• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

“En iyi bildiğimiz işi yaparak dik durmaya çalışmalıyız”

Geçtiğimiz eylül ayında, Ayrıntı Yayınları bünyesinde yeni bir marka kitaplarını okurlarla buluşturmaya başladı: Düşbaz Kitaplar. Doğuş Sarpkaya, yayınevinin bu yeni markasını Ayrıntı Yayın Grubu Direktörü(Yönetmeni) Gökçe Alper ile konuştu.


Düşbaz, Ayrıntı Yayınları'nın şemsiyesi altında yayın hayatına başladı. Ayrıntı'nın dışında böyle bir markaya neden ihtiyaç duyuldu? Biraz Düşbaz'ın kuruluş hikayesinden bahseder misin?

Aslında Düşbaz Kitaplar’ı konuşmaya 2009 yılında başladık. Ancak o dönemde enerjimizi önce Ayrıntı’ya sonrasında da Dinozor Çocuk markamıza kaydırdık. Pandemi başlamadan bir yıl önce de Dinozor Genç yayın hayatına başladı. Yıllardır kitap fuarlarında ne güzel bir kitap ama Ayrıntı’ya olmaz dediğimiz o kadar çok çalışma vardı ki ancak bir türlü yoğun iş temposunda vakit ayırıp Düşbaz’ı filizlendiremiyorduk. Pandemi döneminde yayınevini bir süreliğine kapadık. Ben de bu kapanma döneminde tüm enerjimi Düşbaz’a kaydırmaya karar verdim. Kafamda şekillendirip ekibi de ikna edince sıra Düşbaz’a benim gibi heyecanlanabilecek doğru kişiyi bulmaya geldi. Aklıma gelen ilk isim Cansu Canseven idi. Cansu’nun kapısını çaldığımda onu da heyecanlandırmayı başardım. Biz mutluysak ve bizi büyüleyen kitaplarla kesişiyorsa yollarımız gerisi teferruat dedik ve işte karşınızdayız.



Harika! Yayın programınıza baktığımızda Monica Helfer’in Yük’üyle karşılaşıyoruz. Helfer Avusturya’da en yüksek onur nişanıyla ödüllendirlmiş bir yazar ve Türkçe’de yanılmıyorsam ilk kitabı bu. Düşbaz’ın Türkiyeli okuru yeni ve nitelikli yazarlarla tanıştırma gibi bir işlevi olacak sanırım.

Evet, Helfer Türkçede ilk kez yayımlandı. Okurdan aldığımız geri dönüşler de çok olumlu. İyi ki dediğimiz yazarlardan sadece biri Monica Helfer. Söylediğin gibi henüz keşfedilmemiş ve Türkçeye kazandırmaktan gurur duyacağımız birçok kitapla geliyoruz hatta geldik. Bunlardan ilki Thomas Savage’ın Köpeğin Pençesi. Şahane bir modern klasik. Film uyarlaması yapılınca gündeme gelen bir yazar ve metin de bence filminden çok daha şahane. Beni delicesine heyecanlandıran diğer yazarımız ise Fran Lebowitz. Ayrıca İngiliz yazar Polly Samson’un A Theater for Dreamers; Kanadalı yazar Pik-Shuen Fung’un Ghost Forest; İngiliz yazar Natasha Brown’un Assembly’i de yayımlayacağımız kitaplar arasında.


Ülkelerinde popüler ve dünya edebiyatında da ses getiren ama Türkiyeli okurların ve yayıncıların gözünden kaçan yazarlarla tanışacağımızı söyleyebilir miyiz?

Fran Lebowitz aslında Scorsese ile çektiği Netflix belgeseli olan Pretend It’s a City ile ülkemizde tanındı. Diğer yazarların da çok ses getireceğine eminiz.


Merhaba mektubunuzda yerli ve yabancı yazarlarla tanışacağımızı yazmışsınız. Yerli yazarlardan okurları heyecanlandıracak ya da şaşırtacak isimleri görecek miyiz önümüzdeki aylarda?

