top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Boş Zamanlar: Anlatıcı Ustalığı

Hatice Tosun, edebiyatımızın usta öykücülerinden Cemil Kavukçu’nun son kitabı Boş Zamanlar üzerine yazdı: "Altı ana öyküden oluşan kitap Kavukçu’nun anlatıcı yaratma ustalığını ortaya koyuyor."


Hatice Tosun


Boş Zamanlar, edebiyatımızın usta öykücülerinden Cemil Kavukçu’nun yeni kitabı. Altı ana öyküden oluşan kitap Kavukçu’nun anlatıcı yaratma ustalığını ortaya koyuyor. Anıların öne çıktığı bu öykülerde yazar; aile, taşra, bağımlılık, iç çatışma, toplum içerisinde bireyin gösterdiği var olma/kurtulma çabası, boşluk, sıkıntı, hüsran gibi temalarla sesleniyor okura. Yazarın öykülerinde, terk etmediği yalınlık, yerel ifadeler ve anı ile bugünün iç içe geçişi dikkat çekiyor.



Kavukçu’nun öyküleri için; gerçekler ile yaşananlar arasındaki uçurumları göz önüne serdiği, karakterlerin ve anlatının okurun yanı başı kadar hayattan bir yere konumlandığı, detaylarla karakterlerin iç dünyalarının derinlerine nüfuz edildiği bir anlatma biçiminden söz edilebilir.

Kavukçu’nun kitapta dikkat çeken öykülerinden, “Fayık ve Diğerleri”nde toplumun farklı katmanlarından kişilerin sanrılı gerçekliklerine şahit oluyoruz. Bu başlığın altında üç yan öyküden katmanlı bir uzun öykü yaratıyor yazar. “N’apıcaz Fayık” öyküsüyle başlayan serüven “Kurbağa” ve “Amca İhsan” öyküleri ile tamamlanıyor.


“N’apıcaz Fayık” öyküsünde Çoban Fayık’ın hüsran temasının etrafında dönen hayat hikâyesini okuyoruz. Kavukçu, öykü boyunca anlatıcısını Amca İhsan’ın yanından konuşturuyor okurla. Amca İhsan’ın gördüğü Fayık’ı ve kasabayı dinliyoruz. Fayık’ın pavyonda görüp âşık olduğu İpek’i, Bursa’dan yanına getirebilmek için ona kasabaya pavyon (ya da Fayık’a yakışır adıyla gazino) açma fikrini fısıldayan Amca İhsan, anlatıcıya anlattırdığı hikâye ile okuru katmanlı bir taşra öyküsüne çekiyor.


Hemen ardından gelen “Kurbağa” öyküsü ise “N’apıcaz Fayık” öyküsünde yan karakter olan, kasabanın ve haliyle pavyonun meşhur trompetçisi Muzaffer Bilik’in hikâyesi oluyor. Kavukçu yine öyküyü Kurbağa ’ya değil, kasabadan lise çağlarında göçüp gitmiş ve yıllar sonra geçmişinin izini sürmeye gelmiş Ömer’e anlattırıyor. Lise yıllarında pavyon efsanesi ile kanı kaynayan Ömer, Muzaffer ile karşılaşınca efsanenin gerçek hikâyesini dinlemek istiyor. Böylece okur N’apıcaz Fayık’ın, Amca İhsan’ın sanrılı gerçekliğinin bir hikâyesi olduğunu öğreniyor.


Serüvenin sonu olan “Amca İhsan” öyküsüne ulaştığımızda ise tüm hikâyeyi İhsan’ın kendisinden öğreniyoruz. Yazar, bu öyküde ilk iki öykünün yan karakteri olan İhsan’ı kahraman anlatıcı olarak karşımıza çıkarıyor. Pavyonu anca köşedeki sokak lambasının altından gözetlediğini, sadece bir gece içeri alındığını, “N’apıcaz Fayık”ı da o gece içeride gözlemledikleriyle kurguladığını anlıyoruz.


Cemil Kavukçu, bu üç öykü ile öykücünün elinde kalanlardan çok, elde edemedikleri/etmek istedikleriyle nasıl öykü kurguladığının dersini veriyor okura. Mekân ve karakter ortaklığı öyküleri birbirine bağlarken, anlatıcıların dönüşümü ise yine aynı öyküleri bağımsız hale getiriyor. Bunları yaparken eski öykülerinde de rastlanan biyografik unsurları hissettirmekten kaçınmıyor. Seçtiği anlatıcının sesi ve konumu üzerine ustalıkla çalıştığını gösteriyor. Her üç öyküde de anlatıcı, küçük detaylardan hareketle bütünü inşa etmeye çalışıyor. Okurun merak duygusunu harekete geçirmek için Fayık, Kurbağa ve Amca İhsan’ın hikâyelerine serpiştirdiği katmanlarla, gerçekliği kurguya dönüştürüyor.


BOŞ ZAMANLAR

Cemil Kavukçu

Can Yayınları, 2022

80 s.