• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Geçmişle yüzleşmenin zorluğu

Esra Karadoğan, Sun-Mi Hwang'ın Kiraz Tepesindeki Mucize adlı romanı üzerine yazdı: "Bu bir buildings roman değil, fakat karakterin dönüşümü, yaşadıklarıyla yüzleşmesi ve içindeki çocuğu büyütmesi gibi bir durum var."


Esra Karadoğan

Kiraz Tepesindeki Mucize, başlarda huysuz görünen bir ihtiyarın Kiraz Tepesindeki evinde geçirdiği günleri anlatan bir roman. O huysuz ihtiyarın bazı davranışlarına, düşünce biçimine tahammül etmek biraz can sıkıcı olsa da yazar Sun-Mi Hwang, Kang’in anılarıyla yaşadıklarını okura yansıtınca ihtiyar eskisi kadar huysuz gelmiyor insana. Bu arada can sıkıcı olan karakterin kendisi, kitabın dilini çok beğendiğimi söylemeliyim, yazarın yalın ama doyurucu bir anlatımı var. Genç Timaş etiketiyle çıkan kitabın bu doyurucu anlatımında yazar kadar kitabın çevirmeni Sanem Üner’in de emeği var.



Beynindeki tedavi edilemez tümörden dolayı Kang’in tüm işini bırakıp Kiraz Tepesi’ne, çocukluğunun geçtiği evin olduğu araziye gelmesiyle başlıyor roman. Bu tümörün bir adı bile var, Yumru Bey, ameliyat edilemeyecek bir yerde bu tümör. Yani Kang yaşayabildiği kadar Yumru Bey ile yaşamak, onunla iyi geçinmek zorunda. Doktoru Kim’in söylediklerinin aksine, daha konforlu, bakım görebileceği bir yerde kalmak yerine Kiraz Tepesi’ni tercih ediyor. Kang dışarıya hiç yansıtmasa da sahip olduğu o zor ve huysuz kişiliğinin temelleri ilk çocukluğunda atılıyor. Babasıyla geçirdiği yılların bir kısmını hatırlayamıyor zaten, hatırladığı beş sene ise babasının nasıl bir insan olduğunu anlamasına yetmeyecek kadar kısa. Yazar Sun-Mi Hwang’in dili Kang’in ve diğer karakterlerin yaşadıklarını dramatize etmese de bu dokunaklı bir öykü.


Kang’in kanser olması, her şeyden ve herkesten uzakta kalmayı hayal ettiği evinde sessizliğe ihtiyaç duyması çok anlaşılır. Babasının vefatından sonra evlat edinilmiş bir çocuk o, babasının kaybı yeterince zorken bir de yetişkin olana kadar kendisi gibi evlat edinilen “kardeşi” tarafından da zorbalığa uğruyor. Yaşadıkları sonucunda daha sert, kabuklu biri olmayı tercih ediyor. Bir yandan da yaşadığı tüm zorluklar onu başarılı bir iş adamı haline getiriyor, başarılı ve biraz da duyarsız. İşte bu dış kabuğu karakterimizin, altında neler olduğunu ise zamanla, romanda ilerledikçe, karakterimizin zaman zaman anıları arasından dolanmasıyla zaman zaman da arazisine izinsiz girdiğini düşündüğü insanlarla iletişimleriyle öğreniyoruz.


“Kang yeniden iç çekti. İnsanlara tepeden bakma hastalığı tüm dünyayı sarmıştı. Aslında herkes diğerlerine nasıl davranması gerektiğini gayet iyi biliyordu. Bunu Kang da defalarca tecrübe etmişti, özellikle babası öldükten sonra başka bir aileye dahil olmak zorunda kaldığında…

Herkes ama herkes ona tepeden bakmıştı; hiç tanımadığı kişiler, sınıf arkadaşları, tüm yaşıtları, hatta öğretmenleri bile.”


Kang’in mizacına rağmen yaşadığı en büyük çatışma Kiraz Tepesindeki huzur arayışı, Yumru Bey büyümesin diye sakinliğe ihtiyaç duyuyor, bu yüzden arazisine kimsenin girmemesi için çeşitli önlemler almış fakat her gün arazisinde başka insanlar görüyor. İnsanlar onun varlığından habersiz sebze bahçesi yapmışlar, çocuklar oyun oynuyor o arazide ve varlığını neredeyse unuttuğu eski dostları karşısına çıkıyor. Zamanla Kang etrafında olan bitene kayıtsız kalamıyor, geçmişinden insanlarla karşılaştıkça kendi yaşadıklarına bakış açısını da değiştiriyor, onun yaşadığı zor çocukluk aslında dışarıdan şanslı olarak görülüyor. Bu bir buildings roman değil, fakat karakterin dönüşümü, yaşadıklarıyla yüzleşmesi ve içindeki çocuğu büyütmesi gibi bir durum var.


“Hayatının hangi noktadan sonra yanlış yöne saptığını bilemiyordu. Bütün bu yanlış anlamaları, gerçeğin bütün bu farklı versiyonlarını kavramakta zorluk çekiyordu. Yirmi beş yaşına geri dönerek tüm hayatını yeni baştan yaşayabilmek isterdi.”

Kang’in karşılaştığı çocuklar, çocukların davranışlarında kendini ya da kendilerini bulması, çocukluğunun ayak izlerini takip etmesi, onu evlat edinen aileden kaçarcasına uzaklaşması, üniversitedeki günleri özlemesi, asistanı Park’la olan ilişkisi, Pierre’in babasıyla karşılaşmaları çok insani, karşımızda kanlı canlı bir karakter var, sadece Kang de değil, tüm karakterler iyi inşa edilmiş. Karakterin dönüşümünü izlemek, bunu diğer karakterlerle ve geçmişiyle yaşadığı etkileşim sayesinde gerçekleştirmesi çok dengeliydi. Konu her ne kadar hüzünlü olsa da, romanın insana ümit veren bir tarafı da bu.


Kiraz Tepesindeki Mucize’yi ben hem dili hem de yukarıda bahsettiğim üzere karakterlerinin gerçekçiliğinden dolayı bir solukta okudum. Yazarın diğer kitaplarını okumamıştım ama bu kitaptan sonra onları da okumayı isterim. Eğer iyimserliğe ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz çocuklar varsa, bu kitap iyi bir yol arkadaşı olacaktır. Yaşlı bir adamın zamanla kendisiyle, geçmişiyle, travmalarıyla yüzleşmesini okumak, belki de her şeyin göründüğü kadar kötü olmayabileceğini göstermeye yarayacaktır.


KİRAZ TEPESİNDEKİ MUCİZE

Sun-Mi Hwang

Genç Timaş, 2022

Çeviri: Sanem Üner

176 s.