top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Sanatla geçen bir yaz: Alice’in Dünya Turu

Nagihan Kahraman, Alice’in Dünya Turu üzerine yazdı: "Annesini kaybeden küçük bir çocuk, bu duyguyla baş etmek için bir nevi 'harikalar diyarı'na gidiyor ve sonra büyük bir aydınlanma yaşıyor. İyileşme de denebilir elbette buna."



Kısa bir süre önce annesini kaybeden küçük bir çocuk bu üzüntü ve yas haliyle nasıl baş eder? Edebilir mi demek belki de daha doğru bir soru. On yaşındaki bir çocuğun elbette “çocuksu” dertleri olsun ister insan ancak hayat her zaman olması gerektiği gibi gitmiyor ne yazık ki. Buradan yola çıkan; bu duyguyla baş etmek için de sanatın okurun karşısına çıktığı bir kitaptan bahsedeceğim: Alice’in Dünya Turu. İsmi itibariyle Alice’in Harikalar Diyarı’nı hatırlatan eserde bizim Alice de bir nevi “harikalar diyarı”na gidiyor ve sonra büyük bir aydınlanma yaşıyor. İyileşme de denebilir elbette buna.


Alice altı ay önce annesinin vefat etmesi üzerine yaşadığı yas sürecini henüz atlatamamıştır. Günlerini babası ve bebekliğinden beri dadısı olan Bayan Pennyweather ile geçirir ve on yaşında olmasına rağmen eğitimini okul yerine hâlâ dadısından almaktadır. Alice’in içinde bulunduğu bu durumu fark eden babası ona bir sürpriz yapmak ister. Böylece Alice ve dadısını uzun süren bir gemi ve tren yolculuğu bekler.


Alice’in Dünya Turu, asıl olarak ana karakterin New York’tan küçük bir sahil kasabası olan Antibes’e doğru yol almasıyla başlıyor. Babasının önerisiyle anne ve babasının yakın dostlarının evinde, onların üç çocukları ile beraber geçirecektir yazı. Bakıldığında bir ülkeden -Amerika’dan- başka bir ülkenin şehirden uzak bir kasabasına doğru -Fransa- bir yolculuk var ve bir de orada geçen günler…


Kitapta temel olarak yas süreciyle baş etmenin yolları üzerinde durulmakla birlikte, aralarda pek çok başka konuya da değiniliyor. Çocuk eğitimi nasıl olmalı? Bir yaz tatili nasıl geçirilmeli? Sanat nedir ya da nasıl olmalı? gibi soruların cevaplarını metinde bulmak mümkün. Kitabın yazarı Lesley M.M. Blume kurgu dışı meşhur kitabıyla tanınıyor esasında. Aynı zamanda gençler için de yazdığı kitapları var. Alice’in Dünya Turu da bu kategorideki yedinci kitabı. Genç Timaş Yayınları’ndan çıkan eserin çevirisi Mustafa Kent’e ait ve on bir yaş ve üzerindeki genç okurlara hitap ediyor.


Alice’in Dünya Turu, aslında fiziksel anlamda değil ama sanatsal açıdan tam bir dünya turu niteliği taşıyor. Öncelikle Alice’in yanlarına gittiği, ebeveynlerinin de arkadaşları olan Murphyler karşılıyor Alice'le birlikte okuru. Romanın 1927 yılında geçtiği düşünülünce bu kişilerin Sara ve Gerald Murphy oldukları anlaşılıyor. Dünyaca ünlü ressam Gerald Murphy’nin 1920’lerde dönemin pek çok sanatçısı ile arkadaş olduğu biliniyor. Bu romanda da bu yılların ünlü sanatçıları Pablo Picasso, Ernest Hemingway, Serge Diaghilev ve Zelda-Scott Fitzgerald misafir olarak çıkıyor okurun karşısına. Tarihteki bu gerçek kişiler, elbette romanda kurmaca birer karakter ve hayatlarına dair biyografik bilgilere romanın sonundaki bölümden ulaşmak mümkün. Yazının başında söz ettiğim, yazarın kurgu dışı kitabı da yirminci yüzyılın başındaki bu sanatçılarla ilgili. Hemingway, Picasso, Serge Diaghilev ve Fitzgeraldların hayatlarını konu edinen Everybody Behaves Badly: The True Story Behind Hemingway’s MAsterpiece “The Sun Also Rises”. Bu ek bilgi ile yazarın hâlihazırda üzerine çalıştığı konu üzerinden bir kurmaca metin karşımıza çıkması şaşırtıcı olmuyor böylece.


