• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Eşikleri aştık

"Nochlin’in on sekizinci yüzyıldan yirminci yüzyıla uzanan görsel imge örnekleriyle konuşursak bu türden işlerde “kesilmiş bacak imgesi cinsel güç ilişkilerinin kolayca kavranan kapsanışını” sunar. Kadın bacağı erkeğin hazzına içkin bir nesne olarak görülürken, erkek bacağının kendisi aynı şeyi ifade etmez. O enerji ve güç olarak yorumlanır."

Duygu Kankaytsın, Linda Nochlin'in Kadınlar, Sanat ve İktidar adlı çalışması üzerine yazdı.


Duygu Kankaytsın

Geçenlerde Ataşehir Kültür’ün ‘Çağdaş Sanat Konuşmaları’nda Süreyyya Evren ile birlikte Linda Nochlin’in Kadınlar, Sanat ve İktidar adlı kitabını konuştuk. Yedi makaleden oluşan bu şahane kitabı Evren Türkçeye kazandırarak müthiş bir iş yaptı. Kitabı ‘Sanatta iktidar nasıl işler?’, ‘Sanat tarihine feminist müdahale bugün ne demektir?’ ve ‘Sanat kanonu yeniden kurulabilir mi’ sorularıyla tartışmaya açtık. Nochlin’in derinleştiği bazı yerler üzerinden de yeniden düşünmeye çalıştık. O konuşmanın hemen sonrasında gelen bu yazı teklifi için farklı şeyleri söylemek benim açımdan kolay olamazdı. O bakımdan oradaki konuşmanın ana hatlarının ne olduğunu ifade etmeye çalışmak istedim ve bu vesileyle konuşmanın fikrimi beyan etmeme yardımcı olmasına da sevindim.


Nochlin’in “Kadınlar, Sanat ve İktidar” başlıklı makalesinde “iktidarın konuşlanması” dediği şey bir tarafta iktidar sahipleri diğer tarafta iktidara tabi olanlar ile ötekinin yaratımı ve ötekiliğin gösteriş biçimlerini sunmasıdır. Nochlin’in on sekizinci yüzyıldan yirminci yüzyıla uzanan görsel imge örnekleriyle konuşursak bu türden işlerde “kesilmiş bacak imgesi cinsel güç ilişkilerinin kolayca kavranan kapsanışını” sunar. Kadın bacağı erkeğin hazzına içkin bir nesne olarak görülürken, erkek bacağının kendisi aynı şeyi ifade etmez. O enerji ve güç olarak yorumlanır. Bu örnekleri pek çok disiplinde çoğaltmamız mümkündür.

Nochlin sosyal yaşamda görülen cinsiyet eşitsizliğinin sanatta da kendisini etkin bir şekilde gösterdiğini kanıtlar. On dokuzuncu yüzyılda bir kadın, bir erkekle aynı eğitim fırsatlarına sahip olmadığı gibi aynı yolculuklara çıkıp yeni çevrelere giremez; sınıfsal olarak bakıldığında bu zaten mümkün değildir. Yani gerek deneyim gerek yaşantısıyla erkeklere oranla kısıtlı kalan kadınlar, erkekler gibi aynı yaşam fırsatlarına sahip olsaydı neler değişecektir?


Kitabın önemli makalelerinden biri olan “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Çıkmadı?” kök metin özelliğine sahip olmakla birlikte bugün feminist tarihçilik açısından ufuk açıcı olmuştur. Şimdiki zamanda özellikle dönüşen, değişen pek çok çalışmanın zeminini oluşturmuştur. Kanon meselesine gelince birkaç yerde değindiğim şeyler toplamında eşikler aşıldı demek isterim. Eşikleri aştık.







KADINLAR, SANAT VE İKTİDAR

Linda Nochlin

Çeviren: Süreyyya Evren

YKY, 184 s.

2020.