top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook

Bir Çocuk Kitabının Yazım Hikayesi 2 / Mark Janssen "Sizi mutlu eden şeyi yapın. O zaman içinizdeki çocukla hep el ele yaşarsınız.”

  • Yazarın fotoğrafı: Litera
    Litera
  • 1 gün önce
  • 4 dakikada okunur

"Hepimizin birbirimize çok benzememiz (iki göz, ortada bir burun ve altta bir ağız), biraz sıkıcı değil mi?"

Seda Aksoy Evren, Litera Edebiyat için hazırladığı, çocuk edebiyatının sevilen yazarları ile bir kitabın yazım hikayesi söyleşisi serisine, Mark Jannsen ile devam ediyor.



Kendisini Can Yayınları’ndan çıkan Sıradan Bir Gün, Evimde, Dur! Canavar!, Hayalperest ve Ada kitaplarıyla gayet iyi tanıyorsunuz.


Bugüne dek çocuklar ve yetişkinler için 450’nin üzerinde kitap çalışması yapan resimli kitap ustası Mark Janssen’e en son çıkan kitabı WONDER hakkında 3 soru sordum. 


İçten yanıtları için teşekkür ederim, kitabın Türkçesini heyecanla bekliyoruz.


Okuma yolculuğunuzu başlatan "o ilk özel çocuk kitabı" neydi? Bu büyülü yolculuğun başladığı yeri veya onu okuma anınız ile ilgili hatırladığınız bir detayı paylaşabilir misiniz?

Dürüst olmak gerekirse, hiçbir zaman çok okuyan biri olmadım. Küçükken hep resim çizerdim ve kitaplara "bakardım": Onları "okumazdım"... 


Bu, kitapların çocukluğumda önemli bir rol oynamadığı anlamına gelmesin. Aslında durum bunun tam tersi. Ansiklopediler, hayvanlar ve doğa hakkında fotoğraf albümleri ve hatta saatlerce göz gezdirebileceğim atlaslar vardı. Görseller beni başka bir dünyaya ışınlıyordu. Fotoğraflara veya illüstrasyonlara bakarak seyahat edebiliyor ve maceradan maceraya atılıyordum. 


Daha sonra bu listeye süper kahramanlarla ilgili çizgi romanlar eklendi ve ardından, sanat okulunda, resimli kitapları keşfettim. 

Resimlere yaratıcı bir gözle bakmaya başlayınca, görüntüyü de farklı bir şekilde görmeye başladım. 


Suluboya ile resim yapmayı öğrenip, bu tekniğe aşık olunca, işin zorlayıcı olabileceğini de anladım. Bunu fark ettiğimde illüstratör Lisbeth Zwerger'in kitaplarına olan hayranlığım muazzam derecede arttı. Tüm kitaplarını aldım ve ustalığını keyifle inceledim.

Onu olabildiğince taklit etmeye çalıştım ancak bu konuda pek başarılı olamadım.

Ama bu, sanat eserlerimde kendi görsel dilimi ve tarzımı yavaş yavaş oluşturmama yardımcı oldu. Lisbeth Zwerger'in bir kitabını seçmem gerekirse, Oz Büyücüsü olurdu. 


Daha önce hiç bu kadar güzel bir şey görmemiştim!


Son kitabınız WONDER nasıl doğdu? Yazım hikayesini merak ediyoruz. Bu kitabın tohumları ilk ne zaman atıldı?

Kitapla ilgili ilk fikirler yıllar önce ortaya çıktı. Bir yandan da portreler, büyük kafalar, kurgusal yaratıkların fantastik başlarını resmetmeyi ve hayal gücüme özgürce akması için fırsat tanımayı istiyordum.


Ama tabii ki kendi içinde tutarlı bir hikâye olmalıydı. Öte yandan, yüzlerin bizim için ne kadar önemli olduğu düşüncesi ön plandaydı. Örneğin, doğduğumuzda ilk gördüğünüz şeyin annemizin yüzü olması gibi! Sonra babamız, küçük kardeşler ve böyle devam eder! Ve görünüş olarak ne kadar farklı olursak olalım, hepimizin insan olduğu gerçeğini unutmayalım. Ama tüm bunları birleştiremiyordum. Akılda kalıcı, iyi bir hikâye bulmalıydım.


