top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Öykü: Dedem ve Tanrı

"Anlamıyorum olanları. Lahmacun kokulu ağızlar başımı okşayıp yanağımı öpüp beni teskin etmeye çalışıyor."


Barış Akkurt


Her şey zıttı ile vücut bulur, derdi dedem. Kara olmasa akın, kötü olmasa iyinin anlamsızlığını anlatırdı. Daha sonra çoğalttım ben bunları; kıskançlık olmasa sadakatin, gürültü olmasa sessizliğin, şeytan olmasa tanrının ne anlamı olabilirdi ki. Erken kaybettim onu. Daha neler öğrenebilirdim oysaki. Bilge bir çınardı benim için. Heybetliydi. Sanki hep yaşayacak, yüzyılların imbiğinden süzüp getirdiği deneyimlerini bana aktaracaktı. Çınarlar da ölürmüş. Cenazesi bir oyun gibi gelmişti bana. Tabut taşınırken her an kapağı kaldırıp, kandırdım demesini bekledim. Mütebessim yüzüyle, uzun kırçıl sakalıyla yeniden görünecek ve beni kucaklayacak, diye bekledim. Tabut mezara konurken umutlarım tükenmek üzereydi ya, şaka yaptığını düşünmek istedim yine de. Ağlamadım hiç. Bir yerden çıkıp gelecekti işte. Bahçeye masa ve sandalyeler getirtildi. Genç bir çocuk Kuran okuyor. Sesi o kadar kötü ki eziyet çekiyorum, yaralı ruhum inciniyor. Dedeme yakışmadı, diye düşünüyorum. Helvasını yemek de içimden gelmiyor. Bir şeylerin adını koymak değil mi bu? Pek severdim helvayı aslında. Bir daha da ağzıma alamadım. Hoca daldan dala atlıyor; sigara içmenin mekruh oluşundan girip, gusül abdestinin öneminden çıkıyor, namaz kılmanın faziletleri diyerek uzatıp gidiyor, sevaplar günahlar bitmiyor. İyi de bunun dedemin ölümüyle ne ilgisi var? Bu Allah cezalandırmayı çok seviyor olmalı, her şeye de karışıyor, diye düşünüyorum.


Anlamıyorum olanları. Lahmacun kokulu ağızlar başımı okşayıp yanağımı öpüp beni teskin etmeye çalışıyor. Her şey zıttı ile vücut bulur, derdi dedem. Anlıyorum, yaşam ve ölüm gibi. 

“Dede, Allah’ı bize kim öğretti,” demiştim bir defasında. Afallamış, şaşırmıştı, kendini çabuk toparladı. O zaman için çok da anlamlandıramadığım bir şeyler söyledi: “Atalarımız öğretti, din adamları öğretti evlat. Bildiklerini düşündükleri şeyleri anlattılar. Yalnız, Allah’ı kimse sana öğretemez bilmelisin, biraz büyümen lazım muhakeme için. Sen ileride ne diyeceksin bilemiyorum evlat, bana bir zorunlulukmuş gibi geliyor, herkes Allah’ını kendi bulmalı ama.” Tanrıyı hiç affetmedim ben. Dedemi almıştı elimden. 


İlk gençlik yıllarımda okuduğum bir kitap geldi aklıma nedense. Şunlar yazıyordu kitabın bir yerinde: “Zavallılığına, korkunç yalnızlığına, insanların Tanrı’nın acımasızlığına, belki de Tanrı’nın yokluğuna ağlıyordu…”* O satırların üzerinden tekrar tekrar geçtim. Acımasız da olsa bir tanrı ihtiyacı duymak mı bu? Bana ne kadar yabancı. Nasıl bir kayboluştur bu? Utandım bu çaresizlik karşısında. Sorgulayan, yargılayan olmak yerine bir boyun eğiş sergileniyordu. Yaşam bu kadar ucuzlatılamaz, hiçe sayılamaz diyordum. İnsani değil bu, diye düşündüm. Yine de, eğer varsan seni hiç affetmeyeceğim, dedim mırıldanarak. Benim de bir yanım hep karanlıktı işte. Dedemi almıştı elimden. Kapattım kitabı bir daha açmamacasına. Şüphe ve paradoksların bir parçası olmaktan korktum. Bölünme ve parçalanmaların. Aydınlanmam biraz zaman alacaktı.


Başka kitaplar da okudum sonradan. Evrenin yasalarını öğrenmeye çalıştım. Güneşi tanıdım yıldızları, bitkileri. İnsanın tarif edilemez yaratılarını, mucizelerini. İcat ve keşiflerini. Doğuyor, büyüyor ve ölüyoruz. Her başlangıç bir sonu da taşıyor içinde. Acım hafifliyordu. Yaralar da kabuk bağlayıp iyileşebiliyor işte. Tatlı anılarla yaşıyorum şimdi. Yaşama daha bir bağlıyım. Âşık oldum, sevdim, sevildim. Dostlar edindim. Dedem, o yumuşak tombul elleriyle başımı okşuyor, takdir ediyor sanki. Yaşam ölüme galebe çalıyor. Ötelerde gözlerinin ışıltısını görebiliyorum onun. Sesinin yankısı kulaklarımda. “Evlat, gönlüne göre olsun her şey, yürüdüğün yolda ayağına taş değmesin inşallah,” diyor sanki. Tanrı meselesini ne yaptığımı soruyor dedem, “valla işimde gücümdeyim” diyorum gülümseyerek. 


*Tolstoy, İvan İlyiç’in Ölümü, çev. Mehmet Özgül, Notos Kitap, İstanbul, Şubat 2014

1 Comment


kıskançlık sadakatin zıttı değil ki…ihanet sadakatin zıttıdır!

Like
bottom of page