top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Öykü: He ce le me O yu nu

"Annecim diyorum ben seni çok seviyorum, üzülme sen, canım yanmadı ki, üzülme sen ne olur diyorum."


Handan Aycan



Yedi kulfu yedi elham, her gece okuyorum bu duaları çünkü ananem eğer bunları okursan tüm istediklerin olur demişti, hem de çok güzel biri olurmuşum, Allah’ın istediği gibi yani demişti sonra. Ben çok şey istemiyorum aslında, annemle babam bir araya gelsin, barışsın, yürürken ikisinin de ellerini tutayım, onlar beni havaya kaldırsın sonra da hep beraber gülelim, ha bir de lunaparka gidince her şeye binebileyim. Annem de, babam da beni parka götürdüler. İkisi de sadece üç oyuncağa bindirdiler. Allahın hakkı üç diye bence, çünkü Ayşen söyledi, o biraz daha biliyor duaları, bunu da bilir öyleyse. O da nolur babam ölsün diye dua ediyor, sadece gece yatarken değil ama aklına geldiği her zaman. Emrah amca Ayşen’le ablasını öyle çok dövüyor ki, onların evinden çığlıklar yükseliyor, çok ağlıyorlar. Ananem hiç kötü konuşmazdı ama dedeme bu Emrah deli demişti, bi de bu çocukları o adamın elinden almalı ama ananem öldü bu kış, dedem de hemen biriyle evlendi. Ayşenleri kimse kurtaramadı.

...

Annem makyaj masasından bir peruk alıp takıyor, bu kumral düz peruk, diğerleri de yan yana duruyor, sarı dalgalı var, simsiyah düz var. Takma kirpikler de çekmecede, onlara hiç dokundurmuyor, annem evden gidince hep eşyalarını deniyorum. Kirpiklerini taktığım için de yapışkanı gidiyormuş.

Memet abiyle yemekteyken çorbaya düşmüş. Anne çok özür dilerim gerçekten hiç ama hiç istemeden oldu diyorum. Bazen annem o kara peruğu taktığındaki gibi oluyor, yabancı filmlerdeki kötü kadınlar gibi bağırıyor, istemeden tokat da atıyor ama hiç istemiyor. Sonra çok üzülüyor, sarılıp ağlıyor bana. Ben de çok ağlıyorum, annecim diyorum ben seni çok seviyorum, üzülme sen, canım yanmadı ki, üzülme sen ne olur diyorum. Kirpiklerindeki boyalar akıyor, o zaman biraz komik oluyor, kızılmaskeye benziyor, gülesim geliyor, dudaklarımı ısırıyorum ben de. Geçen denedim bir de ağlamam gelince aynısını yapmaya başladım. Ayşen’e söyliycem o da yapsın. Tamam tamam diyor annem. Memet abi çok gülmüş, annemin kirpiği çorbaya düşünce, örümcek çorbaya düştü deyip deyip gülmüş, annem kahkahalar atarak anlattı öyle mutluydu ki, sonra bu gecenin ganimeti dedi, ne annecim ganimet ne demek ki deyince, bak bunlar dedi, elinde pasparlak taşlı küpeleri gösterip, ha küpe dedim içimden. 

Sonra Türkçe dersinde Ali Baba ve Kırk Haramiler konusunda da ganimet kelimesi geçiyordu. Ben kalkıp derste cümle kurdum, sonra şey dedim, Memet abi anneme ganimet aldı. Önde oturan iki gıcık kız var, ikisinin adı da Ebru, götümün kenarları, o kadar çok güldüler ki birbirlerini çimdikleye çimdikleye. Öğretmen hadi siz bir çıkın dışarı dedi onlara, sonra Gülencim evde olanları anlatmıyoruz di mi, dedi, sonra herkes sustu, çok uzun değildi ama çok uzun bir sessizlikti sanki, sonra Tarık ganimeti cümle içinde kullandı, korsanlar ganimet için çok savaştı dedi. Annem korsan mı benim yoo değil ki. Tarık çok yakışıklı ama hem de ne akıllı, keşke elimi tutsa, teneffüslerde herkesten hızlı koşuyorum, koşarken de Tarık’a bakıyorum, o da bana bakıyor ama teneffüse çıkmıyor bazenleri, Ebrular sarıyor etrafını, pislikler, siyah saçlı Ebru pastel boyasındaki gümüş ve altın rengini bir tek Tarık’a veriyor. Anneme söyliycem bana da monami boya alsın, hem de 48 lik değil 60 lık alsın, görür o pis Ebru. Hem ben büyüyünce yemeğe çıkıcam Tarıkla, sonra o da bana küpe vericek, yani Allahım lütfen öyle olsun, şimdi okurum ben kulfuyla elhamı, söz veriyorum hiç unutmam bu sefer.

...

