Uykular veresiye, rüyalarsa peşin fiyatına üç taksit
- Litera

- 22 Mar
- 4 dakikada okunur
Umut Kaygısız, Ayşe Nilay Özkan'in kitabı, Münzevi Sesler Korosu üzerine yazdı: "Kuvvetli yönü konusu, anlatımı, atmosferi veya karakterleri, diyerek çıkamayız işin içinden. Çünkü okurlarına beklediklerini değil, tam bir tasarım ürünü olan ve “Bakın. Burada yüzyılın betimlemesini yapıyorum” diye bağırmadan, beş duyuyu birden harekete geçirme yetisine sahip, hareketli öyküler yaratmış bir yazar."

Son zamanlarda okuduğum en kaygısız, başına buyruk ve kendini olduğu gibi sergilemekten imtina etmeyen öykü kitabı olabilir Münzevi Sesler Korosu. İlk sayfasından itibaren okuruna hayal satmayacağının ve istediği her an çıkış biletini nazlanmadan sunacağının garantisini veriyor. Hayır. Ayşe Nilay Özkan evreninde bir kutuya veya bir odaya hapsolmak yok. Öykülerdeki karakterlerle empati kurup kaçacak yer bulamadıkça sıkışma, sıkıştıkça dramatik yoğunluğun büyüsüne kapılma durumunda kalmıyorsunuz. Baştan sona yarattığı geniş atmosferin içerisinde okurunu özgür bırakan, dil zenginliğinden şüphe duymayan ve anlatım metotlarındaki farklılık hissinden emin, kaba bir tabirle “tarz” diye nitelendirilebilecek, ince bir sunumla “zarif” sıfatı altında estetik zevkleri doyuma ulaştıracak bir yazarla tanışıyoruz.
Belki de en belirgin özelliği, öykülerini herhangi bir açıdan ağırlık testine sokmaması. Kuvvetli yönü konusu, anlatımı, atmosferi veya karakterleri, diyerek çıkamayız işin içinden. Çünkü okurlarına beklediklerini değil, tam bir tasarım ürünü olan ve “Bakın. Burada yüzyılın betimlemesini yapıyorum” diye bağırmadan, beş duyuyu birden harekete geçirme yetisine sahip, hareketli öyküler yaratmış bir yazar. Öykülerin okurken sizi hapsettiği evren, aynı zamanda bilinmeyen bir şehre yapılmış uzun seyahatleri andırıyor. Buraları daha önce görmediniz, duymadınız. Her anı ilk defa duyumsayacaksınız. “Sayın yolcularımız. Lütfen kemerlerinizi bağlayınız.”
Öf, kitabın temel dokusu olan münzevilik durumu üzerine çarpıcı bir başlangıca imza atan öykü olarak ışıl ışıl parıldıyor, dersek mübalağa etmiş olmayız. Ana karakterin ayak izlerini takip ederek evvela kayboluyoruz, sonra tam umudu kesmişken yolun bizi ulaştırdığı noktada seyredecek en güzel manzarayı buluyoruz. Okurun ilgisini çekebilmek adına enteresanlık noktalarını ustalıkla yakalayan Ayşe Nilay Özkan, esprili bir dille iki farklı zaman arasında mekik dokurken, adeta okurunun da ıslık çalarak ona eşlik etmesini sağlıyor. İnsana ulaşmak için onu seyretmek yetmez, diyen bir düşüncenin ürünü olarak rengarenk karakter çözümlemeleri sunuyor kıymetli yazar. Hikâyenin özellikle psikolojik derinliğinden etkilenmemek hayli zor. Öykü yazarlarının sıradanlaşmaya yüz tutmuş konulardan vazgeçmedikleri ve atacakları tokatları önceden hissettirdikleri edebiyat ortamında, biçim kaygısından uzak, zengin derinliğe okurunu cömertçe davet eden yazar üsluplarına tesadüf etmek, tabiri caizse bir metrelik denizde orkinos avlamak gibi mucizevi ve umut verici.
