• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

‘Savaş tarihinin’ yazmadığı kadınlar

Burak Soyer, Etiyopyalı yazar Maaza Mengiste’nin kendi duyduğu hikayelerden yola çıkarak yazdığı romanı Gölge Kral üzerine yazdı: “Mengiste, söylediklerinde sonuna kadar haklı: Savaş ‘erkek işi’ olarak destanlaştırılmıştır ancak öyle bir yerde bile kadının adı yoktur!”


Etiyopyalı yazar Maaza Mengiste’nin kendi duyduğu hikayelerden yola çıkarak yazdığı Gölge Kral, tarihin ‘savaş satırları’nda yer almayan kadınların bireyselden kolektife evrilen gücünü, faşist Mussolini İtalya’sının 1935’te Etiyopya’ya açtığı savaşın içinden anlatıyor.


“Faşist İtalya ile Etiyopya arasındaki savaşla ilgili ilk hikayeleri büyükbabamdan duymuştum. Anlattıkları, yeterli silahı olmayan savaşçıların modern Avrupa ordusuna karşı mücadele ettiği kahramanlık hikayeleriydi. Büyükbabam gibi asil ve acıya dayanıklı adamların, zafer kazandığını hayal ederek büyüdüm. Büyük babaannem Getey’in hikayesini ise çok sonradan öğrendim. O zamanlar evli olduğu halde yetişkin bir eşle yaşayamayacak kadar küçük bir kızmış sadece. İmparator Haile Selassie ailedeki en büyük erkek çocuğun orduya katılması emrini verdiğinde evin en büyük çocuğu olarak orduya katılmayı gönüllü olarak kabul etmiş çünkü erkek kardeşlerinin yaşı yeteri kadar büyük değilmiş. Babası bu kararını kabul etmeyip silahını aileyi temsil etmesi için kocasına verdiğinde silahı almak için dava açmış. Davayı kazanmış, hakimlerin huzurunda babasının tüfeğini teslim almış ve Etiyopyalı askerlerin güçlerini, cesaretlerini öven şarkıları söylemeye başlamış. Orduya kabul edilmiş ve savaşa katılmış. Büyük büyükannem, Avrupa ve Afrika tarihinde çok sayıdaki eksik bilgiden birini temsil ediyor. Gölge Kral erkeklerin yanında savaşan ve bugün bile soluk belgelerdeki satırlarda öylece duran Etiyopyalı kadınların hikayesini anlatıyor. Bütün bunlardan anladığım şudur: Savaş hikayeleri her zaman erkeğe özgü bir dille anlatılan hikayeler olagelmiştir. Fakat Etiyopya için bu geçerli değil. Etiyopya’nın savaşı asla böyle bir mücadele değildi. Kadınlar da oradaydı ve bugün biz buradayız.” Bu uzun alıntı Etiyopyalı yazar Maaza Mengiste’nin Timaş Yayınları’ndan çıkan Gölge Kral kitabındaki ‘Yazarın Notu’ bölümünden. Ve Mengiste, söylediklerinde sonuna kadar haklı: Savaş ‘erkek işi’ olarak destanlaştırılmıştır ancak öyle bir yerde bile kadının adı yoktur!



Mussolini İtalya’sı, Etiyopya ile Somali arasındaki bir sınır çatışmasını bahane ederek 1935 yılında Etiyopya’ya saldırdı. Ancak tarihte II. İtalya-Habeşistan Savaşı olarak anılan bu saldırının asıl amacı, faşist Mussolini’nin 1890’larda Etiyopya’da yenilen atalarının intikamını almaktı. Ama Etiyopya halkı tüm o yoksulluğuna rağmen bu ölüm makinelerini yine geri püskürttü. İşte Maaza Mengiste Gölge Kral’da, İkinci Dünya Savaşı’nın da sebepleri arasındaki bu savaşı cephenin görünmez kahramanları kadınlar tarafından ele alıyor.


İtalya’nın Etiyopya’ya saldıracağı haberleri ayyuka çıkmaya başladığında, genç bir kız olan Hirut yetim kalır ve İmparator Haile Selassie’nin en yakın komutanı Kidane ve karısı Aster’in evinde hizmetçi olarak yeni hayatına başlar. Aster’in hakaretleri ve baskısı altında hayatını sürdürmeye çalışırken savaş patlak verir. Zaten hali hazırda sarayında rahatında milim oynama yapmadan oturan İmparator Selassie, İngiltere’ye kaçına Kidane bir adım öne çıkar ve komutayı üstüne alır. Kidane komutası altındaki erkekler göğüs göğse çarpışırken kadınlar da onların arkasından su dökmeyecektir bu savaşta! Onlar da cephede erkeklere yardım edecek, yaralı askerlerin bakımlarını üstlenecek, yemek pişirip geri planda destek sağlayacaktır.


Kitabın ana hattını üç aşağı beş yukarı bu paragraf oluşturuyor. Ancak Gölge Kral’ı bana göre bir ‘savaş romanı’ olmaktan çıkaran ve yazarın da kitaptaki asıl derdi olan, kadınların bu savaştaki durumuna göz atmak, Gölge Kral’ı biraz daha anlamaya yardımcı olacaktır.


Mengiste özellikle cephede kadınların erkeklere katılımıyla birlikte Kidane’nin Hirut üzerinde kurduğu baskıyı, ona zorla yaptıklarını (tahmin etmek zor değil) anlatırken hiçbir şekilde Hirut’u trajik bir karaktere sokmuyor. Hirut’un genç bir kızdan, ruhsuz, içsiz, bomboş birine dönüştüğünü tüm soğukkanlılığıyla anlatıyor. Bunun yanında Aster’in Kidane’ye evlendiği gece yaşadıklarını adeta Aster’in zihninden okura aktaran yazar kitabın bu iki ana karakterini nihayetinde buluşturarak ‘eril’liğin kafasındaki tilkilerin zaman, mekan, olay fark etmeksizin aynı yönde turladığını en ufak bir soru işaretine yer bırakmadan gözler önüne seriyor.


Savaşın en kritik anında Aster ve Hirut’un aldığı kararlarla, ortaya attığı fikirlerle, “Ben askerim!” diyerek kadınları cephe gerisinden erkeklerle aynı hizaya getirmesiyle de kadının gerçek gücünü ve aynı zamanda rolünü Mengiste’nin girişte alıntıladığım “Kadınlar da oradaydı” sözüyle doğruluyor.


Gölge Kral, yer yer Hemingway’i andıran, tarihin yazdığı satırlarda kendilerine yer bulamayan kadınları parantez dahiline alırken, aynı kadınların bireyselden zamanla kolektife evrilen ve savaş cephesinde değil erkek cephesinde verdikleri mücadeleyi de şiirsel, antik çağ savaş romanlarındaki bir dille anlatıyor. Savaştaki Yahudi İtalyan fotoğrafçı Ettore ise yazar Mengiste’nin savaşı çift taraflı ele aldığını ve her iki tarafı da ne yücelttiğini ne de yerdiğini göstermesi açısından kitaptaki en önemli rolü üstlenen karakter olarak karşımıza çıkıyor.


GÖLGE KRAL

Maaza Mengiste

Timaş Yayınları, 2022

Çeviri: Esma Fethiye Güçlü

432 s.