• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Kırmızı bir şehir: Bologna

Ege Yatır yazdı: "Şiirini duyduğumuz, müziğini dinlediğimiz, hikâyesini okuduğumuz, görselliğini hissettiğimiz, anılarını ise yazarla birlikte yaşadığımız güçlü bir metin John Berger’ın kaleminden çıkan Bologna’nın Kırmızı Tenteleri."

Ege Yatır


John Berger’dan bahsetmeye nereden başlamak gerekir?

Yazarlığını, eleştirmenliğini, romancılığını, ressamlığını, senaristliğini ya da şairliğini uzun uzun anlatabiliriz. Elini attığı hemen her dalda da bir şekilde etkin izler bırakabilmeyi başarır Berger. Fakat hemen herkes onu bugün artık bir klasik olarak anılabilecek, 1972’de yayımlanan Görme Biçimleri ile tanır ki bu çok doğal çünkü Görme Biçimleri’nde Berger, özellikle resim sanatına, imgelere, görsel kültüre dair yeni bir bakış önermiştir ve bu bakış üzerinde, deyim yerindeyse yeni dünyanın sanat algısı yükselmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen dünyanın en önemli ve kurucu eleştirmenlerinden biridir Berger ve onun kaleminden çıkanları kavradıkça bugünkü dünyanın bakış açısını da kavramak mümkün olacaktır. Neyse ki Berger’ın kaleminden çıkanlar Türkçede kendine yer buluyor ve kendisi de hiç de azımsanmayacak bir okur kitlesi tarafından takip ediliyor.


2017’de yaşamını yitiren Berger’ın ardından da kaleminden çıkanlar okurla buluşmaya devam etti. Bir yenisi daha yakın zaman önce okur karşısına çıktı: Bologna’nın Kırmızı Tenteleri. Kitabı, John Berger’ın da yakın çevresinde yer almış Türk edebiyatının önemli isimlerinden, ustalarından olan Cevat Çapan’ın çevirisiyle okuyoruz. Berger, bu kitabıyla birlikte bugüne ismini tekrar hatırlatmasının yanında, geleceğe de bir adım daha yaklaşıyor.

Bologna’nın Kırmızı Tenteleri, Berger’ın sanat bakışına hediye ettiği hemen tüm yönlerinin iç içe geçip sergilendiği incelikli bir kitap. Kitabın bu inceliğini destekler nitelikte “minyatür” bir yapı ortaya koyuyor Berger. Okurlarını götürdüğü yer ise Bologna. Bologna’nın her köşe başında sürpriz sunan sokakları gibi Berger da anlattığı hikâyenin her köşesini sürprizlerle döşemiş. Bir “amca” imgesi üzerinden hikâyeye adım atan Berger; resim, mimari ve bellek ekseninde gezinerek ortaya yine bir bakış koyuyor. Berger, kişiliğini ünlü İtalyan ressam Giorgio Morandi ile özdeşleştirdiği ve özel bir sevgi duyduğu amcası Edgar’ın anısıyla Bologna’nın hayal edilmesi güç güzelliğini buluşturuyor bu hikâyede. Her bir imge bir başka anıyı tetikliyor, her anı Bologna sokaklarında yeni bir imgenin peşine düşürüyor bizi.

Şiirini duyduğumuz, müziğini dinlediğimiz, hikâyesini okuduğumuz, görselliğini hissettiğimiz, anılarını ise birlikte yaşadığımız güçlü bir metin Berger’ın kaleminden çıkan Bologna’nın Kırmızı Tenteleri. Berger’ın tüm niteliklerini aynı anda kucakladığımızı hissediyoruz kitabın sayfaları arasında dolaşırken.


Berger’ın kaleminde kısaca şöyle görünüyor Bologna: “Kırmızı bir şehir. Bologna’daki gibi bir kırmızıyı hiçbir yerde görmedim. Ah, insan bir çözebilse o kırmızının sırrını…” Ardından ise hemen ekliyor; “Dönülmesi gereken bir şehir,”diye.


Görenler için dönülmesi, görmeyenler için gidilmesi gereken bir şehir Bologna. Bologna’nın Kırmızı Tenteleri, görenleri geri döndürüyor, görmeyenleri götürüyor bu şehre. Üstelik Berger’ın hayal gücü ve sanat rehberliğinde gerçekleşiyor bu tur.

BOLOGNA’NIN KIRMIZI TENTELERİ

John Berger

Yapı Kredi Yayınları, 2022

Çeviren: Cevat Çapan

62 s.