• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Anadolu'da başka hiçbir ülkede olmayan kalıntılar var

İnadına okumak, İnadına bilim, İnadına sanat ...

Deniz Zeka ve Öykü Özçelik, arkeolog Orhan Atvur ile Anadolu’yu üzerine söyleşti. İskenderiye Kütüphanesi Bergama Kütüphanesi’ne papirus göndermeyince, Bergamalılar parşömeni bulmuştur.

Deniz Zeka – Öykü Özçelik


Orhan Hocam arkeoloji hakkında konuşmadan önce sizi tanımak isteriz.

1 Mayıs 1947 yılında Tekirdağ’da doğmuşum. Babam Jandarma astsubayı olduğu için Anadolu’nun her yerini gezdik. Öğrenim hayatım çok farklı yerlerde geçti. Arkeolojiden mezun oldum. İlk katıldığım kazı Elazığ Keban projesidir. Bu proje, Türkiye’deki en büyük kurtarma kazısıdır. Birçok kazıda yer aldım, ama beni heyecanlandıran kazılarda biri Bodrum antik tiyatrosunun ilk kazısıdır. İlk kazmayı ben vurdum. Kendi kendime bir tarih yapayım dedim.


Tarihi eserlerin hayatın içine girmesi; konser, tiyatro gösterimi için kullanılması ya da tarihi kalıntıların üzerine otel yapılması konusunda ne düşünüyorsunuz hocam?

Burada genelleme yapmak çok zor. Her çıkan kalıntının koşulları ve onun yöredeki özellikleri farklı. Biz tek bir yasayla bunları koruyoruz. Türkiye’nin bir kültür politikası yoktur. Türkiye’nin kültür mirası, yaşayan kültürel miras, somut olmayan kültürel miras çok zengin. Bunun için mutlaka bir kültür politikası olmalı. Bu coğrafyada dünyanın hiçbir tarafında olmayan kültür kalıntıları, eski kalıntılar, antik kalıntılar var. Antalya’nın 25 km kuzeyinde Karain Mağarası var. 1950 yılından beri kazılır. 400 bine ulaştılar. Kültür katlarına baktıkları zaman tahminleri 500 bine ulaşmak. Yani bu topraklarda sürekli bir yaşam var. Neolotik yerleşimler o kadar çoktur ki, Çatalhöyük, Hacılar... yeni Göbeklitepe çıktı. Koca Neolitik çağ 2000 sene geriye gitti. Bu ne demek biliyor musunuz? Homosapiens. Dünyanın tarihi burada saklı demek. Bu kesintisiz uygarlık Anadolu’ya zenginlik getirmiş. Bu tarihi eserleri ancak bilinçle koruyacağız. Başka hiçbir ülkede olmayan kalıntılar var Anadolu’da; Hitit, Frig, Urartu, yaşayan tarihimiz, Selçuklu, Osmanlı var. Taa homosapiensten, Vahdettin'e kadar bir tarih var.


İnsanlığın çıkışı Anadolu diyebilir miyiz?

İnsanlığın çıkışı sıcak yerlerden olmuştur. Özellikle Ekvator diliminin içerisinden çıkar ilk insanlar. Uygarlık derseniz başka bir şey. Biz primat denilen bir sınıfın içindeyiz. Primat elinde ayağında beş parmak olan yaratık demek. Orangutan, goril, maymun ve insan giriyor bu gruba. İnsan bunların içinde nasıl insan olmuş derseniz, alet yaparak insan olmuş. Yerleşik hayata ilk Anadolu’da geçiliyor. Buğdayın ilk evcilleştiği yer Anadolu. Ayrıca Anadolu’nun bir başka özelliği sanatın ilk çıktığı yer. Heykel konusunda hep Yunan sanatından söz edilir. Tabi ki Yunan‘da da büyük sanatçılar yetişmiştir, ancak Tunç çağında, Neolotik çağda ilk primitif heykeller, ana tanrıça heykelleri Anadolu’dadır.


Bir kazı esnasında beklemediğiniz bir parçayla karşılaşıyorsunuz, o parçanın bütündeki yerini tayin ederken, bunun hikâyesini oluştururken arkeologların hayal gücü ne kadar devreye giriyor?

Arkeologlar bir yerde kazıya başlamadan önce çok ciddi bir kütüphane araştırması yaparlar. Şimdiye kadar burada kim gezmiş, kim ne söylemiş? Biz esas olarak; oradaki insanlar niye buraya gelmişler, nasıl yaşamışlar, neler yemişler, ne kullanmışlar, ne içmişler, tabaklarının dibinde ne varmış, hangi hastalıklara yakalanmışlar, niye ölmüşler, gelenekleri neymiş, dinleri neymiş, nerede tapınmışlar sorularının yanıtlarını insanlık tarihinin içine yerleştirmek için kazı yaparız. Bizim kazı yaparken temel amacımız eser bulmak değildir. Tabii ki eser bulunca çok seviniriz ve eserin bulunduğu çevreyle olan ilişkisi ve eserin niteliği üzerine de kafa patlatırız. Bir eserin bulunduğu çevre ile ilişkisini kuramazsanız hiçbir anlamı olmaz. Bir çanak bir arkeoloğa bir kitap yazdırabilir. Tüm bu süreç içinde hayal gücümüz hep devrededir.


Yok olan bir uygarlık kendinden önceki uygarlıktan daha mı gelişmiştir? Sonra kurulan öncekinden izler taşıyor, sadece araçlar mı değişiyor? İnsanlık tarihinde gelişmişliği nasıl tanımlarsınız?

İnsanlığın tarihi gelişmişliğini tanımlamak için önce bilimi iyi bir şekilde tanımlamak lazım. Bilim olmadan insanlık gelişememiştir. Alet yapmak bir bilimdir. Tekerlek yapmak bir bilimdir. Bilim çok öncelerden gelen bir birikimdir, birden bire ortaya çıkmaz.


