• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Fol Kitap'tan Corpus Serisi

Platon’dan Proust’a, Augustinus’tan Kierkegaard’a Aşkın Öyküsü, Bergson'dan Husserl'e Freud'dan Benjamin'e Belleğin Öyküsü, Gorgias'tan Frege'ye Barthes'tan Searle'e Kurmacanın Öyküsü, Plotinos’tan Ricoeur’e Spinoza'dan Weil'e Tanrı'nın Öyküsü Türkçede.


Platon’dan Proust’a, Augustinus’tan Kierkegaard’a Aşkın Öyküsü

“Aşk, yanılsama; güzel ve iyinin, ayrıntıyla bütünlüğün, bedenle yüreğin, bilinçsizlikle bilincin, cazibeyle iyi olanın iç içe geçişi...”

Levinas

“Vücudumuz, sadece bacaklar, kollar gibi uzuvlardan oluşsaydı, hayata tahammül etmek kolay olurdu. Ne yazık ki, içimizde kalp adını verdiğimiz o küçük organı da barındırırız”

Proust

“Henüz sevmiyordum, sevmeyi seviyordum ben; aşkın gizli arzusuyla yanıp tutuşurken, daha fazla tutuşamadığım için kızıyordum kendime.”

Augustinus

“Birbirlerini sevmez olduklarında, birbirlerini sevmiş olmanın utancını yaşamamış pek az insan vardır.”

La Rochefoucauld

“İnsan kendi kendine sağlam bir dayanak olmalı, iki ayağı üstünde korkmadan durabilmeli; başka türlü sevemez yoksa.” Nietzsche

“Erkek için, yaşamı boyunca anne imgesi yerine geçen üç biçimi verirler: annenin kendisi; onun bir benzeri olarak seçtiği sevgili ve son olarak da onu yeniden kucaklayan toprak ana.” Freud

Aşk nedir? Evrenin tek bir varlığa indirgenmesi, aşk budur işte. Meleklerin yıldızlara selamıdır aşk. Ruhun düşler sarayına girmesidir aşk. Düşüncelerin dua olduğu, ruhun diz üstü çöktüğü yerdir aşk. Benzersizin aşkınlığı önünde eğilmek; bu dünyada seni adınla çağırabilecek tek kişiyim ve seni seviyorum diyebilmektir aşk…


Bergson'dan Husserl'e Freud'dan Benjamin'e Belleğin Öyküsü

“Bizim ruhumuz tek başına o kadar boş mudur ki dışarıdan ödünç alınan imgeler olmaksızın kendisi bir hiç olsun?”

Leibniz

“Önemli olan altı birçok kez çizilmiş olandır, fakat en zayıf çizgiler bile kalır. Canlılar âleminde unutma yoktur, yaşanmışlığı bir çeşit sindirme vardır.”

Nietzsche

“Dünkü bilinç durumu ölmüş ve gömülmüştür. Bugünün bilinç durumunun varlığı dünkünü diriltmez. Mevcut bir imgenin, geçmişteki bir imgeyle özdeşleştiğini öne sürebilmesi için bahsetmediğimiz başka bir koşula ihtiyaç vardır.”

William James

“Bellek, adaletin anlamıyla tarih eleştirisi yolunda karşılaşır. Aynı zamanda hakkaniyetli bir bellek olmayan mutlu bellekten ne olur?”

Ricoeur

“Tek başıma bende, tüm insanlığın dünya dünya olalı beri sahip olduğu anılardan daha fazlası var.”

Borges

Bellek nedir? Geçmiş yaşantıların yalnızca anılarda, ama yepyeni ve bambaşka bir anlam temelinde kurulmasıdır. Elinizdeki kitap, belleğin, felsefe, bilim, antropoloji, tarih, kültür ve edebiyat gibi alanlarda nasıl kavrandığını anlaşılır biçimde ortaya koymaktadır. Belleğin zamanla, tarihle, insan ruhuyla, siyasetle, gündelik yaşamla ve geçmişle ilişkisini anlamak açısından eşsiz bir kaynak…

Gorgias'tan Frege'ye Barthes'tan Searle'e Kurmacanın Öyküsü

“‘Kurmaca söylem’ aslında bir kırkyama ya da çoğunluğu gerçeklikten ödünç alınmış ayrışık unsurların az ya da çok benzeşik hâle getirilmiş bir karışımıdır.”

Genette

“Metni kurmaca eser kılan şey, yazarın o eser karşısında takındığı sözedimsel duruştur.”

Searle

“Beni okuyan sen, dilimi anladığından emin misin?”

Borges

“Mümkün olmayıp gerçeğebenzer olanı, mümkün olup da ikna edici olmayana yeğlemek gerekir.”

Aristoteles

“Neden her özel adın anlamın dışında bir de düzanlamının olmasını istiyoruz? Neden düşünce yeterli gelmiyor bize? [Çünkü] ondaki hakikat değeri, içinde yer aldığı doğruluk ölçüsünde önem arz ediyor bizim için.”

Frege

Kurmaca nedir? Her metin bir kurmaca mıdır? Kurmaca metin ile göndergesel metin arasındaki sınır nerede başlar, nerede biter? Algılanan, dilde kurmacaya mı dönüşür, yoksa kendi yöntemiyle algılar, olgular hâline mi gelir? Öyleyse bilimsel bulgular, bir tür kurmaca mıdır? Peki ya roman kahramanları; onlar gerçeklikten bağımsız var olabilir mi? Metaforlar bize hangi gerçekliği anlatır? Bu kitap Gorgias’tan John Searle’e uzanan bir tarihsellikte dilin epistemolojik ve ontolojik sorularını yeniden düşünmeye davet ediyor.


Plotinos’tan Ricoeur’e Spinoza'dan Weil'e Tanrı'nın Öyküsü

“Tanrı’nın özü, hayalgücünün nesnelleştirilmiş özüdür. Tanrı kalbin arzuladığı ve heves duyduğu her şeydir.”

Feuerbach

“Tanrı ya vardır ya da yoktur. Hangi tarafa yöneleceğiz? Çekinmeden Tanrı’nın var olduğu üzerine bahse girin!”

Pascal

“Gerçekten de biz filozoflar ve ‘özgür ruhlar’, ‘yaşlı tanrı’nın ‘öldüğü’ haberi karşısında yeni bir şafağın ışıklarıyla uyanmış gibi hissediyoruz: Kalbimiz minnettarlıkla, şaşkınlıkla, önseziyle, bekleyişle dolup taşıyor...”

Nietzsche

“Sen, Tanrım, öylesine gerçek bir şekilde varsın ki, var olmadığın düşünülemez bile ve doğru olan da budur. Çünkü senden daha iyi bir şeyi düşünebilecek bir zihin olsaydı, yaratılmış olan yaratıcısından üstün olurdu.”

Canterburyli Anselmus

“Senin için sessizlik övgüdür.”

Musa Bin Meymun

“Şeyler Tanrı tarafından meydana getirildikleri biçim ve düzenden başka hiçbir biçim ve düzende meydana getirilemezlerdi.”

Spinoza

Tanrı kimdir? Her şeyden daha üstün olan ve varlığı hiçten yaratan bir Tanrı mı? Evreni yaratıp köşesine çekilen bir varlık mı? Yoksa kuluna şah damarından daha yakın olan bir dost mu? Felsefenin merkezî sorularından olan Tanrı’nın neliği sorusu bu kitapta filozofların temel metinleriyle ele alınmaktadır.