• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Suç – Masumiyet ve Ceza

Fazlı Gök, Güney Koreli yazar Lee Ki-Ho’nun Özür Dileriz adlı romanı üzerine yazdı: "Varoluş, ölüm ya da inanç yok bu romanda. Yazar, özür dilemenin kafamızdaki basit işleyişini bu konunun derinliklerine inerek sarsıyor ve okurun zihnine özür dilemeye dair cevaplanması zor soruların tohumlarını ekiyor."


Fazlı Gök

Güney Koreli yazar Lee Ki-Ho’nun, 2009 yılında yazdığı Özür Dileriz adlı romanı, çocuk yaşlarda iki arkadaşın başkalarının suçları adına özür dileme macerası üzerinden okuru suç-özür mekanizmasına ve bunun farklı boyutlarına dair düşündüren hayli eğlenceli bir metin. Suçluluk, masumiyet, bağışlanmak ve ceza gibi kavramların özür dilemek başlığı altında irdelendiği roman, Othello yayınlarının Dublinesk serisi etiketini taşıyor. Mehmet Ölçer’in çok özenli ve keyifli çevirisi okura Türkçe yazılmış bir şey okuyormuş hissini veriyor.



Lee Ki-Ho, kurmaca metin okurluğumuzda karşılaşmaya alışık olduğumuz ‘büyük’ meselelerden birine odaklanmıyor. Varoluş, ölüm ya da inanç yok bu romanda. Olan şey, gündelik ilişkilerimizde varlığını sürdüren, işlerliği şüphe götürmez ve farklı veçhelerine dair düşünmeyişimiz ölçüsünde küçük olan özür dilemek meselesinin incelenişinden ibaret. Ancak yazar, özür dilemenin kafamızdaki basit işleyişini bu konunun derinliklerine inerek sarsıyor ve okurun zihnine özür dilemeye dair cevaplanması zor soruların tohumlarını ekiyor.


Romanın kahramanları Jinman ve Şibong, yetişkin olmadığını anladığımız ama yaşlarını da tam olarak bilemediğimiz iki arkadaş. Hapishane koşullarına benzeyen ve bir çeşit fabrikayı andıran ‘tesis’ dedikleri bir yerde tanışıyorlar. Tesisin sakinlerinin toplum dışına itilmiş insanlar olduğunu görüyoruz; Jinman ve Şibong da öyle, tek yaptıkları görevlilerden dayak yemek ve bundan kalan zamanlarda çorap paketlemek. Görevlilerden acımasızca, sonu gelmeyen bir şekilde dayak yiyorlar. Görevliler onlara dayak atarken, “Suçunuzun ne olduğunu biliyor musunuz?” diye soruyor. Bilmiyorlar, ortada bir suç yok gibi. Ancak bir noktada kafalarında basit bir suç-özür denklemi beliriyor; özür dilemeyi akıl ediyorlar. Tabii özür dilerken bir suç da buluyorlar özürlerine. Bu denklemi gördükleri andan itibaren tesiste dayak yiyen diğer bütün sakinler adına görevlilerden özür dilemeye ve onların yerine dayak yemeye başlıyorlar. Karşılığında tesis sakinleri onlara iyi davranıyor, iç çamaşırlarını veriyor ve hatta ayaklarına masaj yapmaya kadar vardırıyor işi.


Hikâyenin buraya kadar olan kısmı tesis dönemine ait. Asıl hikaye Jinman ve Şibong’un bir çorap paketine koydukları notun polise ulaşması ve tesisin kapanıp kahramanlarımızın dış dünyaya çıkmalarıyla başlıyor. Dışarıda hayatta kalmanın ve para kazanmanın yolunu, en iyi bildikleri işi yaparak, özür dilenecek kişiden başkaları adına özür dileyerek buluyorlar. Roman üç bölümden oluşuyor: Suç Aramak, Suç Yaratmak ve Suçu Beslemek.



Kafkaesk Bir Refleks Olarak Özür Dilemek

Milan Kundera’nın Roman Sanatı adlı eserinde işaret ettiği üzere Kafka’nın metinlerindeki suç ve ceza ilişkisi sözgelimi Raskolnikov’un başına gelenlerden farklıdır. Raskolnikov, işlediği cinayetlerin ardından cezasını gerek yatağında acı içinde kıvranarak gerek nihayetinde Sibirya’ya sürülerek bulmuş olur. Burada suçun cezayı bulması durumu söz konusudur. Oysa Kafka’nın metinlerinde suçun bilinmediği ve sonuçların sebebini aradığı bir koşulda, cezasıyla boğuşan kahramanlara rastlarız. Bu kahramanlar suçlarını bilmeseler bile çektikleri bir ceza varsa bunun muhakkak işledikleri bir suçtan ileri geldiğini düşünmek eğilimi gösterirler. Ceza çekiyorlarsa suçlulardır. O halde Kafka evreninde, Lee Ki-Ho’nun romanın ilk bölümünde atmak istediği temele benzer bir şekilde, cezanın suçu araması söz konusudur.

