Ara


Zaferin adı her gece yatağa canlı girmek
Gülsel Ceren Güneş, Berkay Akbudak’ın ilk romanı Bir Paşa Bir Kayıp Kız Bir Genelev üzerine yazdı: “Roman, alışılmamış ölçüde sinematografik bir metin; kitabı okumuyorsunuz da izliyorsunuz gibi. 12 Eylül’ün karanlığında geçen roman, korkuyu yalnızca bir atmosfer değil, yaşayan bir karaktere dönüştürüyor.” Bir Paşa Bir Kayıp Kız Bir Genelev, adı kadar ilgi çekici ve sert bir anlatı. Akbudak, Türkiye ve yurt dışında aldığı sinema eğitiminin izlerini romanın her sayfasına taşımı

Litera
5 gün önce


Mevsim Aynası ve yabancılaşmanın sessiz yankısı
Huban Seda Aras, Emrah Kurul'un romanı, Mevsim Aynası üzerine yazdı: “Kurul, Mevsim Aynası’nda okuru sadece bir karakterin hikâyesine değil; zihindeki kırık aynalardan yansıyan parçalı bir hakikate davet ediyor. Roman, travma, yalnızlık ve suçluluk duygusunu yankılar üzerinden görünür kılarken, anlamın her okurda yeniden kurulduğunu hatırlatıyor.” Kutsal metinleri anlamak için ortaya çıkan yorumbilim, günümüzde de edebî metinleri çözümlemenin en önemli yollarından biridir.

Litera
10 May


Geçmişin yaraları, bugünün ilişkileri
Özge Kara, Merve Küçüksarp'ın romanı, Aşk Acıtır üzerine yazdı: "Roman, bir kadının geçmişle hesaplamasını konu alırken, bir yandan da modern dünyada kadın olmanın zorlayıcı yanlarını ve narsist bir partnerle yaşamanın nasıl bir deneyim olduğunu sorguluyor." Bir zamanlar, aşığın maşuk için gözünü kırpmadan canını bile verebileceği büyük aşkların anlatıldığı diziler, filmler çekilirken, bu bağlamda hikayeler kaleme alınırken, günümüzde artık daha farklı türde hikayelere tanık

Litera
6 May


"Yine de insan kendi hikâyesini kendisi anlatmak istiyor."
Aynur Kulak, Kasım Hasan Ünal’ın ikinci romanı Gömülü Rüyalar Ülkesi odağında yaşam ve ölüm aksında geçmiş travmalar, tekinsizlikler, gizemler sarmalında gitmek, uzaklaşmak, başka bir hayata geçmek, sonsuz kurtuluşa erişmek, ilişkiler, suçluluk duygusu, rüya ile gerçeklik arasındaki sınırlarda mistisizm ve rivayet temalarının ön plana çıktığı çerçevede kapsamlı bir inceleme yazısı kaleme aldı. Kasım Hasan Ünal’ın Nemesis Yayınları tarafından yayımlanan ikinci romanı Gömülü Rü

Aynur Kulak
27 Nis


Stoner: Savaş günlerinde ikinci kez keşfedilmeyi hak eden bir modern klasik
Egemen Özdemir, John Williams’ın neredeyse yarım asır sonra dilimize çevrilen romanı, Stoner üzerine yazdı: "Stoner, savaşlar, ekonomik zorluklar ve gelecek bilinmezliği ile örselenen insana, bu yoğun kuşatma altında devam ettirmeye çalıştığı yaşam yolculuğunun bir benzerini bundan yıllar önce benzer duygularla devam ettiren insanların varlığını göstermesiyle, ikinci kez keşfedilmeyi bekliyor." “Savaş yılları birbirine karışıp bulanıklaştı ve Stoner o yılları, şiddetli ve ner

Litera
25 Nis


Zamanın değişmeyen rengi: Altın sarısı
Burcu Karakoç, Latife Tekin'in son romanı, Para Gürültüsü üzerine yazdı: "Yaşamın tek gayesi para kazanmak olunca insanın varlığı ve doğa, sermayenin dışında kalan değersiz fazlalıklara dönüşür." Paranın icadından bugüne, başta ekonomi olmak üzere sosyal, politik, kültürel birçok alanı çok boyutlu değiştirdiğine hepimiz aşinayız. Fakat para dünyanın her yerinde ekonomik ilişkilerde kullanılan ödeme aracı olmanın artık çok çok ötesinde. Bir ülkenin, bir halkın, bir grubun veya

Burcu Karakoç
22 Nis


Yalnızlığa müsaade yok
Umut Kaygısız, Gaye Keskin'in kitabı, İçimdeki Kilitleri Tek Tek üzerine yazdı: "Duygusal çözülmeler ve psikolojik altyapılardan beslenme önceliği konusunda en ufak bir taviz vermeden, akıcı olay anlatımlarının ön plana çıkması Keskin’in yoğurt yeme biçimi." Çok sessizsin. Çünkü biraz üşümüşsün. Gerçek ısınmanın düşüncelerle başlayacağına olan inancın, derini kaplayan onca şeye duyduğun teslimiyetten daha fazla. Çok içine kapanıksın bugün. Dün de öyleydin, yarın da farklı olm

