top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Yazarın fotoğrafıLitera

Ben de bir “Ruhunu Satan” mıyım?

Başar Yılmaz, Fatih Gezer'in son romanı, Ruhunu Satanlar Derneği üzerine yazdı: "Yazar son romanında sistem ve toplum eleştirisini daha çarpıcı bir boyuta taşırken karşımıza farklı bir dil, kurgu tekniği ve kahraman eşliğinde çıkıyor."


Başar Yılmaz


Dünyada sömürü düzeni yeni başlamadı; daima vardı. Gelgelelim, günümüzde sermayenin varlığını sürdürerek iktisadi birikiminin devamı adına sömürünün boyutlarının küresel dünya şartlarına göre adapte edildiği gerçeği ile karşı karşıyayız.


Sistem, bireylerin emek ve zamanını artık çok daha cüzi bir bedel karşılığında satın alırken, aynı bireyleri tüketim ve metalaşmanın kıskacına sokarak sömürüden arta kalan yaşam alanlarını da kontrolü altına almayı başarmakta.



Sistem aygıtları vasıtasıyla modern toplumun tüketim iştahı körüklenmekte, statü arzuları kutsanmaktadır. Hal böyleyken, emeğini satarak yaşayan o büyük kitlenin artık zincirlerinden başka kaybedeceği pek çok şey var.


Kredi ile aldığı ev veya otomobilini, biriken kredi kartı borçlarını, çocuklarını gönderdiği özel okulların taksitlerini karşılayabilmek adına, sistemin içinde kalma zorunluluğuna sahip “büyük insanlığın” emek ve zamanından başka ihraç etmesi gereken bir kıymet daha çıkıyor ortaya: Ruhu.


Fatih Gezer, “Ruhunu Satanlar Derneği” ile kapitalizmin çarkları arasında sıkışmış her okura şu soruyu sordurtuyor: Ben de bir “Ruhunu Satan” mıyım?


Gezer’in, Vedat Türkali İlk Roman ödüllü Ölüler Kıraathanesi‘nde de, ikinci romanı Suni Tebessüm ’de de hikâyelerini belirgin bir toplumcu perspektifle işlediğine şahit olduk. Bu nüveyi, metinlerine edebiyatın merkezinde kalarak yerleştirebilme maharetinin, yazarı kayda değer bir okur kitlesine ulaştırdığını söylesek sanırım yanılmayız.


Gezer, son romanı Ruhunu Satanlar Derneği ile sistem ve toplum eleştirisini daha çarpıcı bir boyuta taşırken karşımıza farklı bir dil, kurgu tekniği ve kahraman eşliğinde çıkıyor bu kez.

Mehmet Aşçı’nın hatıratları üzerinden okura nakledilen roman, o “nevi şahsına münhasır” karakterin biçimlenmesine zemin hazırlayan sıra dışı aile tarihi ile başlıyor. Sultan Vahdettin’in aşçılarından biri olan büyük dedesi Nebi Bey’in, kendi icadı olan yemeği Ahir’i, Sultan’a sunma arzusu ve Osmanlı’nın yıkılışı ile Sultan’ının peşinden giderek ölene dek o arzunun esiri olması soyunun kader haritasını çiziyor.


Öyle ki Mehmet Aşçı, günün yaşam biçiminden, modasından, konuşulan dilinden uzak, müstakil bir karakter olarak şekilleniyor okurun zihninde. Karakteri, pileli pantolonu, köstekli saati ve kendine has tabiatıyla ete kemiğe bürünmüş bir halde içselleştiriyoruz. Buradan hareketle, yazar, Mehmet Aşçı karakterini adeta kuşanmış diyebiliriz.


Mehmet Aşçı’nın, unutamayacağı aşkı Leyla’dan ayrılırken söylediği bir söz ile doğan “Ruhunu Satan” metaforu, önce bir intikam aracı sonrasındaysa kontrolden çıkan bir modern sömürü mitine dönüşüyor.


Ana karaktere dair gösterilen titizliğin, olay örgüsü ve yan karakterler için de geçerli olduğunu söylersek abartmış olmayız. Bu karakterlerin ince düşünülmüş, hikâyeye boyut katan özellikleri ve kurgunun kafa yorulmuş detaylarla bezenmesi metnin estetiğine kayda değer bir katkı sunuyor.


Kimi yerlerde girift hadiselerin okura aktarılması romanın temposunu belli ölçüde düşürüyor gibi hissettirebilir. Bunu yazar tarafından ele aldığımızda, ortaya konulması icap eden büyük resmin okurun önüne serebilmek adına tercih edildiği anlaşılabilir.


Fatih Gezer, önceki romanlarında da görüldüğü üzere edebiyatta estetiğe ve kurguya önem veren bir yazar. Hikâyenin barındırdığı kapitalizm eleştirisi, kirli siyaset, dinin kitleleri yönlendirecek bir araç olarak kullanılması, bireyin yabancılaşması gibi gerçekleri kurduğu atmosfer ve sembollerle aktarıyor okura. Bu meyanda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü klasiğine zarif bir selam gönderdiği de dikkatli okurun gözünden kaçmayacaktır. Dünyanın mevcut sistemle yol aldığı istikameti de belli yerlerde distopyaya meyleden unsurlarla işaret ediyor yazar.


İyi bir finalden yoksun hikâye, geri kalan mekanizmaları doğru işlese de biraz eksiktir hep. Fatih Gezer, romancılığının alametifarikalarından biri olan final becerisini Ruhunu Satanlar Derneği’nde bambaşka bir seviyeye çıkarmakta. Öyle ki okurun hikâyenin sonunda karşılaştığı sürprizle birlikte başka bir perspektife erişeceği ve bu gözle romanı tekrardan okumak isteyebileceğini söylemek mümkün.


RUHUNU SATANLAR DERNEĞİ

Fatih Gezer

Everest Yayınları, 2023

336 s.

Comments


bottom of page