Kendi Rüzgârında Uçmak: Modern kadının içsel yolculuğunu anlatan çarpıcı bir ilk roman
- Litera

- 2 dakika önce
- 2 dakikada okunur
LiteraEdebiyat, Seçilay Yıldız’ın ilk romanı Kendi Rüzgârında Uçmak'ı; modern kent yaşamında sıkışmış kadınların içsel yolculuğunu, kırılganlıklarını ve görünmez çatlaklarını anlatan bu etkileyici metni inceliyor.

Modern şehir insanının görünmez yaralarına, kadın dostluklarının içsel çatlaklarına ve “kendini bulma” serüvenine odaklanan Kendi Rüzgârında Uçmak, Seçilay Yıldız’ın gözlem gücü yüksek, duygusal derinliği güçlü ilk romanı.
Ekonomi eğitimi almış, uzun yıllar kurumsal dünyada yöneticilik yapmış bir yazarın kaleminden çıkan bu eser, hayatın temposuna sıkışmış modern bireyin ruh hâlini incelikle okuyan bir içsel yolculuk metni.
Romanın merkezinde Zerrin var: Dışarıdan güçlü, sosyal, hayatla barışık görünen ama iç dünyasında sürekli sorgulayan, kırılgan bir kadın. Zerrin’in etrafındaki karakterler —Ayşe, Çiğdem, Efe, Cemil— birer yan hikâye değil, modern kent yaşamının arketipleri. Her biri, görünüşle gerçek arasındaki farkı, sevgiyle çıkar arasındaki sınırı temsil ediyor. Yıldız, özellikle kadın karakterlerin arasındaki ilişkileri gözlemci bir zarafetle anlatıyor; kıskançlıkla şefkatin, dostlukla rekabetin nasıl aynı bedende var olabildiğini göstermekten çekinmiyor.
Yazarın dili sade ama keskin. Diyaloglarda gündelik Türkçenin doğallığıyla, iç monologlarda şiirsel bir tını buluşuyor. Bu iki katmanlı anlatım, romanın temposunu diri tutarken, karakterlerin iç dünyasına sızmamıza da olanak tanıyor. Yıldız, anlatıcısını yargılayıcı bir konuma yerleştirmiyor; aksine, insan doğasının küçük kusurlarını merhametle gözlemleyen bir ton kuruyor. Bu tavır, eseri popüler anlatılardan ayıran en önemli özelliklerinden biri.
Kendi Rüzgârında Uçmak, ilişkilerin, dostlukların ve evliliklerin maskesiz yüzünü sergileyen bir roman. Ancak bunu melodramla değil, hayatın sıradanlığı içindeki küçük kırılmalarla yapıyor. Okur, sayfalar arasında yalnızca Zerrin’in değil, kendi iç sesinin yankısını da duyuyor. Çünkü Yıldız’ın asıl derdi, bireyi suçlamak değil; onun içindeki sesi, bastırılmış arzularını, korkularını görünür kılmak.
Roman, kesin bir sonuca ulaşmaz; çünkü Yıldız’a göre hayat, bitmeyen bir dönüşüm yolculuğudur. Tıpkı romanın adında saklı mesaj gibi: insan, ancak kendi rüzgârına teslim olduğunda özgürleşir.
Yıldız, ilk romanında hem edebiyat hem psikoloji alanına temas eden bir denge kurmayı başarıyor. Kadın kimliğini, toplumsal rollerin baskısı altında ezmeden, abartısız bir gerçeklikle işliyor. Günümüz Türkçe edebiyatında, özellikle kentli kadınların iç dünyasını bu denli gerçek ve yargısız bir biçimde anlatan metinlerin azlığını düşünürsek, Kendi Rüzgârında Uçmak dikkatle okunması gereken bir ilk roman.
Bu kitap, okurunu büyük olaylarla değil, küçük sarsıntılarla büyüten bir metin. Sessiz ama etkileyici. Çünkü Seçilay Yıldız bize, hayatın rüzgârını dışarıda değil, kendi içimizde duymamız gerektiğini hatırlatıyor.
KENDİ RÜZGÂRINDA UÇMAK
Seçilay Yıldız
Destek Yayınları, 2025
Tür: Roman
152 s.











































Yorumlar