• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Müziğin kültürel devinimi

Derya Çakır, yayına Ulaş Özdemir, Mehtap Demir ve Evrim Hikmet Öğüt’ün hazırladığı Etnomüzikoloji: Kültürler ve Müzikler başlıklı kitap üzerine yazdı.


Derya Çakır


Pek çok bilim dalı ve disiplin, yerel ile evrenseli beraber inceleyip ikisi arasındaki bağlantıları ya da benzemezlikleri ortaya koyuyor. Bu bağlamda araştırmalar için kapı aralıyor. Etnomüzikoloji de bunlardan biri.


Müziğin tarihsel evrelerini, kültürel farklılıkların onu nasıl şekillendirdiğini sosyolojiyle, felsefeyle, antropolojiyle ve başka bilim dallarıyla beraber inceleyen etnomüzikoloji, özellikle 1945 sonrası popülerleşen bir disiplin.


Müzik folkloru ve etnografisiyle birlikte ilerleyen; bunların da gelişiminin araştırıldığı bir disiplin olan etnomüzikoloji alanında uzmanlaşanlar, hem müziğin yerel ve evrensel tarihini hem de çeşitli teknikleri anlatan eserler üretiyor. Bu uzmanlardan bazılarının metinlerinin toplandığı; Ulaş Özdemir, Mehtap Demir ve Evrim Hikmet Öğüt’ün yayına hazırladığı Etnomüzikoloji: Kültürler ve Müzikler başlıklı çalışma, disipline dair bilgiler vermekle kalmıyor, aynı zamanda müziğin kültürel devinimine ilişkin örneklerle buluşturuyor okuru.


Müziğin tarihi ve etnomüzikoloji

Çalışmaya eserleriyle katkı verenler, müziğin hem dünyada hem de Türkiye’deki gelişimi üzerine bilgiler sunuyor. Örneğin, etnomüzikolojinin bir tarihi ve başlı başına bir tarihyazımı olduğunu, bunun yanında tarihyazımı eleştirisinde önemli bir payı bulunduğunu anlatıyorlar. Beri yandan, etnografik araştırmalarda etiğin öneminden ve etnografik yöntem çeşitliliğinden, etnomüzikoloji tarihindeki notasyon sisteminden bahsediyorlar. Müziğin din ve ritüellerle bağlantısı, etnomüzikolojinin performans ve dansla ilintisi, popüler müziğin etnomüzikoloji araştırmalarındaki yeri de kitaptaki konulardan bazıları.


Yaprak Melike Uyar, popüler müzik-etnomüzikoloji bağlantısına dair şunları söylemiş: “Teknolojinin yaygın kullanımı, sosyal medya ve göç dolayısıyla dünya hızla homojenleşirken yerel kimliklerin belirginleşmesi ve popüler müzik dünyasında bir farklılaşma unsuruna dönüşmesi kaçınılmazdır. Küresel homojenleşmeye rağmen kültürel ve yerel kimlikler oluşturan, bir parçanın hedef kitlesinin sınıfsal yapısına dair önemli veriler taşıyan, ekonomi pratiklerinin müzik üzerinden nasıl tezahür ettiğine dair ipuçları veren ise yine popüler müziktir. Teorisyenlerin popüler müziği nasıl yorumladıkları ise nereye baktıkları ile ilgilidir. Bu bakımdan literatüre, belki yarın geçerliliğini yitirecek bir tanım daha eklemek istiyorum: Popüler müzik, içerisinde bulunduğu toplumun kültürünü, sınıfsal pratiklerini, değer yargılarını, küreselleşen dünyada ‘hip’ olarak tabir edilen unsurlarla harmanlayarak kendine has sentezler yaratan, enformasyon çağında kitle iletişim araçları ile ya da bazen kulaktan kulağa sözlü gelenekle aktarılan, bir sosyo-kültürel grubun pratiklerini ve anlam dünyasını yansıtması açısından üst-alt gibi tepeden dayatılan değer biçme yargılarına tabi tutulamayacak, bir değer üretmekten ziyade bir toplumun kültürünü olduğu gibi aynalayan bir olgudur. Bir müzik parçasının onu üreten kişiden çıktıktan sonra nasıl anlamlandırmalara maruz kalacağı, popüler müziğin karşıt uçları bir araya getiren, geniş ve yoğun anlamlar barındıran yapısında ve günümüz dünyasının akışkan pratiklerinde muğlaklığını korur.”