Yıllar yıllar önce insanlığın Doğu’su ve Batı’sı birbirine değdi ve oradan insanlığın en güzel fikirleri en güzel şarkıları, en güzel şiirleri çıktı. Emeviler ve Abbasiler’in dünya imparatoru olmasını sağlayan neydi? Avrupa’ya sahip oldukları neyi götürdüler?

Burada İslam'daki bilim meselesi üzerinde durmak gerekiyor. Emeviler ve Abbasiler 7. yüzyıldan 12. Yüzyıla kadar niye dünya imparatoruydu? Bugünkü gelişmiş Avrupa’da yaşayan insanlardan farkı neydi? Çok önemli bir farkı vardı? Özellikle Emeviler’de sarayda bir sınıf vardır. Bunlara mütercimler sınıfı denirdi. Bunlar yaşayan beş altı dili bilirlerdi. Bu babadan oğula geçen bir sanattı. Eski Yunanca, eski Latince, Sanskritçe... Bunlar Antik devirdeki bütün kitapları Arapçaya çeviriyorlardı. İşte böyle bir geleneğe sahip o tarihi coğrafyaya bakıyorsunuz kimler yetişmiş? Farabiler, El Cebiler, İbni Sinalar, El Harizmiler... Mütercimlerin yaptıkları bu çeviriler sayesinde Antik kültürü tanıdılar. Örneğin Pergeli hemşehrimiz Appollonios Pi sayısını bugünkü sayıya milyonda bir hatayla saptamamış olsaydı, onlar Cebir’i yazamazlardı. İbni Sina eğer Bergamalı Galenos’un kitaplarını okumasaydı, kitabını yazmazdı. Galenos’un kitapları; 19. Yüzyılın sonuna kadar Avrupadaki tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Antik devirde iki tane büyük sağlık kompleksi vardır. Biri Bergama’dadır diğeri de Kos adasında. İkisi de Anadolu’dadır. Lokman Hekim’in çıktığı coğrafyada Anavarza'da yani Adana’da bir eczacı vardı o da Anavarza'da yaşamıştır. Lokman Hekim de onun olduğu coğrafyada çıkmıştır. Onun yazdığı farmakoloji kitapları 19. Yüzyılın sonuna kadar Avrupa üniversitelerinde okutulmuştur. Bu kitapları Emeviler tercüme etmeselerdi, okumasalardı, bilmeselerdi o zaman dünyaya hakim olacak bir imparatorluk kuramazlardı.


Avrupanın içine girmiş olan hem de gönüllü girmiş olan Emevilerin ne işi var İspanya’da, nasıl gelmişler?

Emeviler İspanya’yı zapt etmemişler, onlar çağırmışlar. O zaman İspanya’da din savaşları var. Aynı dinin farklı mezhepleri birbirlerini öldürüyorlar. Büyük bir yoksulluk var. Ekonomi bitmiş, veba salgını var. İspanyollar bakıyor, müslüman ülkeler son derece uygar. Fas, Tunus, Cezayir... Neden? Çünkü bilimi kullanıyorlar. Evleri güzel, su var suyu biliyorlar, tuvaleti biliyorlar, onun için temizliği biliyorlar.


Antik Devirdeki en önemli kütüphaneler nerelerdi?

Antik devirde büyük kütüphaneler vardı. Bir tanesi Bergama'daydı bir tanesi İskenderiye’de. Hatta İskenderiye’deki kütüphane Bergama kütüphanesi çok ileri gittiği için ona papirus göndermiyor. Bunun üzerine Bergamalılar parşömeni bulmuştur.


Sizinle Olimpos'ta söyleşi yapıyoruz bu Antik şehri biraz anlatır mısınız?

Türkiye’de 20’ye yakın Olimpos var. Sonu “os” la biten sözcükler Yunanca değildir. Anadolu’ya M.Ö. 7.Yy’da Yunanlılar gelmeye başlamışlardı, ama Anadolu’da o zaman yerel halklar vardı. Bu yerel halklar yerel diller konuşuyorlardı. Örneğin Olimpos’un olduğu bu coğrafya Likya, burada Likçe konuşuluyordu. Karca, Pamfilya lehçesi, Paplagonca vardı. Özellikle İskender Anadolu’yu işgal ettikten sonra bir asimilasyon başlamıştır. Aslında asimilasyon daha önce başlamıştır, ama İskender’in şahsına duyulan hayranlıkla da bütün eski diller unutulmuş Yunanca konuşulmaya başlanmıştır. Olimpos sözcüğü ulu dağ demektir. Kaybolan dillerden birinden geliyor. Bursa Uludağ’ın da ismi Olimpos’tur aslında, Türkçeye tam olarak çevrilmiştir.


Mitolojideki Tanrılar Dağı olan Olimpos nerededir hocam?

O Yunanistan’daki Olimpos. Onun ismi de Yunanca değil.


Son olarak neler söyleyebilirsiniz?

Anadolu toplumu melez bir topluluk, o kadar çok kültür gelmiş geçmiş ki. Bu melezlik Anadolu toplumuna bir zenginlik katmış. Anadolu’nun kaynakları çok zengindir, ama en zengin kaynağı insandır. Bu insanı rasyonel, doğru bir şekilde kullanırsanız, doğru adamı, doğru yere koyarsanız uygarlık yükselişe geçer. Bundan cayarsanız, liyakatı bırakırsanız uygarlık dibe doğru gidiyor.


Arkeoloji için başlangıç kitabı olarak hangi kitabı önerirsiniz?

Tanrılar, mezarlar, bilginler. Arkeoloji için bu kitapla başlayabilirsiniz.


Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.