"Umutsuzluğa bir çare bulmuşluk hissi ile canlanıyorum"
- Seda Aksoy Evren

- 1 saat önce
- 3 dakikada okunur
Bir Çocuk Kitabının Yazım Hikayesi 4 / Ayşe İnan: "Resimli hikâyeler, bizi birbirimize yaklaştıran en saf köprülerden biri oluveriyor. Ben de elimden geldiğince bir çizgiyle, bir bakışla, bir renk titreşimiyle bu bağı yeniden canlandırmaya çalışıyorum."
Seda Aksoy Evren, Litera Edebiyat için hazırladığı, çocuk edebiyatının sevilen yazarları ile bir kitabın yazım hikayesi söyleşisi serisine, Ayşe İnan ile devam ediyor.

Ayşe İnan'ı Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanan ve illüstratörü olduğu “Üç Kedi Bir Dilek”, “Üç Kedi Bir Minik”, “Annemin Çantası”, “Babamın Battaniyesi”, “Yağmur’un Rüyası”, “Beyoğlu Macerası” ve “Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan?” gibi kitaplarıyla tanıyorsunuz.
Resimli kitap ustası Ayşe İnan ile son kitabı “Göbeklitepe – 12.000 yaşında sessiz kitap” hakkında konuştuk.
Sizi okumaya başlatan “o ilk çocuk kitabı” nedir? Bu büyülü yolculuğun başladığı yer veya onu okuma anı ile ilgili hatırladığınız bir detay var mı?
Birbirinden renkli, sosyal becerileri geliştiren sokak oyunlarıyla; sokaklarda hayal gücünün çok gürültülü olduğu yıllarda, okumayı öğrendikten sonra çok iyi içerikli dergiler ve eklenen kitaplarla büyüdüm.
Doğan Kardeş dergileri, dolu dolu içeriğiyle bizim kuşağımız için büyük bir şanstı. “Samed Behrengi – Küçük Kara Balık”, “Aziz Nesin – Şimdiki Çocuklar Harika” kitaplarını okurken uyuyamadığımı hatırlıyorum.
Dijital dünyanın henüz hayatımıza girmediği yıllarda, türlü canlıların habitatı olan bahçelerin ve arkadaşlarımla oynadığımız doyumsuz oyunların; hayal gücüme, yaratıcı düşünme ve merak duyguma nasıl katkı yaptığını, bunun ne kadar evrensel bir duygu olduğunu büyüdükçe daha iyi anladım.
Bir yandan da büyüklerimin anlattığı masallar, maniler; anlatırken yüzlerindeki ifadeler ve dinlediğim radyo tiyatroları… Hepsi, anlattıklarıyla görünenle görünmeyen arasındaki boşluğu hayal dünyamla doldurduğum unutulmaz anılarla dolu. Kitapların açtığı daha büyük bir dünya; o günlerde çamurla yaptığım karakterlerin çizgiye ve çocuksu hikâyelere dönüşmesi, kendimi ve çevremi keşfetmenin tutkuyla devam eden bir yolu oldu. Sanırım ilk görsel dilimi de orada öğrendim.
Son kitabınız “Göbeklitepe’nin” yazım hikâyesinden bahseder misiniz? Bu kitabın tohumları ilk ne zaman atıldı?
Hafızamda birbirine denk düşen birçok an var. Bazılarını sıralamaya çalışırsam: Beş yaşlarındayken babamın yaptığı minik bir gölette iki ördeğimizin yanına bir gün yabani bir kuş geldiğini hatırlıyorum. Gittiğinde bana anlatılan hikâyeler…
2019–2021 yıllarında Doğa Koruma Merkezi, FAO ve Tarım ve Orman Bakanlığı ortaklığıyla yürütülen “Bozkır Ekosistemlerinin Korunması ve Sürdürülebilirlik Yönetimi Projesi” kapsamında Tektek Dağları bölgesindeki 12 köy okulunda atölyeler gerçekleştirdik. Coğrafyayı katmanlı hissetmemi sağlayan bu ziyaretler sırasında yaptığım çizimler… Çizim yapmak, düşünmenize ve notlar almanıza yol açan, merakınızı çoğaltan bir süreç.
Bu dönemlerde Ankara’da Eymir Ormanı’nda bir su kaynağına bulduğum yol, yaşadığım bölgedeki kuşların sayısının artışı ve bir gün göçmen kuşlardan güzel bir ziyaretin gerçekleşmesi…
