• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Külkedisi İngiltere’de

Yavuz Arkın, Natasha Brown’un kaleme aldığı Karşılaşmalar adlı kitabı üzerine yazdı: "Kitap bir adam ve bir kadın arasındaki kısa bir hikâye ile açılıyor; okuyacaklarımız için belli bazı ipuçları veriyor; pasif bir kadın ve onun çevresinde, erkek olmanın verdiği gücü kullanan her türlü tacizi hoş gören otorite sahipleri."


Natasha Brown’un Karşılaşmalar kitabında, çağdaş bir Külkedisi, İngiltere’de karşılıyor bizi; masaldaki balo salonu ise sevdiği adamın ailesiyle birlikte olacağı bir yemek daveti. Afrika kökenli genç bir kadın olan karakterimizin ismini bilmiyoruz, masaldan çıkmışçasına kitap boyunca bizimle birlikte; o kendi masalının Külkedisi.



Afrika kökenli olmasına rağmen İngiltere’de birçok insanın ulaşamayacağı bir kariyere ulaşmış, sömürgeci bir ülkede bu başarıya ulaşması kendisi için çok değerli. Beyaz bir İngiliz erkek arkadaşının olması da bu başarıyı onun için taçlandırıyor, kendisinin bulunduğu davette kim olduğuna dair çıkarımlarda bulunuyor. Kitap da bu davet boyunca kadın dünyası, post kolonyalizm ve ölüm olgusu üzerinden ilerliyor.


Kitap bir adam ve bir kadın arasındaki kısa bir hikâye ile açılıyor; okuyacaklarımız için belli bazı ipuçları veriyor; pasif bir kadın ve onun çevresinde, erkek olmanın verdiği gücü kullanan her türlü tacizi hoş gören otorite sahipleri. Baskı altına aldıkları kadına karşı rahatlatmak için söyledikleri sözler de suçlu hissettiklerinin bir kanıtı niteliğinde: “Her şey yolunda,” dedi kadına. “Her şey yolunda, tamam.”


Karakterimizin, Külkedisi masalındaki gibi kendisine kötü davranan bir üvey anne ve kardeşleri de bulunuyor. Üzerinde güneş batmayan bir güç diye ifade ettiği, kendisine kucak açan sömürgeci kültüre sahip İngiltere’yi annesi, iş arkadaşlarını ise kız kardeşleri gibi düşünebiliriz. Bu öyle bir kültür ki çok eskide kalmasına rağmen halen toplumun bütün katmanlarına kadar sinmiş vaziyette.


Kız kardeşler de aslında erkek kardeşler diyebileceğimiz iş arkadaşlarıyla çevrili bir hayat yaşıyor. Kendilerine bakış açıları profesyonel düzlemden uzak bir şekilde hem cinsiyet hem de ırk yüzünden olumsuz etkilenmiş. Karakterimizin ise bu bakış açısına rağmen kariyerinde başarılı olmak gibi bir hedefi var.


“Bu bir hikâye. İçinde zorluklar var. Çok çalışmak var. Kıyafetleri çekiştirip düzeltmek, gömlek kollarını sıvamak ve kendini zorlamak var. Yükselmek için çabalamak var. Zorlukların üstesinden gelmek, bir şeyleri aşmak falan var.” Bu satırlar, kadın karakterimizin yaşadığı zorlukları aşmak için kullandığı yol haritası.


Bir Afrika ülkesinden gelen ailesi için bütün bunlar başlı başına bir masal aslında, o da bunun farkında; masalı devam ettirmek de kendi elinde. Beyaz liberal bir erkek arkadaşının yemek daveti bu masalının devamı niteliğinde. Görünürde bir yemek daveti olsa da Külkedisi için bu davetin anlamı çok daha derinlerde.


Kadın karakterimiz hep bir ikilem içinde “Benim de duygularım var. Ama yaşadığım olayları sanki ben değil de başkası yaşıyormuş gibi düşünmeye çalışıyorum. Sanki başka bir varlığın başından geçiyormuş gibi. Bir tarafta düşünen, mantık çerçevesine sokan taraf (ben) var. Diğer tarafta da yapan, deneyimleyen o.” Ne bu dünyaya ait aslında ne de değil, masaldaki ikilik de bu değil miydi; fakir ve çaresiz bir ev ortamı ile şaşalı büyük bir partideki güzel ancak o dünyaya ait olmayan bir kadın. Onun durumu da bundan farksız görünmüyor, içinde yaşadığı ülkeye ait olamama duygusu, aileden kopmayan bir taraf ve büyük bir firmada kazanılan üst noktadaki bir kariyer.


Doktordan öğrendiği bir haber masalın dönüm noktası belki de: ”Olmamı söyledikleri her şey oldum. Yine de yetmedi. İşte şimdi yaşadığım ruhsal çöküşe denk bir fiziksel çöküş yaşıyorum. İçimdeki bu yeni habis oluşumu parçalarına ayır, zehirle, yok et. Ama işte hep daha başka şeyler gelecek ardından; bir sonraki talep, bir sonraki eleştiri. Bu bitmek bilmeyen itaat etme, uyma, bir şeylere ulaşma, bir şeyleri aşma...

Hepsi ne için?” şeklinde kendisini bir sorgulamaya itiyor. Gece yarısı oldu çoktan, peki düşen –aslında ona ait olmayan– ayakkabısı ona büyük bir şans getirecek midir?


Britanyalı yazar Natasha Brown, Cambridge Üniversitesi Matematik bölümünden mezun olduktan sonra on yıl boyunca finansal hizmetler sektöründe çalışıyor, kitapta bu konudan oldukça faydalanmış görünüyor, bu da kitabı otobiyografik bir anlatıya dönüştürüyor. 2019 yılında kurmaca edebiyat dalında Londra Yazarlar Ödülü’nü (London Writers Award) kazanan Brown, ilk romanı Karşılaşmalar ile 2021 yılında yazarlık hayatına adım atıyor. Bu romanıyla 2022 Rathbones Folio Ödülü ve 2021 Goldsmiths Ödülü için kısa listeye giren yazar, ayrıca Women’s Prize X Good Housekeeping Futures Ödülü için finalistler arasında yer alıyor. Yazar 2022 yılında Manchester Üniversitesi New Writing Merkezi’nde Burgess bursu almaya hak kazanan iki kişiden biri oluyor.


Düşbaz Kitaplar etiketiyle çıkan Karşılaşmalar kitabının çevirmenliğini yapan Fatma Özhan kısa ve yoğun metnin içine çok çabuk sokuyor bizi, dil sade olmasına rağmen keskin ve sert. Kadın bir çevirmenin kadın odaklı bu kitabı çevirirken yaşadığı deneyimi öğrenme isteği de duyuyor insan.


İçinde çokça soru barındıran bir kitap Karşılaşmalar; soruları soran karakterimiz soruların cevabını okurdan bekler havasında. Bir erkek için bir kadını anlamak ne kadar zor olsa da bu tarz metinleri okumak bu konuda aydınlatıcı olabilir. Kadın dünyasına empati ile bakmak, zorlukları görmek her zaman mümkün değil onlar için.


KARŞILAŞMALAR

Natasha Brown

Düşbaz Kitap, 2022

Çeviri: Fatma Özhan

112 s.