• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Türklerin canavarları geri döndü!

Bu sözlüğün diğer sözlüklerden farkı, mitolojiyle ilgili genel bilgiler, varlıklar, şahıslar, temalar yerine, tamamen şeytanî varlıklara yoğunlaşmasıdır. Bu kitapta, mitolojik bilgi alanının, kötü ruhlarla ilgili olan kısmıyla karşılaşacaksınız.

Neler yok ki? İnsana hastalık getiren kötü ruhlardan, halüsinasyon gördüren varlıklara kadar her şey. İnsanın gelecekle ilgili yaptığı kötü tahminlerden, tabiat olaylarına kadar her şey bir kötü ruha bağlanarak açıklanmış. Aslında tabiat bilgisi, soyutlama yapılarak, tabiatı yöneten ruhlar üzerinden anlatılmaya çalışılmış. Türk Canavarları Sözlüğü’nün yazarı Ahmet Burak Turan, bu sözlükteki maddeleri yüzlerce kaynağı tarayarak; Anadolu’nun, Balkanlar’ın ve Kafkasya’nın birçok bölgesini dolaşarak yazdı.


Türk mitolojisi dünyada ve Türkiye’de giderek ilgi konusu olurken böyle bir sözlüğe ihtiyaç kaçınılmazdı. Bugün bile hâlâ halk tarafından varlıklarına inanılan, evlerin karanlık odalarında fısıltıyla anlatılan, çocuklara korku salan birçok “canavar”ın kökenlerini öğreniyoruz bu kitapta. Turan’ın bu yaratıkların dış görünüşleri hakkındaki tasvirleri, onlardan nasıl korunmamız gerektiğine dair önerileri ve Aslı Ekim’in çizimleri kitabı zenginleştiriyor.


PİTSEN

Pitsen, kır saçlı, çirkin yüzlü, tüylü, çoğu zaman maymuna benzeyen, kambur ve kapkara bir ruhtur. Ormandaki boş av kulübesinde yaşar. Genç, güzel bir kadın kılığına girip ormana yalnız gelen avcılarI kandırır, uçurumdan atar. Bazen de avcılarla evlenirler. İlk başta mutlu bir evlilikleri olur, avcı hızla zenginleşir ama bir süre sonra gerçek yüzü ortaya çıkar. Böyle bir olayda, Pitsen evde gizlice kertenkele, kurbağa gibi şeyler yerken kocasına yakalanır. Ve avcı onun uzun dişli çirkin bir canavar olduğunu

böylece fark eder.







KİŞTEY ANA

Türk mitolojisinde Erlik Kağan’ın bütün kızlarının ismi bilinmez. Ama dokuz kızından biri olan Kiştey Ana yani bilinen diğer adıyla Zina Tanrıcası, bütün fahişelerin atası olması hasebiyle, diğerlerinden daha ünlüdür. İnsanları zina yapmaya, evlilik dışı ilişkiler kurmaya iten odur. Saçlarının kara yılanlara benzediği ve suratının çeşitli yerlerinde tam dokuz tane gözü olduğu rivayet edilir. Bu yüzden ona Dokuz Gozlu Kiştey dendiği de olur. Kiştey diğer kız kardeşleri gibi çok güzel bir kadın vücuduyla tasvir edilir. Ama hepsinin de suratı korkunç gözükmektedir. Bu yüzden her zaman başlarını kalın örtülerle kapatmış olarak görünürler. Göğe

yükselen şamanı yolundan çevirmek için vücutlarının güzelliğini kullanırlar. Onu yataklarına davet ederler. Şaman aldanırsa ruhu başka ruhlar tarafından cezalandırılır.



KIRKBASAR

Çukurova’da bilinir ki kim şalvarını yastığın altına koyup yatarsa onu kırkbasar. Böyle uyuyan kişi gece üzerinde bir ağırlık hisseder, gözlerini açtığında yanında kısa boylu kırk adam görür. Bunlar onu götürmek için uğraşmaktadır. Kimi kolunu çeker, kimi

bacağını. Kimisi de üzerine çıkıp onu boğmaya çalışır. Kişi yardım istemek için seslenmeye kalksa kimse duymaz. Dua okusa biraz kendine gelir ama gözlerini kapadığında yine kırkbasar. Bir tür rüyada olduğu bellidir ama uyanamaz. Hatta bazı söylencelerde, kişinin yatağını değiştirmesinin bile fayda etmediği anlatılır.





ALBIS

Sarı Deniz’den Balkanlara, Ural’dan Horosan’a kadar geniş bir coğrafyada Albıs adında kötü bir ruhtan bahsedilir. Bu ruha sıklıkla, Alkarısı da denmektedir. Daha çok, kefen giymiş bir ölü ya da bir gelin kılığında görünür. Bu şekilde göründüğü zaman Alkızı, Alanası gibi isimlerle de anılır. Bunun haricinde; keçi, tilki, kedi, köpek, buzağı, örümcek ve kuş şekline bürünebildiği de rivayet edilir. Kendine has, son derece çirkin bir tasviri vardır. Ayakları ters olarak betimlenir. Uzun boyludur. Parmakları ve tırnakları da uzundur ama buna rağmen son derece zayıf ve kemiklidir. Teni yağlı, kokusu pis, suratı eblek, dişleri çıkık, dudağı sarkık ve kırmızı bir gömlek giymesi dışında çıplaktır.




TÜRK CANAVARLARI SÖZLÜĞÜ

Şamanist Söylencelerde Canavarlar ve Şeytani Ruhlar

Ahmet Burak Turan

Holden Kitap, 2022

Editör: Baran Güzel

216 s.