2023’te Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nda “Göçmen Kuşlar ve Hafıza” konulu bir atölye yaptım. Geçmiş ve gelecek üzerine, hafızamızın duraklama anlarına yaptığımız yolculuk sürecini göçmen kuşların döngüsüne benzettiğim bir çalışmaydı.
Şanlıurfa’yı müzesi ve tarihi odağında tekrar ziyaret ettim.
Çizmekten çok notlar, yazılar ve bölge tarihi ile coğrafyasına dair kitaplarla geçen bu dönemden sonra, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü'nün davetiyle Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen atölyem için hazırlanırken; bölgede yaşayan çocukların önce yaşadıkları kenti, tarihini ve ekosistemi tanımalarının önemine, bunun dünya ile kuracakları ortak bağların temeli olduğuna inandığım için iki hafta içinde atölye için sessiz kitabımın ilk taslaklarını oluşturdum.
Sonrasında arkeoloji alanındaki konferansları ve kitapları takip ederek anlatmaya çalıştığım hikâyenin bilimsel olarak da doğru aktarımına odaklandım.
Bugün doğruluğu olmayan, çok ses yaratan haberler arasında; bilim ve doğru bilgiyle bakabilmeyi, sahip olduğumuz değerleri dilsiz metalar olarak değil, yaşam barındıran yakınlar olarak gördüğümüzde maddenin ahlâkî ağırlığını yeniden hissetmeye başladığımızı düşünüyorum.
Taslak kitabımla Şanlıurfa kazı evinde arkeoloji alanında uzman hocaların yüreklendirmesiyle, müze ve ören yerlerini tekrar ziyaret ederek orijinal çizimlere başladım. Kitap isminden son çizimlere ve baskısına kadar her kaygıma cevap veren dostlarım, hocalarım ve yayınevimin desteğiyle kitabımız okurlarla buluştu.
Okurlar ve çocuklarla her buluşma, deneyimlerimi eşsiz kılıyor.
İçindeki çocuğu beslemek isteyenlere ne tavsiye edersiniz? Hayat enerjisini sizin gibi canlı tutmak isteyenler ne yapmalı?
Hepimiz gibi ben de hafızamla içinde yaşadığım dünyanın inciten bugünü arasında bocalıyorum; çok da canlı sayılmam.
Geçmişten ve bugünden beslenen ama geleceğe dair kaygılar taşıyan bir süreçte bağlantılar kurarken, özellikle çocuklar için yaptığım çalışmalar bu duygu karmaşasının içinde gelgitlerle devam ediyor. Çocuklar için canlı ve sürdürülebilir çözümler bulduğumu düşündüğüm anlarda, tüm bu duygular bir araya gelip bana “umutsuzluğa bir çare bulmuşsun” hissi yaşatıyor. İşte o zaman canlanıyorum.
Sanki özgürleştiren bütün duygular o anda saklı gibi geliyor. Bu duygular ne kadar özgür olsa da, her gün kitapların ve renklerin arasında acemi bir yolcu gibi ortak yaşama dair öğrenmeye, düşünmeye ve sorgulamaya devam ediyorum.
Anlattığım her hikâyede, çizginin çocukların dünyasını nasıl aydınlatacağını; çocukların daha kolay algılayabileceği bir çizgi nasıl olur diye sorgularken merakı, umudu, düş kurmayı, farklı açılardan bakmayı, yeniden başlamayı ve bugün bence en önemlisi özgürce düşüncelerini ifade edebilmelerine alan açmaya çalışıyorum. Çünkü çocuklar bir resimle bağ kurduğunda konuşmaya başlıyor.
Resimli hikâyeler, bizi birbirimize yaklaştıran en saf köprülerden biri oluveriyor. Ben de elimden geldiğince bir çizgiyle, bir bakışla, bir renk titreşimiyle bu bağı yeniden canlandırmaya çalışıyorum.







































Yorumlar