top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook

Lyudmila Ulitskaya’dan insan ruhunun karanlık kıvrımlarına yolculuk: Kadınların Yalanları

  • Yazarın fotoğrafı: Litera
    Litera
  • 33 dakika önce
  • 2 dakikada okunur

Çağdaş Rus edebiyatının en güçlü kalemlerinden Lyudmila Ulitskaya, Kadınların Yalanları’nda hakikat ile kurgu arasındaki ince çizgide dolaşan kadınların hikâyelerini anlatıyor.



Yalanın bazen bir savunma, bazen bir sığınak, bazense yeniden doğuş biçimine dönüştüğü kitap, okuru rahatsız edici olduğu kadar büyüleyici bir anlatıyla karşılıyor.


Uluslararası alanda pek çok ödüle değer görülen, çağdaş Rus edebiyatının yaşayan en önemli yazarlarından Lyudmila Ulitskaya, Kadınların Yalanları adlı kitabında insanın kendine ve başkalarına anlattığı hikâyelerin peşine düşüyor. Lyudmila Ulitskaya’nın merkezine aldığı karakter Jenya; duyarlı, entelektüel ve hayatın farklı kırılma anlarından geçmiş bir kadın. Roman boyunca onun tesadüfen tanıklık ettiği hayat hikâyelerini dinliyoruz. Ancak bu hikâyeler yalnızca birer itiraf değil; gerçekle yalanın birbirine karıştığı, çoğu zaman anlatıcının bile kendi kurmacasına inandığı kırılgan anlatılar.


Kitabın çıkış noktası oldukça çarpıcı: İnsan gerçekten yalnızca mecbur kaldığında mı yalan söyler? Ulitskaya’nın kadın karakterleri bu soruya pek katılmıyor. Çünkü onların anlattığı yalanlar çoğu zaman bir kaçış değil, hayatı yeniden kurma biçimi. Gerçeğin katılığı karşısında daha yaşanabilir, daha katlanılır bir dünya yaratmanın yolu.


“İçtenlikle kulak verdiğinizde, soğumaya bırakılmış nice arzuyu ayaklandıracak kadar tehlikeli yalanlar silsilesi…” cümlesi de kitabın atmosferini özetliyor. Ulitskaya, gündelik hayatın sıradan görünen çatlaklarından insan ruhunun en kırılgan taraflarını görünür kılıyor.

Yazarın eserlerinde sıkça rastlanan kadınlık halleri, toplumsal baskılar, yalnızlık ve aidiyet meseleleri Kadınların Yalanları’nda da güçlü biçimde hissediliyor. Ancak kitap yalnızca kadınlara dair değil; insanın kendini korumak için yarattığı anlatılara, hafızanın dönüştürücü gücüne ve gerçeğin bazen neden katlanılmaz olduğuna dair de etkileyici bir sorgulama sunuyor.


Modern Rus edebiyatının en çok okunan isimlerinden biri olan Ulitskaya; eserlerinde dini ve etnik hoşgörü, Sovyet sonrası toplumun dönüşümü ve kadınların toplumsal rolleri gibi meseleleri ele almasıyla tanınıyor.


Kadınların Yalanları, hakikatin tek başına yeterli olmadığı anları anlatan; okurunu hem rahatsız eden hem de içine çeken güçlü bir anlatı olarak öne çıkıyor.


LYUDMİLA ULİTSKAYA, 21 Şubat 1943’te Başkurdistan’ın Devleken köyünde doğdu. Anne babası Yahudi kökenliydi. Annesi pediyatri alanında tıbbi araştırmalar yapan bir biyokimyager, babası ise zirai makine mühendisiydi. 1967’de Moskova Devlet Üniversitesi’nde genetik dalından mezun oldu. Çalıştığı genetik laboratuvarı 1970’lerin başında yasaklı yabancı metin çevirme ve çoğaltıp yayma suçlamasıyla kapatılınca işsiz kaldı. 1979’da Moskova Yahudi Tiyatrosu’nda repertuvar direktörü olarak görev aldı. Film senaryoları yazdı. 1992’de Novıy Mir (Yeni Dünya) dergisinde neşredilen uzun öyküsü Soneçka büyük beğeni topladı ve Rus Booker Ödülü’ne aday gösterildi. 2001’de Казус Кукоцкого (Kukotski Vakası) adlı romanıyla bu ödülü kazanan ilk kadın yazar olarak tarihe geçti. Roman ve öykülerin yanı sıra çocuklara masallar ve tiyatro oyunları kaleme aldı. Uluslararası alanda pek çok ödüle layık görülen Ulitskaya günümüzün ilgiyle okunan Rus yazarları arasındadır.

Yazarın Soneçka (çev. Mehmet Özgül) adlı eseri yayın programımızda yer almaktadır.



KADINLARIN YALANLARI

Lyudmila Ulitskaya

Sel Yayıncılık, 2026

Çeviri: Tuğba Bolat

Tür: Roman

136 s.

Yorumlar


bottom of page