Bizim balkonda dergiler var çok fazla, dergilerdeki kadınlara benziyor annem, dergileri üst üste koyunca koltuk gibi oluyor, annemin peruklarından takıyorum kafama, sonra salona gidip büfeden sigara alıyorum, aynı annem gibi elimde tutuyorum, sigarayı yakmadım ama içicem bir gün, sonra dergi koltuğuna oturup hayal kuruyorum. Hayal kurmak çok güzel, annem Memet abiyle gene dışarı çıktığında bu dergilere bakarken bakarken bir şey oldu. O sayfalardaki kadınlardan birinin, küçük yüzlü koca gözlü olan sapsarı saçlı olanın yüzünde kendi yüzümü gördüm, havalı şapkamla duruyordum, yüzüme yere eğmiş kimseyle göz göze gelmiyordum, ben oradaydım dergide, büyümüştüm annem kadar güzeldim. Sonra sınıfta yaptım bunu ertesi gün yüzümü eğdim, gerzek Levent dedi ki lan salağa bak, bütün gün böyle aptal aptal durdu, sonra da Tarık’a dedi ki şey dedi, annesi orospu bunun. Tarık bana baktı duydum mu diye, duydum, çok kötü bişi bu. Ayşen babasından dayak yedikçe, içinden bunu söylüyormuş o zaman ağlaması geçiyormuş, çünkü ağladıkça babası daha çok vuruyormuş orospu çocuğu Emrah diyormuş ama heceliyormuş, sınıfında hecelemede birinci oldu sonra Ayşen. Bize oturmaya geldiğinde odama gidip heceleme oyunu oynuyoruz: O ros pu ço cu ğu Em rah. Göt Le vent. 

Bunun annesi orospu dediği günden beri adı göt Le vent.

...

Annem bir ganimetle daha döndü eve, koca taşlı bir yüzükle, annem gerçekten bir korsan, anneme dedim bunu, arkadaşı Zerrin abla da vardı yanında, çok güldüler. Annem kucağına aldı beni döndürüp pırlanta kızım benim dedi, söyle ne istersin korsan annenden. Babamla bir araya gelmeniz demedim artık, bunu her söylediğimde çok bağırdığı için monami boyası annecim dedim, 60 lık ama, bu kadar mı dedi, bu kadar annecim, ertesi gün aldı annem boyayı, okula koşarak gittim, resim dersi yoktu, olsun, açtım boyayı, oh mis gibi yepisyeni, sonra Tarık’a döndüm, al dedim senin bu boya hediye. Tarık yanağıma öpücük kondurdu, içim sıcacık oldu. Allah’ım Tarıkla evleneyim noluur dedim içimden, kara Ebru’nun gözleri büyüdü hediyemi görünce, ohh canıma değsin, seni değil beni öptü Tarık.

...

Annem aksam ben geç gelicem dedi, ananem yaşasaydı gelip o bakardı bana. Annem gittiği yerde çok kalacak olursa da ananem evine götürüyordu beni. Hem çok seviyordum onu, hem de Allah’ım günah yazma ama çok sinir oluyordum, sakın annene benzeme dedikçe. Annem gelene kadar makarna yaptım, çok basit ki, suyu kaynat hoop içine at makarnayı, sonra süz burası biraz zor ama bazen her yere döküyorum suyu, sonra da üzerine yoğurt, afferin kızıma diyor annem, gelince görsün bu sefer yere hiç dökmedim suları. 

...

Salonda uyuyup kalmışım, annemin sesiyle uyandım, Zerrin ablayı çağırıyordu, çok kötüyüm gel diye. Annecim ne oldu dedim, defol git odana yat dedi, battaniyeye sarıldım koşarak gittim odama. Zerrin abla gelince parmaklarımın ucuna basarak gittim salonun kapısına. Annem hiç durmadan ağlayıp anlatıyordu Zerrin ablaya, yok ayrılmayacakmış karısından, seviyormuş karısını, pezevenk o zaman işin neydi benimle demiş annem, bunu deyince vurmuş anneme, sana aldığım bütün takıları getireceksin demiş. Annem bunu söyledikten sonra uludu, veremem onları dedi, onlar beniim. Erkekler dedi sonra beş para etmezler yalancı köpekler. Gittim yattım odama. Sabah kalkınca baktım annemin odasına, yatağa koymuş takılarını sarılmış uyuyor. Cüzdanından simitle meyve suyu parası aldım, ses etmeden çıktım evden.

Sınıfa girince Tarık’a bakındım nerde diye kara Ebru’nun yanında oturuyor, sıranın altından elleri görünüyor, elele tutuşmuşlar. Yanlarına gittim köpekler dedim. Ohh iyi dedim, sonra da Tarık’a dönüp boyamı geri veeeer diye bağırdım, altına işeyecekti salak. Koşarak gitti, elleri titriyordu. Hemen uzattı bana boyamı, yerime geçerken göt Ta rık dedim heceleyerek. Ağlamam geçti bunu söyleyince.

Comments


bottom of page