Anne, hafıza ve şiirin kolektif bahçesi
- Litera

- 16 Mar
- 4 dakikada okunur
Orhan Aytuğ Tolu, Haydar Ergülen’in son şiir kitabı cömert gül üzerine yazdı: "Haydar Ergülen’in anne sevgisi izleğinde yazdığı şiirler; fedakârlık, vefa, çocukluk, zamanın hızlı akışı ve değerler ağı etrafında gelişiyor."

Haydar Ergülen’in son şiir kitabı cömert gül, Kasım 2025’te Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlandı. Önceki şiir kitaplarının ilk sayfasında yer alan “Nar’ın Babası” notu, bu kitapta yine ailevi bir ilişkiye işaret edecek şekilde uyarlanıyor: “Nazlı Gül’ün oğlu”. Bu aidiyet beyanı aynı zamanda ithaf niteliği taşıyor.
Yüz elli sayfadan oluşan cömert gül kitabı, tematik 8 bölüme sahip: “Gül’e Şiir”, “Beşibiyerde”, “Bunu Ben de Yazarım”, “Şiiryazı”, “Tozan Alkan İçin 12 Şarkı”, “Cumhuriyet Meyhanesi”, “Neşen Bilir!” ve “Arkadaşlık Dağı”. Her bölümde merkeze yerleştirilen belirli bir izlek etrafında kaleme alınan şiirlere yer veriliyor.
Haydar Ergülen’in anne sevgisi izleğinde yazdığı şiirler; fedakârlık, vefa, çocukluk, zamanın hızlı akışı ve değerler ağı etrafında gelişiyor. Şaire göre akrep, saatin bir gereci olarak zamanı ilerletir. Tevriye sanatının kullanımı dikkate alındığında akrep-zaman ilişkisi “zehir” kavramını çağrıştırıyor, zamanın akışı ve geri döndürülememesi bu çağrışımla temsil ediliyor. Yelkovan ise düşen yaralı bir kuş diye şiire alınıyor. Çocukluk yılları, anne-çocuk ilişkisi ve anne sevgisine yönelik ifadeler anıların masal diliyle aktarılmasına kapı aralıyor: Kafdağı, Simurg, Şehrazat, Binbir Gece’ye yer verilmesi çocukluk yılları ve masallara göndermedir. Anne, ışık kaynağı olarak hem gündüzü doğuran güneş hem de geceyi aydınlatan ay diye sembollerle betimleniyor. Yaşamda olmayan anne, ay gibi karanlığı ışıtması yönünden hatırada canlı kalıyor: “bir gül ki bahçeye hem güneş olur hem ay / nazlı olmayan bir gül varsa annemdir benim / öyle cömert bir gül ki bahçeden daha derin” (s. 13). Annenin fedakârlığı “cömert” sıfatıyla niteleniyor.
1995 sonrası süreçte Türk şiirinde yer verilen ve fail-i meçhullerin çığlığı olan Cumartesi Anneleri geçtiğimiz otuz yılda her zaman gündemde kalmıştır. Haydar Ergülen, Bandista’nın Benim Annem Cumartesi şarkısını şiirine başlık olarak seçip bu annelerin acılarına ortak oluyor. Acının paylaşılması, acı çekenlerin hak arama mücadelesinin şiirde görünür kılınmasını sağlayıp insani duyarlılığın çoğalması, barış ve özgürlük isteği ve savaş karşıtlığına öncülük ediyor. Bu düzlemde kargış, dilek ve tepki şiir dilini etkiliyor:
“zalimleri kömürden yapsınlar
katilleri odundan
yangında ilk kurtarılmayacaklardan
(…)
kayıpları sesten yapsınlar
çağırınca ses versinler: buradayız!
anneleri oğullardan yapsınlar
anneleri kızlardan
anneleri gülden
gözleri üzümden
anneleri cumartesiden
yapmasınlar tek
annelere bunu yapmasınlar
artık!” (s. 17).
Anne kavramının temsil ettiği biyolojik bağ ve aidiyetin sınırları ötelere taşınıp soy genişlemesine ulaşılıyor. Şiir öznesi (şairin kendisi) kendi annesinden Cumartesi Anneleri’ne, kendi dayısı ve kardeşlerinden -Gezi’ye atıfta bulunarak- halkı oluşturan insanların kardeş kabul edilmesine doğru bir genişlemeyi/bütünlüğe ulaşmayı öne çıkarıyor. Bu bağlamda Haydar Ergülen’in şiirlerinde “aile”; bireysel, toplumsal ve siyasi yapıya sahip değer olarak güçlendiriliyor. Kitabın son bölümünü oluşturan “Arkadaşlık Dağı” şiirinde şairin üniversite yıllarından bugüne ulaşan yoldaşlık değeriyle bağlandığı insanlar/ilişkiler anılıyor. Parça-bütün bağlamında bireyin içsel dengesi ve anlam bütünlüğü aşkınlıkta değer kazanıyor. Şaire göre “birbirinden razı olmayana yol yoktur!” (s. 64).