Litera
17 Nis


Farklı olanı bastırmak üzerine
S. Serdar Yegül, Han Kang’ın Vejetaryen romanı üzerine yazdı: " Vejetaryen , yalnızca bir bireyin psikolojik çözülüşünü anlatmakla kalmaz; aynı zamanda insanın doğayla kurduğu kontrol etme ilişkisini ve toplumun birey üzerindeki görünmez baskılarını da anlatır." Bir insan yaşadığı toplumdan neden sessizce çıkıp gitmek ister? Yoksa toplum mu onu dışarı iter? Bu soruların cevabını Han Kang’ın Vejetaryen romanında arayabiliriz. Sahneden çıkmak mı, itilmek mi? Roman üç bölümden o

Litera
11 Nis


Ölümün estetiğinden umudun dirilişine: İntihar Dükkânı
Habibe Şenol İnan, Jean Teulé’nin kitabı, İntihar Dükkânı üzerine yazdı: "Roman, ölümün sıradan bir tüketim nesnesine dönüştüğü bir dünyanın ironik aynasıdır." Jean Teulé’nin 2007’de yayımlanan İntihar Dükkânı , ilk bakışta karanlık bir distopyanın mizahi parodisi gibi görünür. Renkli resim çizmenin yasak olduğu, mezarlık ziyareti dışında hiçbir yere gidilmeyen, umutsuzluğun toplumsal bir norm hâline geldiği bu evrende yaşam değil, ölüm teşvik edilir. Romanın kurduğu dünya, b

Litera
9 Nis


İnsan gerçekten eşref-i mahlûkat mı, yoksa sadece öyle olduğuna inanmak mı istiyor?
Nezihat Keret, Songül Öden’in ilk öykü kitabı #eşrefimahlukat üzerine yazdı: "Tanıdık endişeler, saklanmış acılar ve bastırılmış duygular; yazarın kendine has diliyle güçlü bir anlatı dünyasına dönüşüyor." “Söylemek istediğim şeyler var; hiç susmuyor ki!” Songül Öden’in yazma ritüelini belki de en iyi anlatan cümle bu. Kendimi bildim bileli yazıyorum diyen yazar, ortaokul yıllarında çekmecelerde biriktirdiği günlükleri ve şiirleri gün ışığına çıkarmak için uzun yıllar beklemi

Litera
7 Nis


Suyun kaldırma kuvvetini hiçe sayanlara: Öteki Hayvanlar
Umut Kaygısız, Derya Sönmez’in kitabı, Öteki Hayvanlar üzerine yazdı: " Derya Sönmez, Öteki Hayvanlar kitabıyla yalnızca Doğan Hızlan ödülünü kazanmadı. Aynı zamanda kirli bulutların yağmur habercisi, göz yakan güneşin de denizin kan kardeşi olmadığını kanıtladı. İçimizdeki ötekiyi değil, bu kez dışımızdakini buldu ancak fırlatıp atmadı. Açtı kapısını, odalarını, hatta kollarını ve bir de… Uzak gözüken denizin bağrını." Suyun sesi, evin hissedilmeyen gürültüsü. Bir artı bir

Litera
5 Nis


Uykular veresiye, rüyalarsa peşin fiyatına üç taksit
Umut Kaygısız, Ayşe Nilay Özkan'in kitabı, Münzevi Sesler Korosu üzerine yazdı: "Kuvvetli yönü konusu, anlatımı, atmosferi veya karakterleri, diyerek çıkamayız işin içinden. Çünkü okurlarına beklediklerini değil, tam bir tasarım ürünü olan ve “Bakın. Burada yüzyılın betimlemesini yapıyorum” diye bağırmadan, beş duyuyu birden harekete geçirme yetisine sahip, hareketli öyküler yaratmış bir yazar." Son zamanlarda okuduğum en kaygısız, başına buyruk ve kendini olduğu gibi sergil

Litera
22 Mar


Kendi kelimelerimizi aramaya davet
Demet Eker, Ayşen Yenilmez’in romanı, Çürümüş Kelimeler üzerine yazdı: "Romanda karakterler, kelimelerle şekillenir, kelimelerle yaralanır ve nihayet kelimelerle iyileşme yoluna girerler. Bu bağlamda roman, kurgusal bir metin olmaktan öte, dilin çeşitli boyutlarını sorgulayan felsefi bir metin olarak da okunabilir." Çağdaş Türk edebiyatında dilin toplumsal ve psikolojik işlevlerini irdeleyen eserler, genellikle iletişimsizlik tematiğini merkeze alıyor. Ludwig Wittgenstein'ın