Saklı Lekeler ise, kuvvetli gözlemlerin okuyucuyu oradan oraya savurduğu bir başka öykü. Yüksek dikkat isteyen detayları, birbirinden güzel betimlemelerin arasına gizleyen Ayşe Nilay Özkan, evvela nesnelerin diliyle dokunuyor kalplerimize. Sonra renkler, sesler… Günlük hayatta ıskaladığımız pek çok yaşamsal kalıntının izlerini sürerken adeta dedektif titizliğiyle sarılmalı hikâyeye. Çünkü görünürde bizi bekleyen yaşlılık ve hafıza kaybı bir yana, çözümlenmeyi bekleyen arka plandaki hikâyenin doğru akması için bütün ipuçlarını birleştirmeniz gerekiyor. Kısa olay örgüsünün kahramanı yaşlı teyze, ona zenginlik katan her tasvirin ihtişamında bambaşka bir insanlık deseni taşıyor. Seslerden renklerden anlayanlar için…
İmgeleriyle baş döndürenler de ilk sırayı Sivrisinekler Bunu Beğendi alıyor. Zekice hazırlanan kurgu sayesinde soluksuz akan ve okunan öykü, finalde güzel bir fiske atarak eli boş göndermiyor okurunu. Ancak biçimdeki özgünlük tartışmaya mahal vermeyecek kalitede ve sürekli bir sonraki sahneyi merak etmenize neden olacak kadar sinematik. Görselliğin bu denli üst seviyeye ulaşması, elbette yine kıymetli yazarın üç boyutlu ve tüm duyulara aynı anda hitap eden tasvirlerinde gizli. Üstelik iki yönlü akan hikâyelerden biri oldukça cesur ve alışılmadık ölçüde edebi lezzetle donatılmış. Hayal gücünüzü zorlamak zorunda kalmadan, keyifle uçuruma doğru koşacağınız ve ruhunuzu boşluktan aşağı bırakırken okkalı bir çığlık koparacağınız kıvamda, eşine az rastlanan bir metin.
Zorlamadan yoksun, gönüllü oluşan sessizliğin içinde gürültücü kimliğini taşıyan birinin, değişim için kendisini değil, onu farklı biri yapan dış etmeni değiştirmesini anlatıyor Klorak. Ben merkezli yapının duyguları ön planda tutacağı düşünülse de keskin zekânın mizahla harmanlanışına tanıklık etmek, peş peşe yenilmiş iki Osmanlı tokadına eş. Kısa ancak etkili bir üslup var öyküde.
Zebra Kek ise adeta metaforların dansı niteliğinde. Günlük konuşma dilinin ustalıkla yerleştirildiği öykü, bize hayatın farklı tonlarını mercek altında gösteriyor. Bir önceki hikâyede siyah ile gri renkleri arasında sıkışan düşünceleriniz, bu kez de siyahla beyazın el sıkışma anına teslim olacak. Renklerin insanlara vurulan etiketleri görünür ya da algılanabilir kıldığını, biçimsel telaşa kapılmadan, kolay anlaşılır biçimde aktarmış kıymetli yazar.
“Can Özel İle Nasıl Karşılaşmalı?” esprili dili ve finaldeki sürpriziyle sonlanmayan hikâyeler arasında eli sürekli havada duranlardan. Kurgunun öykü bittikten sonra da devam etmesi, pastanın çileği. Üstelik yalnızca bir tık uzağınızda. Ayşe Nilay Özkan’ın parlak bir fikri, özgün biçimde hayata geçirişini takdir etmemek imkânsız. Bir öykünün bedeninden dünyaya gelen yeni öykücüklerle, kitabın en doğurgan hikâyesi bu, diyebiliriz.
Klişe bir konuyu kara mizah unsurlarıyla iyice harmanladıktan sonra ismi kadar değişim geçirerek çıkıyor karşımıza “Metamorfoz.” Yazarın anlatım zenginliği ve özellikle betimlemelerdeki tesir gücü sayesinde her cümlenin görünürlüğe kavuştuğunun altını özellikle çizmeliyiz.
Ayşe Nilay Özkan’ın otobüsünde yolculuk etmek sıra dışı bir deneyim. Nerede mola veriyorsa orayı gezmekle kalmıyor, aynı zamanda içinize işleyen detayları özümsüyorsunuz. Resmen zamanda bir delik açmış kıymetli yazar. Oradan içeri yuvarlanıp anı biriktirircesine münzevi duruş sergileyeceksiniz her öyküde. Sonra mola yerlerini işaretleyip gözlerinizi kapatacaksınız, otobüs hareket haline geçtiğinde. Unutmayın. Burada uykular veresiye, rüyalarsa peşin fiyatına üç taksit. İyi alışverişler, yolculuklar ve keyifli okumalar.
MÜNVEZİ SESLER KOROSU
Ayşe Nilay Özkan
Vacilando Kitap, 2025
Tür: Öykü
72 s.






































Yorumlar