cömert gül kitabında toplumsal yozlaşma, sokak kedileri özelinde hayvan sevgisi, ataerkilliğin/erkekliğin yerilmesi, teknolojinin/dijital dönüşümün etkisiyle geleneklerin ve bütünlüklerin aşınması, mülteciliğin zorlukları, medya eleştirisi, baskı ve otoriteye karşı çıkış, ekolojik sorunlar şiirlerin içeriği açısından merkezî önem arz ediyor. Bu izlekler haritası dikkate alındığında yurtseverlik, demokrasi ve toplumsal katılım, enternasyonalizm, emek ve hak mücadelesi, laiklik, özgürlük, adalet, eşitlik ve yaşam hakkı poetik açıdan izlekleri destekleyen değer seti olarak dizelere yerleştiriliyor. Bu bağlamda kötülük, bilinçli bir tercih; kadınlar, çocuklar, mülteciler ve sokak kedilerine destek olmamak duyarsızlık; dinin ticaret ve baskı aracına dönüştürülmesi, “yobazlık” diye kabul edilip okuyucuya toplumsal iletiler olarak sunuluyor.
cömert gül kitabında aile, arkadaşlık, yoldaşlık aidiyetleri dışında bir bütün daha devreye giriyor: şairlerle kurulan bağ. Bu kapsamda cömert gül göndermelerle zenginleştiriliyor. Şair resmî geçidi denilebilecek göndermeler bazen bir şairin adını anarak bazen bir şairin dizesi alıntılanarak bazen de başka bir şairin şiirine “nazire” sayılabilecek dizelerle okuyucunun karşısına çıkıyor. Bu poetik kolektivizmde şairlere gösterilen saygı, kitabı bir tür “hatıra ormanına” dönüştürüyor. Kolektivizm, bütünlüğe işaret ettiğinden şair de kendini diğer şairlerden ayrı bir yerde konumlandırmıyor. Ahmet Erhan’ın “gül” sözcüğünden ürettiği sözcüklerle yazdığı dizeleri hatırlatan “Anne Gül” şiiri; Ece Ayhan’ın şiir dilinde önemli bir sözcük olan “abiler”, “abim” diye kullanılıp; Attila İlhan’ın “Üçüncü Şahsın Şiiri”ne nazire olarak yazılan “Jazabel” bu gönderme ve hatırlatmalarda önemli yere sahip üretimlerdir. cömert gül kitabında yer alan göndermeler, nazireler ve ithaflar başlı başına ayrı bir inceleme yazısının konusu olacak zenginliğe sahip.
cömert gül kitabının dil, biçim, üslup ve beslenilen kaynaklarına mercek tutulduğunda dil oyunları, alay, mizah, paradoks kullanımı dikkat çekiyor. Farklı şiir geleneklerine ait hiciv, taşlama ve satirik söylem özüne bağlı kalınarak güncel durumlara uygun şekilde yeniden üretiliyor. Toplumsal cinsiyet ve “huri” kavramı erkeklik eleştirisi için dizelere dökülürken Ömer Hayyam’da görülen söyleme yaklaşılıyor. Benzer şekilde Nefî’nin kaleme aldığı hicivlerde görülen “sivri dil” güncele uyarlanıp yeniden üretilerek siyasi açıdan karşıt konumda yer alan popülist şahıslara yöneltiliyor.
Haydar Ergülen’in son şiir kitabında beslenilen kaynaklar arasında Alevi-Bektaşi gelenekleri, türküler, şarkılar, marşlar, deyimler yer alıyor. Minnet Eylemem türküsü beyitler hâlinde yazılıp “Minnet ey!” başlığıyla yeniden üretiliyor. İlk dizede türküden alıntı yapılarak “minnet eylemem” diye bitiriliyor, ikinci dizenin sonunda “minnet eylerim” deniliyor. Türküde minnet edilmeyenlere ortak olunup ikinci dizelerde minnet eylenenler sıralanıyor. Şiirin son beytinde şair okuyucunun karşısına mahlasla çıkıyor: “Haydari”. Ayrıca Semurg anlatısı koletivizmi temsil edecek şekilde şairin poetikasına uyarlanıyor. Otuz kuş anlamına gelen “se murg” kolektivizmin ve bütünlüğün sembolüne dönüştürülüyor. Bu bağlamda zaman ve mekânda yaşanan genişleme; anılarla bugünü, çevreyle ülkeyi ve komşu bölgeleri birleştiriyor.
Haydar Ergülen’in son şiir kitabı cömert gül’de “şairane” üslup dikkat çekiyor. Bu şairanelikte mütevazı bir duruş sergilenip diğer şairlere duyulan saygı öne çıkarılıyor. Geçen yıl yayımlanan Mektup Selam Söyle kitabında yer alan mektuplar cömert gül’de şiir formuna evriliyor. Bu iki kitap, Haydar Ergülen’in poetikasında birbirini tamamlayan bütünün bileşenleri olarak okunabilir. cömert gül’de ülke ve toplumsal değerler açısından bütünü sahiplenen, okuyucuyla samimi bir dille sohbet eden, şairlerinden geleneklerine kadar bir ülkenin yaşatması gereken zenginlikleri canlı tutan bir şair, okuyucunun karşısına çoğullaşan bir özne olarak çıkıyor. Samimi bir dille gerçekleştiren bu söyleşide söylem satirik forma büründürülerek veriliyor. Haydar Ergülen’in şiir dünyasında cömert gül kitabı poetikası ve biyografisi hakkında önemli bir yere sahiptir.






































Yorumlar