• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

2021’de Duran Emre Kanacı'nın en sevdiği kitaplar

Duran Emre Kanacı, 2021'de okuyup tavsiye ettiği kitapları Literaedebiyat ile paylaştı:


2021 yılına girdiğimiz gece Hilde ve Ylva Øtsby kardeşlerin (biri yazar biri sinirbilimci imiş) Hafıza Hakkında Bir Kitap’ını okumuştum (Kaplumbaa, Haydar Şahin çevirmiş). Anıların oluşumu ve depolanması ile alakalı bazı temel araştırmaların iyi bir hikâyeci diliyle derlendiği ufak bir kitap bu. Belleğin nasıl çalıştığını anlamaya ve bellek üzerine düşünmeye yönelik bir ilk adım olabilir diye düşünüyorum. Günü geçirmemizi sağlayan kısa süreli belleğimizden hep beraber hayatta kalmamıza faydası büyük uzun süreli belleğe geçişler. Lafı buradan açmamın sebebi söze yeni yıl temennim ile başlamaktı, ülkece uzun süreli belleğimizdeki tıkanıklığın çözüldüğü bir yıl diliyorum hepimize.


Kurgu dışı (ya da Sedat Demir’in tatlı tatlı ısrar ettiği üzere “kurmaca dışı”) ağırlıklı bir seneydi benim için 2021, o yüzden buraya dönmeden evvel bu sene okuyup çok beğendiğim kurgulardan bahsetmek istiyorum. Dune serisi (Frank Herbert, İthaki, Dost Körpe çevirmiş) ve Serçe ile devamı Tanrının Çocukları (Mary Doria Russell, Metis, sırasıyla Emil Keyder ve Başak Bekişli çevirmiş), toplum psikolojisi ve din çerçevesinde kurulmuş bilimkurgular. Bugün tahayyülü bile heyecan veren ileri teknolojiler artık hayatın bir parçası haline gelip bizim için anlamsızlaştığında maneviyata, dinlere ne olur? İkisi de bu bağlamda güzel öngörüler taşıyor (insanlık olarak tanrıyı aramaya devam ediyoruz).


Ben, Claudius ile Robert Graves kitaplarına başlamıştım (İş Bankası, Dost Körpe çevirmiş), tarihi kurgu ile teknik olarak ilgilenenlerin kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum. Joseph Kessel’den Atlılar (Can, Dursun Hatko çevirmiş), insana başını duvarlara vurduracak destansı bir anlatı ve acımasızca yok edilmiş Bamyan Buda Heykelleri’nin azametine şahit olmak için son güzel fırsat (Okurken dinlenecek şarkı önerisi-Deruba and Tabla; Ustad Gholam Nabi, Muhammad Asaf).


Klara ile Güneş de (Kazuo Ishiguro, Yapı Kredi, Lâle Akalın çevirmiş) sık sık eski güzel günleri (Günden Kalanlar okuduğum günleri) arattırdığı için önemliydi. Bütün Günlerin Akşamı (Jenny Erpenbeck, Can, Regaip Minareci çevirmiş), Tipi (Vladimir Sorokin, Can, Ergin Altay çevirmiş) ve Gökyüzünün Derisi (Elena Poniatowska, Othello, Beyza Fırat Flores Gonzales çevirmiş) yine önemli kitaplardı. Sonra artık tebaanın “etinden” geçinme aşamasına gelmiş, yozlaşmış erkin öyküsü İçki Cumhuriyeti (Mo Yan, Can, Erdem Kurtuldu çevirmiş).


Håkan Nesser polisiyelerinden Tom’u not almışım (Indie Kitap, Evgin Serbest çevirmiş). Nesser’i yalnızca parlak polisiye kurguları için değil, hemen hemen bütün karakterleri kuvvetli içgörülere sahip oldukları için seviyorum. Bir de Kuzey Avrupa soğuğu için. Soğuk demişken, bu sene artık tamamlanan Sus Barbatus! umuzu ve sevgili Faruk Duman’ı anmadan olmaz. Türk Edebiyatından özellikle anmak istediğim diğer isimler de Üç İstanbul ile Mithat Cemal Kuntay ve Tipi Dindi ile Mahmut Yesari (ikisi de Oğlak’tan), sonra Erkan Aslan’dan Avcısını Taşıyan Ceylan (Dedalus). Murat Gülsoy’un son kitabından sonra, önceki öykülerine de döndüğüm oldu.


Kurgu dışına kısa bir geri dönüş yaparsam; rüyalara dair hemen her şeyin yine bilimsel ve başarılı bir şekilde hikâyeleştirilip anlatıldığı Düş Dokumacısı’nı (Douwe Draaisma, Metis Bilim, Türkay Yalnız çevirmiş) ve hem yazarın, hem insanoğlunun yol hikâyesi olan İnsan Türleriyle Yakın Temas’ı (Sang-Hee Lee, Metis Bilim, Gürol Koca çevirmiş) kesinlikle tavsiye ederim. İnsan Türleriyle Yakın Temas hiçbir zaman bir şeylerin merkezindeki “özel” bir tür olmadığımızı; günahıyla sevabıyla evrimini halen devam ettiren, topallayan bir tür olduğumuzu anımsattığı için çok kıymetli. Sang-Hee Lee, e-postalarını anında cevaplayan nadir profesörlerden, dolayısıyla kitap arkası sohbet bonusundan da faydalanmıştım.

1/1