Elbette göreceksiniz. Ocak ayında Türkçedeki ilk drag queen hikâyesini, bir biyografik romanı okurlarımızla buluşturacağız. Seçil Pala, drag queen Ahsen Gönülce’nin biyografik romanı Ahsen’i yazdı. Önemli kalemlerden Sabâ Altınsay’ın da önümüzdeki aylarda yeni kitabı Faili Malum, Düşbaz Kitaplar’dan yayımlanacak; kendisinden hikâyesiyle, diliyle bizleri derinden sarsacak bir roman geliyor. Ayrıca Altınsay’ın önceki kitaplarının da yeniden yayımlanacağının müjdesini vermiş olalım. Yerli şeflerimizden Kaan Yarman’ın Kalori Alacaksan Buna Değecek adlı yemek tarifleri kitabı da 2022 yayın programımızda yer alıyor. Fatma Berber ile Sümeyra Gümrah Teltik’in Bir Porsiyon Sanat kitabı da bizi çok heyecanlandıran projelerimizden. Çok beğendimiz, işlerini takdir ettiğimiz isimlerin bir araya geldiği bir proje olacak bu. Aynı zamanda Çağla Ağırgöl’ün editörlüğünde bir başka projede kadın öykülerini, sorunlarını, meselelerini irdelediğimiz kurmaca bir çalışmanın da hazırlık aşamasındayız.


Yoğun bir program sizi bekliyor. Lakin bu heyecanın önünü tıkayacak bir sürü gelişme de oluyor: Kağıt krizi, dövizdeki yükseliş, ekonomik kriz korkutmuyor mu sizi?

İyi yaptığımızı bildiğimiz hiçbir işten korkmadık. Ben yapılan iyi işin her zaman pozitif dönüşünün olacağını düşünüyorum. Ayrıntı 40. Yılına doğru ilerliyorsa inandığı yolda gitmesine borçlu. Ayrıca üretmeye ara vermek bizi daha çok korkutuyor. İnadına devam.


Pandemi ve ekonomik kriz sonrasında yayıncılığın geleceği hakkında ne düşünüyorsun?

Ben soruyu şöyle değiştireceğim. Krizin yaşanmadığı bir dönem var mıydı? 80' darbesi sonrası kurulan bir yayıneviyiz. Hiçbir dönem yayıncılık için kolay olmadı. Bizim üzerimize düşen entelektüel üretimi devam ettirmek. En iyi bildiğimiz işi yaparak dik durmaya çalışmalıyız.


Düşbaz'a geri dönersek, geniş bir yelpazede yayın yapacaksınız. Böyle bir yayıncılık çizgisinin prensipleri ne olmalı ya da sizin markanızı diğer çok satar yayıncılığından ayıran özellik ne olacak?

Biz aslında bir hikâye anlatıyoruz. Birbiriyle sohbet eden, dost olan kitaplar seçiyoruz. Sınır tanımazlığımızın yanı sıra bizi mutsuz edecek hiçbir işe kalkışmama kararımız da var. Eğer kalbimiz hızlı atmaya başlamadıysa, o kitap üzerine saatlerce konuşmadıysak demek ki basmamalıyız. Biz yazarımıza inanmazsak onu layığıyla nasıl temsil edebiliriz ki? İçimize asla sinmeyecek bir çalışmayı salt satış kaygısıyla basarsak okurumuzu kandırmış olmaz mıyız? Anlayacağınız derdimiz yeni bir kültür oluşturmak: Tepeden bakmayan, yargılamayan, yerinde eleştiri yapmasını bilen ve en önemlisi özeleştiri yapabilen. Günümüz yayıncılığında da en büyük eksiklik bu. Artık insanlar gerçek bir şeyler görmek istiyorlar. Sahtelikten herkes, hepimiz sıkıldık. Filtrelerden, sansürden… Biz kendi içimizde de çalıştığımız tüm insanlara da fazlasıyla şeffafız. Bazen insanlar garipsiyor ama tanıdıkça, konuştukça anlıyorlar, alışıyorlar.


Başlangıçta gelen tepkilerden bahsetmiştin. Okurla da şeffaf bir ilişki kurduğunuzu söyleyebilir miyiz?

Okurla ilişkimiz çok keyifli başladı. Bize istedikleri öneri ve eleştiriyi her zaman yönlendirebilirler. Birbirimizi besleyerek devam edeceğiz.


Son olarak da sanırım yakında Düşbaz'ın tanıtım etkinliği düzenlenecek. Biraz bu etkinliğinizden bahseder misiniz?

8 kitabı geride bırakınca artık bir merhaba deme vakti geldi diye düşündük. Pandemi nedeniyle çok kalabalık olamayacağız ama bizi takip edenlerde sosyal medya hesaplarımızdan tüm etkinliği paylaşacağız. Biliyorum uzaklardasın ama seni de aramıznda görmeyi çok isteriz. Bu güzel söyleşi için de ayrıca teşekkür ederim. Çok keyifli bir sohbet oldu.


Ben teşekkür ederim. Keyifli buluşmalar şimdiden size.