Türkiye’de etnomüzikoloji

Kitapta, müziğin kültürel kimliklerle ilişkisi ve bunların birer ifade aracına nasıl dönüştüğü, seslerin ve ses alanı çalışmalarının etnomüzikolojideki önemi, etnomüzikoloji-göç bağlantısı, disiplinin feminizmle nasıl bir araya getirilebileceği de inceleniyor.

Ulaş Özdemir ise Türkiye’de etnomizikolojinin gelişimini anlatan makalesinde tarihsel bir pencereden bakıyor meseleye: “Osmanlı’dan Türkiye’ye devrolan müziğin eğitimi, incelenmesi ve içeriğine dair tartışmalar, özellikle erken Cumhuriyet döneminin diğer ideolojik ve sosyo-kültürel dinamiklerine paralel olarak çeşitlenmiş ve büyümüştür. Bunların sonucunda bir yanda Batı ve Türk müziği kamplaşması, diğer yanda ise halk müziği ve Osmanlı-Türk musikisi kamplaşması ortaya çıkmıştır. Geç Osmanlı döneminden itibaren çeşitli yayınlardan takip edebildiğimiz müzikoloji, müzik etnografisi ve daha sonra etnomüzikolojiye dair tartışmalar da bu kamplaşmalarla ilişkili pozisyonlara göre şekillenmiştir. Dolayısıyla Türkiye’de müzikoloji ve etnomüzikolojinin ortaya çıkışı ve gelişmesi, -bu disiplinlerden ne anlaşılırsa anlaşılsın- öncelikle ideolojik bir konu olmuştur. (...) Diğer yandan, erken Cumhuriyet döneminden itibaren Türkiye’de üniversite düzeyinde müzik eğitiminin temel olarak konservatuvar bünyesinde kurumsallaşması, müzikoloji ve daha sonra etnomüzikoloji disiplinlerinin bu çatılar altında çok geç yapılanmasına neden olmuştur. Günümüze kadar temel müzikoloji ve etnomüzikoloji literatürünün ülkede eğitimde yeterince yer al(a)maması, dünyada bu alanlardaki güncel çalışmaların yeterince takip edil(e)meyip bu disiplinlerin ülkedeki bazı öncülerin kişisel çabalarıyla gelişmesine ve bu disiplinlere dair algıların da bu kişilerin yaklaşımlarına göre karmaşıklaşmasına neden olmuştur. Bunun bir başka nedeni, müzikoloji ve etnomüzikoloji disiplinlerinin temel kavramsal ve yöntemsel literatürünün ele alınması yerine bunların hangi konuları çalışması gerektiğine dair tartışmaların çokluğudur. Ayrıca, özellikle sosyal bilimlerin antropoloji ve sosyoloji gibi disiplinlerinden kavramsal çalışmaların Türkiye’deki müzik araştırmalarına yansımasının oldukça geç gerçekleşmesi de bu karmaşanın bir başka nedenidir.”

Özdemir, Demir ve Öğüt’ün yayına hazırladığı çalışmada uzmanlar; İkinci Dünya Savaşı sonrası gelişen etnomüzikolojinin, hem Türkiye’de hem de dünyada geçmişten bugüne hangi aşamaları geride bıraktığını anlatırken kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasal atılımların ya da çöküşlerin disiplini nasıl etkilediğini gösteriyor okura.


ETNOMÜZİKOLOJİ: KÜLTÜRLER VE MÜZİKLER

Yayına Hazırlayan: Ulaş Özdemir, Mehtap Demir ve Evrim Hikmet Öğüt

İthaki Yayınları, 2022

422 s.