top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Yazarın fotoğrafıLitera

Cezaevi yönetiminden Aslı Erdoğan’ın kitabına yasak

Aslı Erdoğan’ın bir tutukluya gönderilen Artık Sessizlik Bile Senin Değil adlı kitabı, yasak kararı olmamasına rağmen cezaevi tarafından yasaklandı.


İzmir 3 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Erdoğan Uçar’a gönderilen yazar Aslı Erdoğan’ın “Artık sessizlik bile senin değil” adlı kitabına el konularak, verilmedi. Cezaevi disiplin kurulu, yazarın Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinde yayımlanan makalelerden oluşan kitabın 57’nci sayfasında yer alan, “Herkesin bildiği gerçek, bizim…” şeklinde süren cümlelerde TSK’nin karalandığı, 66’ncı sayfada da “Silvan’da ağır…” şeklinde başlayan ve süren cümlelerde ise Türkiye’nin Nazi Almanya’sına benzetildiğini ileri sürdü. Ayrıca kitabın 90 ve 91’inci sayfalarında yer alan ifade ve isimler kurul tarafından suç olarak görüldü.

Kitapta IŞİD'e karşı mücadele verirken hayatını kaybeden Suphi Nejat Ağırnaslı ile Arîn Mîrkan’ın isimlerinin yer alması kitabın verilmemesine gerekçe gösterildi. Kitabın pek çok bölümünde 2015 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasakları, Cizre ilçesindeki bodrumlarındaki ölümler ile 1990’lı yıllarda yaşanan süreçlere değinen ifadeler, kurul tarafından “Devlet görevlilerini karaladığı” ve “Gerçeği” yansıtmadığı iddia edilerek, suç olarak lanse edildi. Kurul, ayrıca Ermeni Soykırımı’na dair ifadeler için “Türkiye’nin karalandığı ve gerçeği yansıtmadığını” iddia ederek, “kabul edilmez” olarak değerlendirdi.


Öte yandan kurul, kitabın “Örgüt üyesi” iddiasıyla cezaevinde bulunan tutukluların “Örgütle bağını güçlendirebileceğini” ileri sürerek, bunu da “tehdit” olarak değerlendirdi. Kurul, bu iddialarla 16 Kasım 2022 tarihinde aldığı kararla kitaba el koydu.


İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, kurulun kararını 23 Kasım’da onadı. Bunun üzerine Uçar, Karşıyaka 2’nci İnfaz Hakimliği’ne itiraz başvurusunda bulundu. Ancak itirazdan bir gün sonra hakimlik, kurulun ve savcının kararını, “Usul ve yasaya” uygun buldu. Bunun üzerine Uçar, kararı Karşıyaka 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme de 2 Aralık’taki kararında, kurul, savcı ve hakimliğin ileri sürdüğü iddiaları gerekçe göstererek, kararı “Usul ve yasaya” uygun buldu.


Sürecin ardından Uçar, yazar Erdoğan’a gönderdiği mektubunda kitaba el konularak verilmediğini bildirdi. Uçar, aynı zamanda Aslı Erdoğan’a “Kırmızı pelerinli kent” kitabını Kürtçeye çevirdiğini ancak idare tarafından el konulduğunu yazdı. Uçar, pek çok not, senaryo ve çalışmasına da gardiyanlar tarafından el konulduğunu paylaştı.


Karara ilişkin konuşan yazar Erdoğan, kitabının 2011 ve 2016 yılları arasında Özgür Gündem gazetesinde yayımlanan köşe yazılarından oluştuğunu ve ilk olarak Fransızca yayımlandığını belirterek, süre zarfında ise Özgür Gündem davasından cezaevinde olduğunu söyledi. Erdoğan, “Birkaç haftada ‘Çok Satanlar’ listesine girdi. Catherine Deneuve tarafından seslendirildi. Almanca, İtalyanca, Romence, İsveççe, Norveççe, Flemenkçe ve Yunancaya çevrildi. İtalya’da ödül kazandı, Avusturya’da tiyatroya uyarlandı. Uluslararası başarılar kazanmış bir edebiyat eserinin ‘propaganda’ olarak nitelendirilmesi utanç verici” dedi.


Yayımlandığı dönemlerde yazılarla ilgili tek bir soruşturma veya dava açılmadığına dikkati çeken Erdoğan, daha sonra Özgür Gündem gazetesinde Danışma Kurulu olarak yer alması nedeniyle hakkında açılan davaya “delil” olarak gösterildiğini belirtti. Bu durumu “tuhaf” olarak değerlendiren Erdoğan, “5 yıllık dava boyunca suç unsuru aranan yazılar birden fazla kez değişmiştir. Tüm suçlamalardan beraat ettiğimi hatırlatayım” ifadelerini kullandı.


Erdoğan, “Kitap yayımlanalı 6 yıl oldu. Bunca dile çevrildi bu arada. Sonuçta bir edebiyat kitabı. Cizre, Sur yazıları yüzünden bana çok öfkelendiklerini biliyorum. Ama gecen 6 yılda bunlar sır olmaktan çıktı. Bu gecikmiş tepki birkaç anlama gelebilir; Devletin eski reflekslerine geri dönmesi, Kürt ve Ermeni meselelerinde herhangi bir tartışmayı göze almayıp bastırması… Lice, Cizre ve Sur’da, cezaevlerinde işlenen suçların üzerinin örtülmesi anlamına geliyor olabilir. İfade özgürlüğü üzerindeki baskıların arttığı bir dönemdeyiz. Artık edebi eserlere kadar yayıldı. Bundan da doğallıkla Kürtçe ve Türkçe yazan Kürt yazarlar kadar Kürtçe ile dayanışma gösteren yazarlar da payını alıyor” diye belirtti.


Kürtçeye çevrilen “Taş bina” kitabının teliflerinin cezaevinde bulunan yazarlara adadıklarını paylaşan Erdoğan, şöyle devam etti: “Özellikle Kürtçe yazanlara adamıştık. Sembolik bir dayanışma sadece ama çorbada benim de tuzum var azıcık. Belki bu dayanışmanın önünü kesmek istiyorlar. Türkçe yazanlar Kürtçeye, Kürtçe yazanlar Türkçeye çevirirse birbirimizi daha derinlemesine anlarız. Ortak bir dilde uzanırız geleceğe. Baskıcı yönetimlerin korkusu bu galiba. Edebiyatın bir barış köprüsü oluşturmasını engellemeye çalışıyorlar. Sanat ve edebiyat üzerinde, fikir ve ifade özgürlüğü üzerinde, Kürtçe dil ve edebiyatı üzerindeki sayısız baskı ve kısıtlamalara bir tane daha eklendi. Suçlu yazılar. Cizre ve Sur’u anlatan yazılar. Yarın belki kitabımı da yakarlar, ama Hakikat her zaman bir ses bulur.”

Comments