Litera
3 Mar


Yarım kalanların rüyası: Müzeyyen’in hafızasında zaman ve acı
Havva Evin Akay yazdı: "Sema Öztürk, ilk kitabı Müzeyyen’in Rüyaları ’nda yarım kalmışlıkları, hafızanın inatçı izlerini ve insanın iç dünyasındaki kırılmaları berrak, içli ama ölçülü bir anlatımla kurarak dikkat çeken bir öykü evreni inşa ediyor." “Bazı rüyalar geçmişte gömülememiş cenazelerdir.” Sema Öztürk’ün kaleme aldığı Müzeyyen’in Rüyaları ; Aralık 2025’te basılan, içinde on üç öykü bulunan çiçeği burnunda

Litera
1 Mar


Köhne: Yazgının ve yorgunluğun romanı
Nezihat Keret, Ethem Baran’ın Köhne romanı üzerine yazdı: " Köhne , taşrayı anlatırken yalnızca bir coğrafyayı değil; insanın içindeki yıpranmayı ve kabullenişi de görünür kılıyor. Yazar, yerel olanı evrensele yaslayarak, okura kurtuluş vaat etmeyen gerçek bir hayatla baş başa bırakıyor." Çıplak doğan şehirler vardır. Onların ilk kundağı, masalların içinden süzülen ve saf ritmiyle fısıldayan ninnilerdir. Köhne , işte böyle bir şehrin tek kelimeye sığmış bir yankısı. Orta Ana

Litera
27 Şub


Bastırılan, yadsınan ve inkâr edilenle yüzleşmeye yapılan bir çağrı
Zeynep Tandoğan, Irmak Zileli'nin romanı, Şimdi Buradaydı üzerine yazdı: "Zileli’nin tekil zihnin ürkütücü kalabalığının edebi metne nasıl dönüştüğünün en iyi örneklerinden birini ortaya koyduğunu düşünüyorum. Romanı klasik anlatının dışından, girizgâhsız, şimdinin olan ve olacak olanın orta yerinden başlıyoruz okumaya." Irmak Zileli’nin Şimdi Buradaydı romanı, psikolojik-polisiye türün olanaklarını psikanalitik bir anlatı düzleminde yeniden kuruyor. Romanın anlatıcısı bi

Litera
25 Şub


Binbir ağaç masalları ve etik sorumluluklar
Nilay Kaya, Natasha Farrant'ın Ağaçlarla Konuşan Kız kitabı üzerine yazdı: " Bir kızın en iyi arkadaşı dört yüz yaşında bir meşe ağacı olursa, kesilmek üzere olan bir ağacı kurtarmanın yolu masallardan geçebilir mi? Ağaçlarla Konuşan Kız , doğayı romantik bir dekor olmaktan çıkarıp etik bir muhataba dönüştüren, mit ile bilimi buluşturan ve okuru insan–doğa ilişkisini yeniden düşünmeye çağıran sarsıcı bir anlatı sunuyor." Türk okuyucusunun Kale Kaya Çocukları adlı kitabı il

Nilay Kaya
20 Şub


Yakınlığın içindeki mesafe
Nagihan Denk, Katie Kitamura'nın romanı, Yakınlaşmalar üzerine yazdı: "Modern dünyada insanlar birbirine her zamankinden daha yakın, ama temas neredeyse imkânsız. Yakınlaşmalar, bağ kurmanın, ait olmanın ve mesafenin görünmez biçimlerini sessiz ama sarsıcı bir dille anlatan bir roman." İnsanların çoğu son zamanlarda “kaçıngan”, farkında mısınız? Çünkü insanlar başkalarına yaklaşamıyor, yakınlaşamıyor. Bunu somut anlamda düşünmemek yerinde olacak çünkü tam da fiziksel anlamda

Nagihan Denk
20 Şub


Masumiyet Müzesi’nde zaman akışı
Asuman Kafaoğlu-Büke, Orhan Pamuk’un romanı, Masumiyet Müzesi üzerine kaleme aldı: " Masumiyet Müzesi , yalnızca bir aşkı değil, 70’li ve 80’li yılların donmuş toplumsal ruhunu anlatır." Orhan Pamuk’un yapıtlarının en belirgin özelliklerinden biri çok ince dokunmuş formlarıdır. Sanki yazmaya başlamadan önce zihninde metnin tamamını gördüğünü düşündürür, bir çeşit yerleştirme sanatı gibi kurgusal dokuya sahiptir romanları. Var olan parçaları bir araya getirip şekil verilmiş hi

Asuman Kafaoğlu-Büke
18 Şub


Yoldan geçen öyküler
Aysun Korkmaz, Nurgök Özkale’nin Başka Bir Günün Sabahında adlı kitabı üzerine yazdı: "Gündelik ayrıntılar üzerinden ilerlerken alt metinde hem şefkatli hem de kararlı duruş var; kentsel dönüşüme, toplumsal körlüğe, sevgisizliğe, şiddete, tahakküme, unutmaya karşı ısrarlı bir vicdana sahip öyküler." Nurgök Özkale’nin Başka Bir Günün Sabahında adlı kitabındaki öykülerin en güçlü yanı serbest dolaylı anlatımın canlılığı ve an’ı büyütüp donduran bir öykü evreni yaratması. Bu e

Litera
14 Şub