Murphylerin Antibes’teki evlerine gelen ilk misafir ünlü ressam Pablo Picasso. Murphylerin üç çocuğu ve Alice bu gelen misafirden hareketle sanatın ne olduğu üzerine düşünme fırsatı bulurlar. Sanatın her yerde olduğu, herhangi basit bir şeyle bile sanat yapılabileceğini öğrenirler. İkinci misafir ünlü Amerikan yazar Ernest Hemingway’den ise basit şeylerin kıymetini bilmeyi öğrenirler. Hatta yaşayarak öğrenilen bir dersin sınıfta oturulup dinlenilen bir dersten daha kıymetli olabileceği üzerine de konuşurlar uzun uzun. Kaldı ki bütün roman bu temel üzerine oturuyor denebilir. Çünkü Alice’in eğitimde sıkı disipline inanan dadısı ve yaparak yaşayarak öğrenmeye önem veren Murphyler arasında tezat söz konusu. Antibes’e gelen üçüncü misafir Serge Diaghilev'dir. Rus sanat eleştirmeni ve bale impresaryosu olan Diaghilev üzerinden dünyadaki birçok ülkenin neden birbiriyle savaştığına, bir insanın ülkesine neden geri dönemediğine dair fikir yürütür gençler. Serge Diaghilev (asıl adı Sergei Pavlovich Diaghilev) dünyaca ünlü dans topluluğu Ballet Russes (Rus Baleleri)'in kurucusudur ancak hayatının bir kısmını doğduğu ülkesinden uzakta geçirmek zorunda kalmıştır.  Çocukların Diaghilev'in memleketine neden gidemediğini sormaları üzerine bu durumu, Gerald Murphy şöyle açıklar: “Çünkü ülkesinde bir devrim oldu. Oradaki kral ve kraliçe, orada çar ve çariçe diyorlar, idam edildi. Ve şimdi farklı bir yönetim biçimleri var. Ülkeyi kimin yöneteceğine dair bayağı bir sorun oldu ve hâlâ da tehlikeli olaylar yaşanmaya devam ediyor. Ülke tamamen değişti. Bay Diaghilev de artık kendini oraya ait hissetmiyor.” Romandaki son misafirler ise Fitzgeraldlar. Murphyler ile çalkantılı bir ilişkileri olsa da Fitzgeraldların onaylanmayan davranışlarından bile öğrenilebilecek bir şeyleri elbet vardır. Yaşları altı-sekiz-on arasında değişen bu dört çocuğun özellikle de Alice'in yaz tatilinden beklentileri ve hayata dair umutlarının yeniden yüklendiği bir yaz olur böylece. Hatta Alice’in büyük oranda iyileştiği ve hayata yeniden karıştığı bir yaz bile denebilir. Bu açıdan düşünüldüğünde de mekân değiştirilmediği hâlde dünyanın birçok yerine ve kültürüne ait kişiler üzerinden ilerleyen katmanlı bir roman olması bakımından da bir “dünya turu” niteliği taşıyor eser. Bu sanatçıları tanımayanlar ya da onlarla ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler için de harika bir roman Alice’in Dünya Turu.


ALICE'İN DÜNYA TURU

Lesley M. M. Blume

Genç Timaş, 2024

Tür: Roman

176 s.

11yaş +

Comments


bottom of page