• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Sadece evden kaçanlar “Yuva” sahibi olur

Furkan Kemer, Alsem Roidi'nin Yuva romanı üzerine yazdı: "Yuva'da öne çıkan şeylerden biri, anlatının kronolojik olarak inşa edilmemiş olması. Roman, tıpkı hafıza gibi çağrışımlarla, bağlantısız görünen anılarla ilerliyor."


Furkan Kemer

Alsem Roidi’nin romanı Yuva, yakın zamanda raflardaki yerini aldı. Kaplumbaa Kitap’tan çıkan kitap, akıcı ve samimi üslubuyla keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.


Roman, geçmişini aydınlatmaya teşebbüs eden Aykut’un kendini tanıtmasıyla başlıyor. Aykut, kendisinin bir roman kahramanı olduğunu, yazarın ise Alsem olduğunu biliyor. Aykut’un söyledikleriyle birlikte, romanın bir üstkurmacaya dönüştüğünü hissediyoruz.



Yuva, çok uzun olmayan bir roman. Anlatıdaki yoğunluk, metnin davetkârlığıyla birleştiğinden, kısa sürede okunabiliyor.


Kitapta öne çıkan şeylerden biri, anlatının kronolojik olarak inşa edilmemiş olması. Roman, tıpkı hafıza gibi çağrışımlarla, bağlantısız görünen anılarla ilerliyor. Karakterin geçmişini, birbirinden farklı olayları dile getirmesiyle anlıyoruz.


Walter Benjamin’in “Dolayısıyla hiçbir zaman telafi edemeyeceğimiz bir şey vardır: On beşimizdeyken evden kaçmamış olmak,” deyişi, Aykut’un hayatını da şekillendirecek bir meseleye dönüşüyor. Aykut da böylece, “talih çarkını kendisi için çevirmeye”[1] başlıyor.


Babayla hesaplaşma

Aykut, daha on sekizine gelmeden evden kaçar: “…cebimde yarım paket sigara ve kırk lirayla bir bilinmeze doğru yola çıktım.” Aykut’un artık bir evi yoktur, ailesini bırakmıştır. Tam da burada, kitabın adı bir kez daha ön plana çıkıyor: Ev, insanın içine doğduğu yerse, yuva insanın bizzat inşa ettiği yerdir.


Evden kaçmasında, baba figürünü yıkmış olmasının da payı vardır. İleride tekrar yüzleşeceği babasıyla olan hesaplaşması, kutsal bir baba ve oğul ilişkisini barındırır.


Şehirler, mekânlar, oteller, gemiler… Aykut, belki de hepimizin yapması gereken bir başına buyrukluk sergiler. Öyle ki, onun gibi olmak isteriz okurken.


Aykut, kitap boyunca bol bol savrulur, çünkü kendi kendini inşa etmeye çalışıyordur. Tam da burada, okur olarak birçok maceraya eşlik etme şansı yakalıyoruz. Arkadaşları, aşk ilişkileri, çalıştığı yerler; hepsi Aykut’un kendini inşa etme sürecinde büyük rol oynuyor.


Esprili, samimi ve günlük bir dilin eşlik ettiği Yuva, aynı zamanda argo ve küfür içeriyor. Bu özelliğiyle, jenerasyonuna dair tahlilleri, bizzat o jenerasyonun diliyle ortaya koyuyor. Romanın sonlarına doğru durgunlaşan anlatı, duygusal, öznel ve psikolojik yönleriyle tüm bunların ne için anlatıldığına bir cevap veriyor. Böylece okurla kurduğu diyalog, manevî bir yoğunluğu da barındırıyor.


Alsem Roidi’nin yeni romanı Yuva, “başkalarının” evinden kurtulup kendi yuvasını inşa eden bir gencin tüm çıplaklığıyla anlatıldığı bir kitap. Tüm hikâye, kendisini sınırlandıran evden çıkıp, kendi sınırlarını çizebildiği yuvaya kavuşabilme macerasını üstlenme cesaretiyle başlıyor.

[1] W. Benjamin’den her iki alıntının kaynağı: Walter Benjamin, Son Bakışta Aşk, (Yayına hazırlayan: Nurdan Gürbilek). 2014, Metis Yayınları. s. 52-3.


YUVA

Alsem Roidi

Kaplumbaa Kitap, 2021

72 s.

Tür: Roman