• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

“Kendine ait bir oda”dan

Ege Yatır, Britanya'nın çağdaş ressamlarından Celia Paul’un kaleme aldığı Otoportre üzerine yazdı: "Bu ömür dökümünün içinde Paul’un sanat yolculuğundan ilişkilerine, beslenme alanlarından yaşamı alımlayışına kadar pek çok durak var."

Ege Yatır


Kendini sadece kelimelerle değil seslerle de ifade edebilen yazarlar, mimariye hayranlık duyarak notalarını inşa eden müzisyenler, fırçasının yanına kamerasını da koyabilen ressamlar… Bu türden buluşmaları çoğaltmak mümkün. Farklı sanat disiplinlerini kendinde buluşturabilen isimlere bakmak gerek bir de: Kendiyle ve yetenekleriyle yetinmeyip çevresini de araştıran, farklı ifade biçimlerinin peşine düşen, yeni yaratım yollarının kapılarını zorlayan sanatçılar!..

Bunlardan biri de Britanya'nın en önemli çağdaş ressamlarından biri olan Celia Paul. Paul’un çok sayıda ulusal ve uluslararası seride gösterilen eserleri British Museum’dan Metropolitan Müzesi’ne kadar dünyanın önde gelen koleksiyonlarının da arasında yer alıyor. 1959 yılında dünyaya gelen ve ilkgençlik yıllarından bu yana önemli sanat çevrelerinin ve olaylarının içinde bulunmuş olan Paul, 2019’da bu kez kendine yeni bir ifade alanı açmanın peşine düşüyor. Kalemini eline alıp bir ömür dökümü diyebileceğimiz bir işe girişiyor. Bu ömür dökümünün içinde Paul’un sanat yolculuğundan ilişkilerine, beslenme alanlarından yaşamı alımlayışına kadar pek çok durak var. 2019’da yayımladığı Otoportre adını verdiği bu eserinden sonra, sanat çevrelerinde büyük yankı uyandırıyor Paul. Geçmiş sayfalar tekrar karıştırılmaya başlanıyor. Hocası, gençlik yıllarındaki sevgilisi ve çocuğunun babası Lucian Freud ile başından geçenler tekrar konuşulmaya başlanıyor. Paul de kitabında Freud’a geniş bir yer ayırıyor zaten, konuşulmaya izin verebilecek pek çok kapıyı aralıyor. Fakat sonuç olarak Freud sadece bir sevgili değil onun için. Sanat dehlizinde yolunu ve kendini bulmasına yardım da eden bir rehber aynı zamanda. Tam da bu nedenle Otoportre'yi sadece bir ömür dökümü değil, bir sanatçının sanat yolundaki serencamı olarak da okumak gerek.


İşte bu Otoportre geçen günlerde Mine Haydaroğlu çevirisiyle Türkçede de okurlarıyla buluştu. Paul Otoportre’de ressam Lucian Freud’la ilişkisine, gençliğine ve sanatını kurduğu günlere dönüp bakıyor. Bu samimi anlatıda kendi kendisini konu eden bir ressamın cesareti, nazik, güçlü bir sanatçı portresi ortaya koyuyor. Dünyasını samimiyetle ve bir hesaplaşma mantığından çıkararak önce kendine, sonra okurlarına açıyor Paul. Üstelik bunu dil üzerinde ciddi anlamda hissedilen hakimiyetiyle yapıyor. Paul’un yazıyıyla ilişkisinin ne kadar derinlikli olduğunun da kanıtı niteliğinde Otoportre.


Bu ilişkinin üzerine gittiğimizde Paul’un da önsözde anlattığı gibi çocukluk yıllarına kadar uzanıyoruz. Paul’un tuttuğu günlükler, derdini dökmede fırçasının yanına kalemi de koyması karşımıza çıkıyor. Yazının bu anlamda Paul için bir kendini tanıma aracı olduğunu da görüyoruz. Kendinden bir adım dışarı doğru atıp kendini uzaktan izleme… Otoportre’de yaptığı da bundan farksız aslında. Çocukluk alışkanlığını ileri taşıyıp gününü değil tüm bir ömrünü projekte ediyor Paul.


Celia Paul’un ortaya döktüklerini sanat dünyası açısından ele aldığımızda ise bu dünyada bir kadın olmanın hikâyesi olarak da okuyabiliriz Otoportre’yi. Kitap üzerine değerlendirmelerde bulunan en önemli isimlerden olan Rachel Cusk şöyle okuyor meseleyi: “Celia Paul’ün üzerinden genç kadın sanatçıların kendilerini ifade etmekte yaşadıkları zorlukların anlatılması kültürümüzün ruhunda açılmış en derin yaraları açığa çıkarıyor: Erkek sanatçıların nereden kaynaklandığı belli olmayan gücü, yaratmaya meyleden kadınların kırılganlığı ve dışlanmaları, kimin kadının ve bedeninin sahibi olduğu ve neye yaradığı…”

Bu yönüyle Otoportre’ye eğildiğimizde Celia Paul’un yazdıklarıyla “kendine ait oda”sını yarattığını söyleyebiliriz. O da zaten sanat dünyasındaki her kadının buna mutlaka ulaşması gerektiğini dile getiriyor.

Ressamların meşhur tabloları otoportreleri olur genelde. Kendini gözünden ve fırçasından nasıl okuduğu insanlar tarafından merak edilir. Celia Paul’un otoportresi kelimelerle… “Kendine ait oda”sını tüm samimiyetiyle açıyor ünlü sanatçı. Ortaya ise bir sanatçının dünyası tüm çıplaklığıyla seriliyor.


OTOPORTRE Celia Paul Yapı Kredi Yayınları, 2022

Çeviren: Mine Haydaroğlu

172 s.