top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook

Bir meşe ağacına armağan edilen hikâyeler

  • Yazarın fotoğrafı: Litera
    Litera
  • 11 saat önce
  • 2 dakikada okunur

Mine Erdem, Murat Şahin Öcal'ın kitabı, Gece Trapezcileri üzerine yazdı: "Murat Şahin Öcal'ın Gece Trapezcileri, kendine özgü metaforları, nahif dili ve insana dokunan hikâyeleriyle okuru gündelik hayatın görünmeyen yaralarına yaklaştırıyor."



Gece Trapezcileri; Murat Şahin Öcal’la tanıştığım, sıcacık, bizden bir öykü kitabı. Âdetimdir, birini ilk kez okuyacaksam önce kendisini ve diğer eserlerini araştırırım ki onu daha iyi anlayayım. Anladım.

Kitap daha ön sözünde “ithaf edilmeye değer bir kıymeti varsa” bir meşe ağacına armağan edilmesiyle tavladı beni. Ardından iyi öykücü çok zor yetiştiğinden merakım arttı. Bir çırpıda okudum. Okurken komiser oldum, savcı oldum, Mustafa, Sadun, Aysun, ……….. oldum.

Son öyküye kadar birinci kişiyle anlatım yazarla hoşbeş ettirdi beni. Öğrenciliğimde Kumrular Sokak’ta kuruyup düşmüş meşe ağacı yapraklarının arasına daldığımı anımsadım mesela, dizime kadar batmak için. İncittim mi o yaprakları acaba diye içim cızladı. Babasını yakın zamanda kaybetmiş biri olarak “eşyaya tutunma”yı ciğerimde hissettim; öğretmen olduğum okula her sabah babamın vitese taktığım tespihini çekerek gittiğim için belki de. Özkıyımı denemiş biri olarak da dostların tepkisini... Yalnızın “balkonda çamaşır ipinde unutulmuş mandallar” gibisini ya da…

Peki okuduklarımı derinden hissetmemin nedeni mekân ve deneyim meselesi miydi? Cevap veriyorum: Yooo… Nedeni, Yazar Bey’in kendine has, vurucu betimlemeleri ve metaforlarıydı. Alıntı, esinlenme, şu bu yoktu hiçbirinde. 

Öyle ki tam “Yahu Şey Bey‘in üslûbu değil mi bu?” veyahut “ Hah şimdi yakaladım, bu anlatım bizim Şey Hanım’ın kalemi!” diyecekken Yazar Bey her seferinde çark etti. Öyle zeki ki “Ne güzel gidiyorduk. Durduk yere neden uzun uzadıya kendini tekrar edip ağzımın tadını bozuyorsun?” düşünce cümlemi sanki zihnimden duydu ve ziyadesiyle açıkladı. Bana da önümü ilikleyip saygı duymak düştü. En sevdiği şair Birhan Keskin’i “sussa dinleyecek” birinden de bunu beklerdim.

Dili tam kararında kullanışı da bir lezzet. Arapça, Farsça sözcüklerle günümüz sözcükleriyle dengesi, öykülerin edebî değerini arttırmış.

Sonuncusu hariç tüm öykülerin -en zorlarından- durum öyküsü oluşu, Sait Faik tadında ve üstelik sadece monologlarla anlatılması, öykünün içinde yaşamanızı sağlıyor.

Konularsa hepimizin. Papatyalar’da, sıradan bir insanın zorlandığı anlardaki psikolojik savunmasının betimlenişinde, okur çeşitlerinin tespitinde (yine zihnimi okudu!), geçmişin yanı sıra günümüz pek çok sancısına kırıp dökmeden değinişinde, uykusuzların ördüğü dantelde biz varız. Yazar Bey’in dediği gibi, çiy olup çiçeklere tutunuyoruz belki de seher vakitlerinde.

Velhâsılıkelam elleriniz dert görmesin. Nahif üslûbunuz, kelime kuyunuz, hayâl gücünüzle bıraktığınız iz için teşekkür ederim.



GECE TRAPEZCİLERİ

Murat Şahin Öcal

Alakarga Yayınları, 2026

Tür: Öykü

198 s.


Yorumlar


bottom of page