Ara

"Şimdi hikâyemi anlatabilirim"



Çağdaş İrlanda edebiyatının önde gelen şairlerinden, şiirlerinde kişisel yaşantısından izler, gündelik hayat ve sıradan olayların yansımalarının yanı sıra erkek egemen toplumlarda cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle ikinci cins sayılan, ötekileştirilen, belirlenmiş rollerle kendilerine büyük sorumluluklar yüklenen, din ve geleneksel ahlak baskısı altındaki kadınların durumuna odaklanan Eavan Boland'dan iki şiir. Şair Gonca Özmen'in çevirisiyle sunuyoruz.


Kayıp Ülke


İki kızım var.


Yeryüzünden tek isteğimdi onlar.


Neredeyse tek.


Bir karış da toprak istedim:


Tepelerin kuşattığı bir şehir. Şehirde bir nehir.

Halinden memnun bir ada.


Benim diyebilirim böylece. Bana ait.

Laf olsun diye değil.


Büyüdüler ve çok uzaktalar şimdi


Hafıza bile

göçmen oldu çıktı

başıboş dolaşıyor

aşkın manzara kisvesine büründüğü yerde:


Bir yer ki tepeler

bir çocuğun gözlerinin renginde

bir yer ki çocuklarım uzaklar, ufuklar:


Geceleyin,

uykunun eşiğinde,

Dublin Körfezi kıyısını görebiliyorum.

Sarp kayalıklarını ve granitten iskelesini.


Burayı, diyorum,

böyle mi görmüş olmalılar

açılırken posta gemisiyle alacakaranlıkta,

gölgeler düşerken

geride bıraktıkları

ve sonsuza kadar sevecekleri her şeye?

Sonra


Hayal ediyorum kendimi

karaya dönük küpeştesinde o geminin,

ararken bir elin son görüntüsünü.


Görüyorum kendimi

o suyun yeraltı dünyasında,

karanlık hızla girerken içeri ve

söylerken kayıp bir ülke için bildiğim tüm isimleri:


İrlanda. Yokluk. Kızım.



The Lost Land


I have two daughters.


They are all I ever wanted from the earth.


Or almost all.


I also wanted one piece of ground:


One city trapped by hills. One urban river.

An island in its element.


So I could say mine. My own.

And mean it.


Now they are grown up and far away


and memory itself

has become an emigrant,

wandering in a place

where love dissembles itself as landscape:


Where the hills

are the colours of a child's eyes,

where my children are distances, horizons:


At night,

on the edge of sleep,


I can see the shore of Dublin Bay.

Its rocky sweep and its granite pier.


Is this, I say

how they must have seen it,

backing out on the mailboat at twilight,


shadows falling

on everything they had to leave?

And would love forever?

And then


I imagine myself

at the landward rail of that boat

searching for the last sight of a hand.


I see myself

on the underworld side of that water,

the darkness coming in fast, saying

all the names I know for a lost land:


Ireland. Absence. Daughter.


İrlanda Ana/yurt


Başta

topraktım.

Sırtüstü uzandım tarlalar olayım diye

bir yanıma

döndüğümde

tepeydim

Dondurucu yıldızların altında.

Görmedim.

Görüldüm.

Gece gündüz

sözcükler düştü üstüme.

Tohumlar. Yağmur damlaları.

Çentik çentik kırağı.

Birinden

adımı öğrendim.

Kalktım. Hatırladım.

Şimdi hikâyemi anlatabilirim.

Farklıydı

hakkımda anlatılandan.

Şimdi

bahardı üstelik.

Görebiliyordum karadan ayrılarak

onda açtığım yarayı.

Batıya gittim.

Oraya varınca

öyle aşkla baktım ki

her bir tarlaya

sererken boylu boyunca

içindeki paslanmış tekeri ve bebek arabası iskeletini

öyle aşkla baktım ki

katırtırnaklarıyla

ışıl ışıl uzaklara

bir zamanlarki kendime

beni yanlış anladılar.

Geri dön bize

dediler.

Güvenin bana diye fısıldadım.


https://www.poetryfoundation.org/poetrymagazine/browse?contentId=39369



Eavan Boland

Çeviren: Gonca Özmen


EAVAN BOLAND


1944 yılında Dublin’de doğan, çağdaş İrlanda edebiyatının önde gelen şairlerinden Eavan Boland altı yaşındayken diplomat babası ve ressam annesiyle Londra’ya taşındı. Daha sonra Dublin, Londra ve New York’ta eğitim gördü. Aralarında Trinity College’ın da bulunduğu üniversitelerde ders verdi, yaratıcı yazarlık programı yöneticisi ve İngilizce edebiyat profesörü olarak Stanford Üniversitesi’nde çalıştı. 27 Nisan 2020’de California’da öldü.


İlk şiir kitabını on sekiz yaşındayken yayımlayan Boland’ın şiirlerinde kişisel yaşantısından izler, gündelik hayat ve sıradan olayların yansımaları vardır. Ayrıca kadın, eş ve anne olarak, erkek egemen toplumlarda cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle ikinci cins sayılan, ötekileştirilen, belirlenmiş rollerle kendilerine büyük sorumluluklar yüklenen, din ve geleneksel ahlak baskısı altındaki kadınların durumuna tepkilerini görürüz. Kişiselin politik olduğunu düşünür. Toplumda ve aile içinde, yaşantıları önyargı ve kalıplarla sınırlanmış, baskı ve şiddet gören kadınların cinsiyet ayrımcılığına karşı bilinçlenmelerinde feminist bir sanatçı olarak etkili olmuş, bu alanlarda yazdığı denemeleri A Journey With Two Maps: Becoming a Woman Poet (İki Haritayla Yolculuk: Kadın Şair Olmak, 2012), Object Lessons: The Life of the Woman and the Poet in Our Time (Nesne Dersleri: Zamanımızda Kadının ve Şairin Hayatı, 1995) adlı kitaplarında toplamıştır.


Uzun yıllar ülkesinden uzakta yaşamasına karşın İrlandalı kimliğini korumuş, anayurt özlemi ve halkına sevgisini dile getirmiş, İngiliz sömürgeciliğini, göçmenliği, halka uygulanan siyasal baskı ve şiddeti, insanların çektiği yoksulluk ve acıları mitolojik ve tarihsel ögelerle günceli kaynaştırarak sert bir dille işlemiştir.


Çoğu şiiri gibi kimi kitaplarına seçtiği adlar bile onun kişilik ve kimliği, duygusal ve düşünsel dünyası, şiirlerinde işlediği toplumsal konu ve izlekler hakkında fikir verir: The War Horse (Savaş Atı, 1975), In a Time of Violence (Şiddet Zamanı, 1994), The Lost Land (Kayıp Ülke, 1998), Domestic Violence (Aile İçi Şiddet, 2007), A Woman Without A Country (Ülkesiz Bir Kadın, 2014), A Poet’s Dublin (Bir Şairin Dublin’i, 2016). Çevirisini yaptığım “Kayıp Ülke” (“The Lost Land”) ve “İrlanda Ana/yurt” (“Mother Ireland”) şiirleri The Lost Land adlı kitabından alınmıştır.