Ölümün estetiğinden umudun dirilişine: İntihar Dükkânı
- Litera

- 2 saat önce
- 3 dakikada okunur
Habibe Şenol İnan, Jean Teulé’nin kitabı, İntihar Dükkânı üzerine yazdı:
"Roman, ölümün sıradan bir tüketim nesnesine dönüştüğü bir dünyanın ironik aynasıdır."

Jean Teulé’nin 2007’de yayımlanan İntihar Dükkânı, ilk bakışta karanlık bir distopyanın mizahi parodisi gibi görünür. Renkli resim çizmenin yasak olduğu, mezarlık ziyareti dışında hiçbir yere gidilmeyen, umutsuzluğun toplumsal bir norm hâline geldiği bu evrende yaşam değil, ölüm teşvik edilir. Romanın kurduğu dünya, bireyi yaşama bağlayan tüm duyusal ve duygusal kanalları keserek, ölüm fikrini bir tür “kutsal amaç”a dönüştürür.
Bu karanlık atmosferin merkezinde Tuvache ailesi yer alır. Aile, kuşaklar boyunca intihar etmek isteyenlere binbir çeşit malzeme satan bir dükkân işletir. Temas yoluyla, yeme–içme yoluyla ya da daha yaratıcı yöntemlerle… Her müşteriye uygun bir ölüm biçimi mutlaka bulunur. Raflara özenle yerleştirilen bu ürünler, ölümün sıradan bir tüketim nesnesine dönüştüğü bir dünyanın ironik aynasıdır.
Ailenin üç çocuğunun isimleri ise romanın kara mizahını keskinleştiren birer sembol:
Vincent, sürekli başının ağrıdığını söyleyen, yemek yemeyi reddeden ve kendi tek kulaklı portresini çizen Van Gogh’un izini taşır.
Marilyn, güzelliğiyle olduğu kadar kırılganlığıyla da bilinen Monroe’nun trajik sonunu çağrıştırır.
Ve en küçükleri Alan, delik bir prezervatiften dünyaya gelen, istenmeyen bir bebek… Pamuk Prenses masalına duyduğu ilgi, siyanürlü elma mitiyle anılan Alan Turing’e yapılan göndermeyi tamamlar. Aile, bu hikâyeden öylesine etkilenmiştir ki, siyanürlü elma ile intihar etmek isteyen müşterilere önce elma resmi çizdirir, ardından ısırılmış elmaları tavandan sarkan iplerle sergiler. Renk körlerinin çizdiği mavi elmalar, kübist yorumlar… Ölümün estetiği bile bu dünyada bir vitrin düzenine dönüşür.
Romanın açılışındaki yaşlı kadın sahnesi, metnin temel karşıtlığını kurar: Bebek Alan’ın kadına gülümsemesiyle içindeki sevgi kırıntılarının uyanması, buna karşın anne Lucrèce’in “O gülmez” diyerek bu duyguyu bastırması… Yaşam ve ölüm arasındaki bu gerilim, roman boyunca dönüşümün habercisi olarak sürer. Alan’ın mavi gökyüzü ve güneş çizdiği resimlerin aile tarafından azarlanması, distopyanın bilinçli olarak yaşam arzusunu bastırma çabasını görünür kılar.
Çocukların sorduğu “Madem herkesin intihar etmesi için çalışıyoruz, biz neden etmiyoruz?” sorusuna annenin verdiği “O zaman onlara bu ürünleri kim satacak?” cevabı ise romanın en keskin ironilerinden biridir. Ölümü kutsayan bir düzenin bile kendi varlığını sürdürebilmek için yaşama ihtiyaç duyması, Teulé’nin kara mizahının merkezinde durur.
Romanın kırılma noktası, Alan’ın bir çocuğun zehirli şekerini ağzına atacakken annesi tarafından durdurulmasıdır. Bu sahne, anne karakterinde ilk kez beliren empati kıvılcımıdır. Ardından Marilyn’in mezarlık bekçisine âşık olması, Vincent’in çikolatalı kreplere duyduğu iştahla hayata yeniden bağlanması, babanın depresyonla otoritesini yitirmesi… Aile içindeki düzen çözülürken, ölüm ideolojisi de çatlamaya başlar.
Alan’ın getirdiği umut, dükkânın işlevini kökten değiştirir. Zehirli şişeler müşterilere zarar verir korkusuyla kaldırılır, partiler düzenlenir, intihar isteğiyle gelenlere psikiyatrik destek sunulur. Bir zamanlar morgu andıran dükkân, zamanla bir Gençlik ve Kültür Evine dönüşür. Baba Misha’nın iyileşip dükkâna indiğinde karşılaştığı manzara, romanın dönüşüm temasını en güçlü hâliyle somutlaştırır: Ölümün mekânı, yaşamın salonuna dönüşmüştür.
Teulé’nin romanı, intihar temasının ağırlığına rağmen mizahi diliyle okuru karanlığa teslim etmez. Aksine, ölümün kutsandığı bir dünyada bile yaşamın kendine bir yol bulabileceğini gösterir. Tuvache ailesinin dönüşümü, ebeveynlerin korkularına karşı çocukların cesaretini, yeni kuşakların eski kuşakların karanlığını dönüştürme gücünü hatırlatır. Bu nedenle İntihar Dükkânı, yalnızca bir distopya değil; umut, direniş ve kuşaklar arası yenilenme üzerine bir alegori olarak okunmalıdır.
Roman, intihar kavramı nedeniyle kimi okurlarda tedirginlik yaratsa da, mizahi dili ve ters yüz ettiği karanlık atmosferle aslında yaşamı savunan bir metindir. Teulé, ölümün gölgesinde bile filizlenen yaşam arzusunu görünür kılarak, okura karanlığın içindeki ışığı hatırlatır.
İNTİHAR DÜKKANI
Jean Teulé
Sel Yayıncılık, 2024
Çeviri: İsmail Yerguz
144 s.






































Yorumlar