Pes etmedim. Sonra bir gün şu fikir geldi: 

Hepimizin birbirimize çok benzememiz (iki göz, ortada bir burun ve altta bir ağız), biraz sıkıcı değil mi? 


Tasarımımızda daha fazla çeşitlilik isteseydik ne olurdu? Bununla oynayabilirsek ne olurdu? Bir burun yerine üç burun? İki göz yerine dört göz? Peki ya sonra delirirsek ve sürekli daha fazlasını istersek? Bunun bir sınırı var mı? Ve sonra işler ters giderse? 

 

Bu sayede, Küçük Sanatçı ve Büyük Sanatçı hakkında bir hikâye uydurdum. İkisi de yaratıcı! Büyük Sanatçı, boya ve fırçayla gerçek bir sanat eseri olarak "İnsan’ı” tasarlıyor! Küçük Sanatçı ise bunu çok sıkıcı buluyor ve beğenmiyor! Yeteneklerini yeni tasarımlar yaparak sergileyebileceğini söylüyor. Büyük Sanatçı ise onun bu keşfetme arzusunu teşvik ediyor. Ama sonra işler çığırından çıkıyor ve tasarımlar, sanat eserleri her şeyi ele geçiriyor. Şimdi ne olacak? 


Bu metaforik hikâye şunu anlatıyor. İstediğimiz kadar değişebilir, gelişebilir ve deney yapabiliriz, ancak ne kadar ileri gitmemiz gerektiğini de kendimiz öğrenebiliriz. Çok ileri gitsek bile, tüm yaşamın kaynağı dengeyi yeniden sağlamak için oradadır. Ama bunları deneyimlerken korkutucu anlar yaşanabilir. :-) 


Küçük Sanatçı, yanlışlıkla, planının parlak olduğunu ve varlığının bir hata değil, yaşamın kendisinin bir başyapıt olduğunu keşfeder. 


Biz olduğumuz halimizle mükemmeliz. Saf, eksiksiz ve sınırsız potansiyellerle dolu. 


En mükemmele ulaşma çabamızda ne kadar ileri gidebiliriz? Yapay zekâ belki bir tehdit olabilir, ancak aynı zamanda giderek artan yanlış bir düşünce biçimi de söz konusu; aklı kalbin önüne koymak… 


WONDER, öğreticilikten ziyade, her insanın ne kadar güzel olduğunu vurguluyor. 

İçsel ve dışsal. 


Bu hikâyeyi yazmanın yanı sıra, sanki Küçük Sanatçı gibi, tüm bu çılgın yüzleri resmetme şansım oldu! Ve işte size WONDER kitabının hikayesi.


İçindeki çocuğu korumak ve beslemek isteyenlere ne tavsiye edersiniz? Hayat enerjisini sizin gibi canlı tutmanın formülü nedir?

Mümkün olduğunca odaktan uzaklaşmaya çalışın. Yaşlandıkça, tek gerçeğin, büyükken inşa ettiğimiz fazla gerçekçi olan dünya olduğunu anlamaya çalışın. 


Ama çocukken farklı bir gerçeklikte yaşıyorduk. Daha hafif, daha eğlenceli ve daha az karmaşıktı. Gerçek doğamızla bütünleştiğimiz bir dönemdi. 


Birçok insan bu bağlantıyı kaybediyor ve yetişkin dünyasının en iyi ve tek yer olduğuna inanmaya başlıyor. Oysa başka bir gerçeklik daha var: o da içimizdeki çocuk. 


Yerinizi değiştirin, bir rokete binin ve dünyanızı uzaktan gözlemleyin. Hayatınızda bu kadar çok değer verdiğiniz şeyin gerçekten önemli olup olmadığını kendinize sorun. Değilse, oynamaya geri dönün. Çizmeye geri dönün, şarkı söylemeye geri dönün. Hayata tekrar güvenle bakın ve yüzleşin! Hayatın sizin için orada olduğuna ve size karşı olmadığına güvenin. 


Bu acımasız, affetmeyen ve sorunlarla dolu dünyada buna inanmanın çok zor olduğunu biliyorum, ama içimizdeki çocuğun yüzeye çıkmasına izin verildiğinde birçok acının ortadan kalkacağına inanıyorum. 


Peki bunu nasıl yapacaksınız? 

Sizi mutlu eden her şeyi yaparak. 

O zaman içinizdeki çocukla hep el ele yaşarsınız.

Yorumlar


bottom of page