• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Leyla Erbil'den kalan...

Yedi roman, üç öykü ve bir deneme kitabı armağan etmiştir Leyla Erbil edebiyatımıza. Litera Edebiyat olarak, yazarla henüz tanışmamış okurlar, yeni başlayanlar ve hafıza tazelemek isteyenler için Leyla Erbil'in bütün eserlerine kısa bir bakış attık. İyi okumalar.


Hallaç (1961)


Yazarlığa öyküyle başlar Leyla Erbil. Dost, Yeni Ufuklar, Ataç, Papirüs gibi dergilerde öyküleri yayımlanır. İlk kitabı Hallaç da bu ilk döneminin ürünü olarak 1961 yılına tarihlenir. Erbil, daha bu ilk öykü kitabından itibaren hem kuşağının öykü anlayışından farklı bir tutum sergileyeceğinin hem de muhalif kimliğini yazınına taşıyacağının işaretini verir. Bir ilk kitap olmanın ötesindedir Hallaç. Leyla Erbil’in yaşamına damgasını vuracak edebi tutumunun, biçimsel arayışlarının, dilbilgisine müdahalelerinin, edebiyattan hayata tüm iktidar odaklarına karşı açtığı muhalefet bayrağının bütünlüklü bir şekilde ilk izlerini taşır. “Hiçbir şey hiç’ten daha gerçekçi değildir.” Beckett’ten bu alıntıyla başlar kitap. Yazarın insanı anlama çabasında psikanalizden yararlandığını biliriz, Hallaç için de böyledir bu. Diğer yandan aile, kadın, cinsellik, geleneksellik ve alaturkaya dair konular üzerinden burjuva yaşamındaki ikiyüzlülüğe ve yapaylığa eleştirel bir bakış açısı sunar burada yer alan öykülerinde. Kendine has düzenlediği söz dizilimleri ve üç virgül, virgüllü soru işareti gibi kendi yaratımı olan noktalama işaretlerini bu ilk öykü kitabında bile kullanır. Kısacası, Hallaç, Leyla Erbil’le tanışmak, onun edebiyatına adım atmak için zorlu ama iyi bir giriş olacaktır.



Gecede (1968)


Leyla Erbil’in ikinci öykü kitabıdır Gecede. Burada yer alan öykülerde Erbil edebiyatının bir meydan okuma olduğunu açık bir şekilde ortaya koyar. Öykülerinde konu, karakter ya da olay örgüsünden ziyade dille problemi vardır yazarın ve bu kitapta yer alan öykülerde de eril dilin karşısına bir dişil dil yaratıp koyma mücadelesi vardır. İlk öykü kitabı Hallaç yayınlandığı dönemde birkaç yazar haricinde beğenilmemiştir. Bu ikinci öykü kitabı ise şair Metin Eloğlu’nun desteği ve yüreklendirmesi ile yayımlanır. Bu kitap aynı zamanda Leyla Erbil’in bir ödüle katıldığı ilk ve tek kitabı olacaktır. Gecede, Sait Faik Hikâye Armağanı’na katılır ama kazanamaz. Ödül, Orhan Kemal ve Fâik Baysal’a gider. Bu kitaptan itibaren Erbil’in artık efsaneleşmiş olan ve her kitabında yer alan ibaresi doğar: “Bu kitap hiçbir ödüle katılmamıştır.”


Tuhaf Bir Kadın (1971)


“… Kim bunlar?.. Kim olurlarsa olsunlar. Bana doğru geleni yapacağım. Onlardan olacağım ben de. Bizden öncekilere, ablalarımıza benzememek için her şeyi göze alacağım.” Kim o kadınlar, ablalar? Onlar, kadınların toplumdaki yerleri ve takındıkları rollerdir elbette. Ve onlara benzememek, bu rolleri üzerine almamak için çırpınan, her şeyi göze alan bir kahramanın, Nermin’in, yani tuhaf bir kadının hikayesini okuruz... Leyla Erbil’in ilk romanı işte bu tuhaf kadının hikayesini anlatır bize. Yazar bekaret, annelik, namus, evlilik gibi toplumun kadına dayattığı genel geçer hemen tüm değerleri sonuna kadar sorgularken bir yandan da toplumun aydın ve sanatçı kesimindeki eril hegomonyayı da açık eder, çağdaş ve aydın erkek ikiyüzlülüğünü ortaya serer Tuhaf Bir Kadın’da.