Lee Ki-Ho, bu romanı yazma fikrinin aklına Kafka’nın bir eserini okuduktan sonra geldiğini söylüyor. Belki de, yazar, en azından ilk bölümde, toplum dışı kalmış insanların cezayla karşılaşınca suçu arama refleksini göstermek için Jinman ve Şibong’u bir araç olarak kullanmış; onları bu yüzden dış dünyaya yabancı ve daha ziyade tesise ait varlıklar şeklinde yaratmıştır. Nihayetinde romanın devamında da, özellikle ara sıra anılan tesisteki intiharlarda da kafkaesk temel sebepsiz görünmüyor. Tabii iş yazarın niyetine dair tahminlerde bulunmaya gelince ister istemez kişisel izlenimler işin içine giriyor ve bu noktada söylenilen her şeyin bir ayağı sallantıda. Fakat sanırım en azından şu söylenebilir; yazarın anlatmak istediği şeyi anlatmak için, özür dilemeye bizim gibi yaklaşmayan, birer ceza arsızına ve özür dileme askerine dönüşüvermiş Kafkaesk figürlere ihtiyacı var.



Özür İmkânının Yol Açtıkları

Suç Aramak bölümünü Suç Yaratmak bölümüne bağlayan güzel bir hikaye var. Jinman ve Şibong, tesis dışında özür dileyerek para kazanmaya karar verince ilk olarak birbiriyle çok iyi anlaşan iki kardeş esnafı izlemeye başlıyorlar. Görünürde bu iki kardeş arasında hiçbir sorun yok. Biri kasap, biri manav, dükkânları yan yana. Gayet iyi anlaşıyorlar, birbirlerine yardımcı oluyorlar, beraber spor yapıyor ve beraber yemek yiyorlar. Her şey yolunda görünüyor. Ancak Jinman ve Şibong, tesisten gelen yetenekleriyle, bu iki kardeş arasında belki suç sayılmayacak, ama suça eğilim olduğunu gösterecek birkaç kanıt yakalıyorlar. Örneğin badminton oynarlarken manav olan kasap olana topu daha yavaş atıyor. Jinman ve Şibong için özür dilenmesi gereken bir suç bu. Manava gidip onun adına kardeşinden para karşılığı özür dileyebileceklerini söylüyorlar. Adam başta saçma buluyor bunu. Ama özür dileme imkânı olduğunu anlayınca çok iyi anlaşıyor göründüğü kardeşine meydan dayağı çekiyor, boğuyor onu. Jinman ve Şibong’a ödemesini yapıyor ve onlar da gidip boğulan kardeşten özür diliyorlar. Bir de her şey tamam olsun diye, kasap Şibong’u tıpkı kardeşinin onu boğduğu gibi boğuyor.

İki arkadaşın suç-özür denklemi bu kadar basit. Kusur her neyse, bağışlayan kişi bağışladığı kişiye karşı aynı kusuru işlerse özür yerine getirilmiş oluyor. Fakat biz okurlar için bir soru beliriyor karşımızda: Acaba özür dileme imkânımız olduğu için mi rahatça suç işleyebiliyoruz? Diyelim ki, birinin kalbini kırmak, kafamızın bir yerlerinde özür gibi bir seçenek olduğu için mi bu kadar kolay? 151 sayfalık Özür Dileriz’in içinden çıkacak onlarca sorudan biri bu sadece.


İsagönüllü Jinman ve Şibong

Yazar romanın iki yerinde İsa’yı anıştırıyor. İlkinde bir polis Jinman ve Şibong’u alaycı bir şekilde İsa’ya benzetiyor. Önemsiz, gelip geçici bir karakter bu polis. Ne söylediğini çok önemsemiyoruz. Ancak ikinci anıştırma romanın daha kritik bir yerinde; Jinman, hastane binasının tepesinde demir bir haç görüyor. Elbette bu hemen romanın dini bir arka planı olduğu anlamına gelmiyor. Sadece, İsa’nın başkalarının günahı için ödediği kefareti düşündüğümüzde Jinman ve Şibong’la İsa arasında bir paralellik kurmamak mümkün görünmüyor.


Bu yüzden, belki de Jinman ve Şibong’un başkalarının suçları için özür dileyip ceza çekmesini, özür ya da bağıştan farklı olarak kefaret kelimesini anarak düşünmek bize başka bir kapı açar. Kefaret sözlükte, “suçunu örtme, suç veya günaha karşılık bedel ödeme” olarak geçiyor. Evet, bu iki arkadaş özür dileyerek para kazanıyorlar ancak bu parayla aslında hiç ilgilenmiyorlar. Romanın yan karakterlerinden biri onların menajeri oluyor ve bütün parayı kendisi alıyor. Parayla hiçbir işleri yok. Böyle bakınca, Jinman ve Şibong, tıpkı İsa gibi, suçun ve günahın zıttı oluveriyor: Masumiyet. O halde başka sorular doğuruyor roman. Acaba tesisteki müdür ve görevliler İsa’nın hayatındaki kral ve onun destekçileri mi? Şibong, İsa’nın ölen tarafı mı? Zorlama yorum sayılmayacağını umduğum birkaç soru.

Jinman ve Şibong’un özür dileme macerası romanın özellikle ikinci ve üçüncü bölümünden itibaren daha karmaşık bir hal alıyor. İki arkadaş, bağışlanması mümkün olmayan gerçek suçlarla ya da suçluluk hissi, suçun yükü, bağışlayabilirken bağışlamama gibi tam olarak anlayamadıkları insani hesapçılıklarla karşılaşıyorlar. Böylesi farklı bir hikayenin, son dönemde özellikle özgün senaryolarıyla dizi ve film endüstrisinde bir ana akım oluşturmuş Güney Kore’den çıkması da hiç şaşırtıcı değil. Özür Dileriz, absürd ve gülünç taraflarıyla eğlenceli bir okuma sunan, ilgi çekici ve iyi bir kurmaca metin.


ÖZÜR DİLERİZ

Lee Ki-Ho

Othello Yayınevi, 2022

Çeviri: Mehmet Ölçer

Editör: Sedat Demir

151 s.