesi için sadece anlatının yeterli olamayacağının altını ustalıkla çiziyor. Banu Yıldıran Genç bu noktada da oldukça öğretici. Didik didik ettiği kitapların analizini yaparken, yazarların düşünce ve duygularını metinlere nasıl enjekte ettiğini adeta resmediyor. Yani yalnızca okurların kaliteli kitapları tercih etmelerine elçilik etmiyor, aynı zamanda hem kitapların hem de yazarların röntgenlerini çekiyor.
Özetle Banu Yıldıran Genç, edebiyatımızda çok da popüler olmayan ama eksikliği ciddi biçimde hissedilen deneme türünü ayağa kaldıracak kadar nitelikli iki eser bıraktı şimdiden. Bu kitabı okuduktan sonra benzer içerik ve kalitede üçüncü kitabın gelmesini iple çekmemek cidden zor.
Siz de edebiyat ile gündelik hayatlarımızın el sıkıştıkları randevuya geç kalmak istemiyorsanız, mutlaka Yan Yana Durduğumuz Zamanlar’ın attığı konuma koşar adım gidin. Çünkü Banu Yıldıran Genç’in zihninin ve yüreğinin kapılarını ardına kadar açtığı eve misafir oluşunuzu, muhakkak günün birinde dostlarına ballandıra ballandıra anlatacaksınız. Keyifli okumalar dilerim.
YAN YANA DURDUĞUMUZ ZAMANLAR
Banu Yıldıran Genç
Notos Kitap, 2025
Tür: Deneme
288 s.










































Yorumlar