• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Canavarlarımla yüzleşme

Emine Ünlü, Iria G. Parente ve Selene M. Pascual tarafından kaleme alınan Alma ve Yedi Canavar kitabı üzerine yazdı: "Kitap, iç dünyasının “canavarlaşmış” duygularıyla karşılaşan Alma’nın deneyimlerini, zorluklarını ve onlarla ne yapacağını keşfetme sürecini anlatıyor."


Klinik Psk. Emine Ünlü


Kaygı, öfke, üzüntü, korku gibi duygular insan yaşamının kaçınılmaz parçası olsa da insanın yaşantısında bu duygulara yer açması her zaman çok kolay olmaz. Kolay başa çıkılamayacağı düşünüldüğü için bu duygular çoğunlukla iç dünyanın derinliklerine, daha karanlık taraflarına atılmaya da mahkumdur. Fakat karanlıkta kalmış, bir yere hapsedilmiş duygular artık günlük yaşantımız, ruhsal dengemiz için bir tehdit oluşturmaya başlayabilir. Özellikle duygusal süreçler bakımından daha savunmasız olan çocuk ve gençler, bu duyguların karanlık atmosferinde yapayalnız hissettiklerinde, olumsuz duygular tam bir baş belası canavarlara dönüşebilir.



Iria G. Parente ve Selene M. Pascual tarafından kaleme alınmış Esma Fethiye Güçlü’nün çevirisi ile Genç Timaş etiketiyle basılan Alma ve Yedi Canavar kitabı, iç dünyasının “canavarlaşmış” duygularıyla karşılaşan Alma’nın deneyimlerini, zorluklarını ve onlarla ne yapacağını keşfetme sürecini anlatıyor.


Parıl parıl parlayan, çevresine ışık saçan bir gençken bir gün kendini ışığını tamamen kaybetmiş bir şekilde karanlığın içinde buluverir Alma. Ardından bu karanlıktan beslenen “canavarlarıyla” bir bir karşılaşmaya başlar. Her şeyden önce ona ne yapsa yanlış, eksik ve yetersiz hissettiren, devamlı yapmak zorunda olduklarını hatırlatan bir canavar ile karşılaşır. Üstelik bu canavar işini bilen bir canavardır; Alma’nın zorlandığı durumlar karşısında sezgisel ve öğrenilmiş tüm baş etme mekanizmalarını elinden alıverir. Canavarlardan kimselere bahsetmemesini, yardım istememesini, bunu yapmanın kendisini küçük düşmüş hissettirebileceğini öğütleyerek aslında kendisinin gelişmesi ve büyümesi için ideal koşulları hazırlamış olur. Sonrası çorap söküğü gibi gelişir ve ardı ardına “karanlık yatağının altına sıkışmış” diğer canavarlar bir bir Alma’nın hem odasında hem de hayatının merkezinde kendine yer bulmaya başlar. Onu uyuşturup depresifleştiren, uyutmayan, sahici olmayan bir canlılık sanrısına sokup dikkatini dağıtan, durmaksızın ağlama hissi veren ve zihnini kemirip duran canavarlar yavaş yavaş Alma’nın hayatını adeta ele geçirmeye başlar.


Her birinin talebine, dayattığı hisse ayak uydurmakta giderek zorlanırken, farkında olmadan yaşamı giderek bu canavarların kontrolüne geçer Alma’nın. Ancak bu onu, yalnızlaşmış, hayata ve kendisine etki etme gücü azalmış, ışığını tamamen kaybetmiş hissettirir şüphesiz. Fakat bir gün canavarların sonunu getirebilecek bir kırılma anı yaşanır. Alma, ondaki değişimi fark eden ve olan bitene bir anlam vermeye çalışan annesine çaresizce canavarlardan bahseder ve böylece canavarların ihtiyaçlarını, zayıf noktalarını, onlarla neler yapabileceğini keşfetmesine yardımcı olacak “canavar avcısı” ile tanışır.


Canavar avcısı ile kurduğu ilişkiyle, yeniden yardım istemenin ve bu yardımı kabul etmenin gücünü, her insanın canavarlarla hayatının bir evresinde muhakkak karşılaşmış olduğunu ve onlarla başa çıkabilmenin zaman isteyen zorlu ama gerekli bir süreç olduğunu fark eden Alma, zaman içinde canavarların en büyüğü olan o dipsiz bucaksız “karanlık” ile karşılaşma cesareti göstererek canavarlar karşısında kaybettiğini hissettiği gücünü yeniden keşfetmeye başlar.


Kitap, karanlık tarafımızdan gelen zor duyguların kontrolü altında yaşamının zorluğunu ve onlarla cesaretle yüzleşebilmenin önemini çocuksu bir zihnin oldukça tanıdık hissedeceği metaforlarla anlatıyor. Bu metaforlar, okuyucunun kendi içsel dünyasının derinliklerine rahatça dalıp keşifler yapabilmesine imkan veren tanıdıklığı ve oyunculuğu sağlarken, aynı zamanda kişinin kendisine sağlıklı bir mesafe alabilmesini de sağlıyor. Kitap, Alma’nın deneyimleri üzerinden okuyucuları için, onların da kendi canavarlarını tanıyabilmesine ve onlar üzerlerinde bir güç oluşturabilmesini sağlayacak bir “canavar avcısı” rolü oynuyor adeta. Canavarların gücünü ellerinden alan kaynağı; onlar hakkında düşünmeyi, konuşmayı sağlayan bir rehber işlevi görüyor adeta genç okurları için.


Alma’nın, ki “Alma” İspanyolcada Ruh anlamına gelir, kendi ruhsal dünyasının karanlık tarafıyla yüzleşip, onun karşısında yeniden bir güç elde etmesi, karanlık tarafların tamamen yok olmayacağını fark edip, onun varoluşunu inkar etmekten uzaklaşması açısından, bu kitabın aynı zamanda bir büyüme hikayesi niteliği de taşıdığını söylemek mümkün. Her yaştan insanın kaçınılmaz olarak sahip olduğu karanlık tarafına kendi ruhsallığında bir anlam ve yer verebilmesi, ruhsal olgunlaşmanın ve iyi oluş halinin olmazsa olmazı. Elbette bu karanlık taraflara anlam vermek için her zaman dışarıdan bir kaynağa da ihtiyaç vardır. İşte bu kitap da ruhsal bütünleşme ve anlamlandırma süreci için okuyucularına oldukça kıymetli bir kaynak olabilir.


ALMA VE YEDİ CANAVAR

Iria G. Parente, Selene M. Pascual

Çeviri: Esma Fethiye Güçlü

Genç Timaş Yayınları, 2022

208 s.