Odysseus'tan Nüvid Bey'e: Bir şahsiyet yolculuğu
- Litera

- 1 saat önce
- 3 dakikada okunur
“Odysseus’un İthaka’sı mı, Mehmet Nüvid Bey’in İstanbul’u mu?” Serdar Yegül, Homeros’un Odsseia’sından yola çıkarak Mahir Ünsal Eriş’in Harikalar Lügati’ni yazdı: “Biri destan, diğeri modern bir roman, birinde tanrılar ve deniz canavarları, diğerinde sıradan insanların sessiz hayatları olsa da, iki eser de aynı gerçeği dile getirir: Yolculuk ve zaman insanı değiştirmektedir.”

İnsanlar çeşitli nedenlerle yollara düşer, umdukları ve ummadıkları pek çok zorlukla karşılaşır, onlarla mücadele eder, değişir, dönüşür ve sonunda evlerine dönerler. Evlerine dönen ve evlerinden ayrılan insanların şahsiyetlerindeki yolculuk dünün ve bugünün edebi eserlerinde anlatılır. Homeros'un Odysseia’sı ve Mahir Ünsal Eriş'in Harikalar Lügati bu eserlerin ikisidir.
Odysseia ve Harikalar Lügati
Edebiyat tarihinin en eski eve dönüş hikâyelerinden biri olan Odysseia, Troya Savaşı'nın ardından Kral Odysseus'un, ülkesi İthaka'ya dönüş yolculuğunu anlatır. Odysseus’un Ege ve Akdeniz’de yaptığı on yıllık yolculukta pek çok zorlukla karşılaşır. Her bir zorluk, onun karakterinin bir yönünü ortaya çıkarır. Açgözlülüğü, kibri, korkuları ve arzuları sınanır. Kiklop'un mağarasında gücü ile aklı arasında denge kurmayı ve Sirenler karşısında arzularını dizginlemeyi öğrenir. Bu nedenle Odysseia’da sadece bir eve dönüş hikâyesini okumayız, aynı zamanda insanın kendini olgunlaştırma hikâyesini de okuruz.
Mahir Ünsal Eriş'in Harikalar Lügati'nde de bir yolculuk var. Bununla birlikte bu yolculuk, Odysseai’de olduğu gibi denizlerde değil Osmanlı topraklarında ve hatıralarda. Nüvid Bey önceleri kendini bu seyahate hazır hissetmez. Ancak Şemseddin Sami Bey’in onu teşvik etmesi ve bu seyahatin onun kendi lügatini yazması için bir fırsat olduğunu söylemesi üzerine Nüvid Bey seyahate çıkar.
Harikalar Lügati'nde kahramanların dönüşmesi ve olgunlaşması, Odysseia’ya nispetle daha sessiz ve yavaştır. Burada değişimi sağlayan şey tanrılar ya da canavarlar değil; şehirler, insanlar, karşılaşmalar ve hatıralardır. Yol boyunca görülen her yeni manzara, dinlenen her yeni hikâye ve kurulan her yeni dostluk Nüvid Bey'in dünyaya bakışını değiştirir.
Harikalar Lügati ile Odysseia arasında kurulabilecek diğer önemli bir bağ, Şemsettin Sami Bey’in Nüvid Bey’e gönderdiği mektupta gizlidir. Harikalar Lügati’nde anlatılan seyahatin ilk ayının sonuna doğru Nüvid Bey sıtma hastalığına tutulur. Nüvid Bey Şemsettin Sami Bey’e bir mektup göndererek iyileşir iyileşmez seyahatini sonlandıracağını ve İstanbul’a döneceğini bildirir. Nüvid Bey sıtmadan iyileşme sürecinin sonuna doğru Şemsettin Sami Bey’den bir mektup alır. Mektup özetle şöyledir:
Seyahatiniz sadece bir kara parçası üzerinde yapılan yolculuktan ibaret değildir. Aynı zamanda bir şahsiyet seferidir. Bu seferin en zor kısmını siz geride bıraktınız. Odysseus’u hatırlayınız: Kyklop Polyphemos’un mağarasında mahsur kalmıştı. Ancak o sebat etti. Siz de metanet gösterdiniz ve mağaradan çıkmaya muvafık oldunuz. Odysseus mağaradan halas bulup çıkmayı başarınca, deryalar tanrısı Poseidon’u kızdırmak pahasına, Kyklop’a “Ben İthakalı Odysseus’um!” dedi. Siz de artık o mağaraya giren kişi değildiniz. Hayat, Poseidon’un denizindeki canavarlar gibi önünüze pek çok canavar çıkaracak ve siz de o canavarları yeneceksiniz. Siz geçirdiğiniz sıtma rahatsızlığı ile artık o yataklara düşen genç beyzade değilsiniz. Siz artık; İthakalı Odysseus’sunuz (1).
Şemsettin Sami Bey’in Odysseus ile Nüvid Bey’in seyahatleri arasında kurduğu bu güçlü bağ, Nüvid Bey'in yolculuğunun gerçek amacını da açıklar. Artık amaç yalnızca bir lügat yazmak değil, yol boyunca yaşadığı tecrübelerle Nüvid Bey’in kendi şahsiyetini oluşturmasıdır. Bu nedenle mektup, Nüvid Bey'in hem yolculuğunun hem de şahsiyetinin gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Bu nedenle Harikalar Lügati, yalnızca bir yolculuk anlatısı değil, aynı zamanda bir şahsiyet oluşumu hikayesidir.
Biz de yolculuklara çıkar, yolculuklar esnasında ve sonrasında “değişiyoruz” hissine kapılırız. Bu nedenle olsa gerek hem Odysseus’u hem Mahir Ünsal Eriş'in kahramanlarını kendimize yakın hissederiz. Çünkü hepimizin bir İthaka'sı ve bir İstanbul’u vardır. O İthaka ve İstanbul; kimi zaman bir çocukluk evi, kimi zaman eski bir mahalle, kimi zaman ise eski bir dost olabilir. Çocukluk evi ve eski mahalleye vardığımızda ve o eski dostu kucakladığımızda biliriz ki, biz artık o eski biz değilizdir; değişmiş ve dönüşmüşüzdür.
Coğrafyalar, dönemler ve anlatım biçimleri değişse de yolculuğun insan üzerinde bıraktığı etkiler değişmez. Homeros bunu destan diliyle, Mahir Ünsal Eriş ise bunu modern anlatının sakin üslubuyla dile getirir. Aralarında yaklaşık üç bin yıl olsa da ikisi de aynı hakikati hatırlatır: İnsanlar yolda değişirler; yola çıktıkları gibi geri dönemezler.
HARİKALAR LÜGATİ
Mahir Ünsal Eriş
Doğan Kitap, 2026
952 s.







































Yorumlar