top of page
  • YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Osmanlı’da beş harfli olmak!

Yavuz Arkın, Mehmet Berk Yaltırık'ın kaleme aldığı Karanlığın Şahidesi adlı kitabı üzerine yazdı: "Korku romanları ile tanıdığımız Mehmet Berk Yaltırık, Osmanlı Devleti zamanında geçen bir hikâyeyi ele aldığı Karanlığın Şahidesi adlı kitabında konuya farklı bir bakış açısı getiriyor."


Toplumların kadına bakışı geçmişten günümüze onları anlamaya çalışmaktan uzak kaldığından, bu durum, kadınların bir korku nesnesi olmalarına neden olmuştu. Her kültür kadınları farklı bir şekilde anlamdırmış adlandırmıştı. Cadı demişlerdi, toplumdan dışlanmışlardı, fiziksel ve zihinsel işkenceye maruz bırakılmışlardı, öyle ki diri diri yakılmaya kadar gidilmişti.. Gelişmiş dünyada bile cadı kavramı kullanılagelmiş bazı kadınları tarif eden bir sıfata evrilmişti.


Korku romanları ile tanıdığımız Mehmet Berk Yaltırık, Osmanlı Devleti zamanında geçen bir hikâyeyi ele aldığı Karanlığın Şahidesi adlı kitabında konuya farklı bir bakış açısı getiriyor.


Osmanlı Devleti zamanında Evliya Çelebi Seyahatnamesi sayesinde cadı, vampir ve zombi hikayelerine rastlıyoruz;

“Bilinen ilk cadı vakasıyla Edirne Kadısı Şeyhülislam Ebussuud Efendi bu konuda fetva verdi. Edirne’de yaşanan iki ayrı cadı vakasının ilkinde cadı olduğu iddia edilen kişinin Müslüman bir erkek olduğu belirtilmiş halk arasında korku başlamıştı. Edirne kadısı Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin bu konudaki fetvasında ise: Cadı olduğu kesinleşen bir kişinin karnına kazık saplanmasına, bu işe yaramazsa başının kesilip ayakların dibine yerleştirilmesine, nihayet bu da işe yaramazsa yakılıp yok edilmesine izin verilmesi gerektiği belirtti. Fakat kadı, kitaplarda bu fetvanın bir suretine rastlayamadı ve merkeze ne yapması gerektiğini sordu. Kadıya verilen cevap, bir bilirkişi nezdinde mezarın açılması ve cenazede hakikaten cadılığa alamet hal görülürse bunun bildirilmesi yönünde oldu. Cadılığın nasıl anlaşılacağı sorusuna ise; cesedin rengi kırmızıya dönüşmüşse o cadıdır yanıtı oldu.“


Görünürde bilindik bir konu var aslında; bir kadın cinlerin anası ile karşılaşır, sonrasında tuhaf davranışlar sergiler ve yaşadığı toplum hemen kendisini dışlar. Bu kadar basit görünse de okur kitabın alt metninde çok katmanlı bir yapı ile karşılaşır. Bunların arasında toplumdaki sınıf farklılığı, adalet anlayışı, bozulan devlet yapısının topluma yansımalarını sayabiliriz ama en önemlisinin Osmanlı döneminde kadına bakışın hangi boyutlarda olduğunu söyleyebiliriz.


Kitabımızın ana karakterin ismi, peri kadar güzel anlamına gelen Periveş. Periveş, çok ilginç bir şekilde dünyaya gelir, öncesinde yaşananlar adım adım gelecek garipliklerin habercisidir. Doğduğu ve büyüdüğü konakta kendisine üstten bakılır, alt tabakadan gelmiştir, bir süre sonra cinler alemi ile olan ilişkisi yüzünden tuhaf hareketleri herkesin dikkatini çeker.


Bundan sonra öngörülemeyen bir yolculuk başlar onun için; yazarın kurduğu her sahnede devrin kadına bakış açısı hakkında bilgiye ulaşırız. Ortaçağ’da kadına yakıştırılan cadı kavramının bir benzeri, anlamıyla ters düşse de Periveş için kullanılır; çevresi için nedeni bilinmeyen bir tehlike arz eder, döneme göre kadın olması ve alt tabakadan gelmesi de bunun için zemini kendiliğinden hazırlar.


Yazarın diğer eserleri arasında “Anadolu Korku Öyküleri-2” (Bilgi Yayınevi), "Anadolu Korku Öyküleri-3-Yılgayak" (Bilgi Yayınevi), "Karanlık Yılbaşı Öyküleri-Aralıktan Sızan Karanlık" (Bilgi Yayınevi), “Gio Ödülleri 2013 Seçilmiş Öyküler” (İthaki Yayınları), “Güçoburlar” (Doğan Kitap), “Seyfettin Efendi ve Esrarengiz Hikâyeleri-1”, “Aşkın Karanlık Yüzü” (İthaki Yayınları). “Yedikuleli Mansur” (İthaki Yayınları),“Türk Kültüründe Hortlak-Cadı İnanışları“ yer alıyor ve kendisi “Eski İstanbul Kabadayısı Figürü ve Bir Şehrin Yaşadığı Değişimler” adlı makalelerin müellifi. Devrim Kunter’in Seyfettin Efendi çizgi romanlarının bazı ciltlerinde de danışmanlık yapmış.


Romanın bir de Osmanlı Devleti’nin toplumsal yapısı hakkında verdiği bilgiler, Karanlığın Şahidesi’ni bir yandan tarih kitabı havasına döndürüyor. Bu tarih daha çok saray tarafının değil devletin halk tarafının hikayesini oluşturuyor. Devletin tepesinin çürümeye başlamasının nasıl dikey olarak toplumsal bir etkisi olduğunu gözler önüne seriyor.


Kadınlar maalesef tarih boyunca arzu nesnesi olmalarının yanında korku nesnesi olmuşlar, otoriteyi elinde tutan erkekler tarafından ötekileştirilmişler. Bu da toplumsal yapı içerisinde kendilerine biçilen yerin ev gibi çok sınırlı bir alana sıkıştırılmasına neden olur. Mehmet Berk Yaltırık bir korku romanı üzerinden bizlere geçmişimizde çok da masum olmadığımızı gösterir. Bir yüzleşmenin bir sonraki aşamaya geçmek için şart olduğunu düşünüyorum.


KARANLIĞIN ŞAHİDESİ

Mehmet Berk Yaltırık

İthaki Yayınları, 2022

232 s.

Comentários


bottom of page