• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Unamuno’nun derdi veya edebiyatı niçin savunmalıyız?

Deniz Poyraz, İspanya'nın önde gelen yazar ve düşünürlerinden Miguel de Unamuno’nun hem memleketine hem de edebiyata dair yazdığı metinlerini içeren Roman Nasıl Oluşturulur isimli kitabı üzerine yazdı. “Yalnızlık özümüzün esasıdır ve bizler bir araya gelmekle, bunu daha da derinleştirmekten başka bir şey yapmıyoruz aslında.”


Deniz Poyraz

KETEBE Yayınları, exlibris dizisi aracılığıyla sanat ve edebiyat alanında yetkin eserler vermiş pek çok ustanın kitabını yayımlamaya devam ediyor. Dizi Günter Grass’dan Wassily Kandinsky’ye, Ömer Seyfettin’den Octavio Paz’a değin uzanan bir zenginlikle, çeşitli yazar, şair ve sanatçının, hayata ve sanata dair görüşlerine yakından bakmamıza vesile oluyor.


Dizinin on dördüncü kitabı Roman Nasıl Oluşturulur, İspanyolların en önde gelen yazar ve düşünürlerinden biri olan Miguel de Unamuno’nun hem memleketine hem de edebiyata dair yazdığı metinlerini içeriyor. Bilindiği gibi Unamuno, faşizme karşı savaşmış ve devrin diktatörü Miguel Primo de Rivera’ya karşı yaşamı ve özgürlükleri savunmanın bedelini sürgünle ödemiş bir yazar. Fakat İspanya, 20. Yüzyıl’ın başlarında diktatörlerin elinde oyuncak ülke durumunda olduğundan, yazar sürgün sonrası memleketine dönse bile bu kez de Diktatör Franco’ya karşı çıkmış ve ev hapsi cezasına çarptırılmış. Roman, öykü, şiir, deneme ve oyun türünde pek çok eser veren Unamuno, yetmiş iki yaşındayken ev hapsinde yaşama gözlerini yumuyor.


Roman Nasıl Oluşturulur adlı kitapta, Unamuno’nun, yarattığı kurgu karakterler üzerinden edebiyat sanatına dair yaklaşımlarını okuyoruz. “Yalnızlığın cehennemsi sabahları” diye tanımladığı Paris günlerinde, bir pansiyon odasının sevimsiz iklimi altında kaleme aldığı yazılar ilkin Fransızca hâliyle yayımlanır. Unamuno, eğer yazılar İspanya’da yayımlanırsa, aşağılayıcı bir askeri sansüre maruz kalacağının farkındadır. Hakikatten ve edebi zekâdan nefret eden bir dikta karşısında boyun eğmektense Fransızca diline tercüme edilip eski Fransız dergisinde basılmasını arzu eder. Yazdıklarının yeniden İspanyolcaya çevrilmesi lazım gelince, Unamuno bu durumu “ölümden, dirilişten ya da yeniden ölmekten daha öte bir deneyim” olarak niteler. Çünkü her metin başka bir dile çevrildiğinde, çeviri ne kadar yerinde ve ustalıklı bir biçimde yapılırsa yapılsın, canından bir şeyler eksilmektedir Unamuno’ya göre.


Yazar İncil’den Kuran’a, Buda’nın Anlatıları’ndan en az bunlar kadar kutsal saydığı Don Kişot gibi metinlere değinerek, bir anlatıyı edebileştirilmenin imkânları üzerine düşündürüyor okurunu. Nasıl ki kimse iskeleti sayesinde beslenemezse, kimse yalnız iskeleti sayesinde ayakta kalamazsa, kullanılan sözcükler de iyi metinlerin dokusunu oluşturan en önemli bileşenlerdir yazara göre. Yazarken, rastgele duraksayıp başka metinlere bakmak, birbirinden farklı kitapları incelemek, en başta da doğa ve tarih bilimine dair eserleri başucunda bulundurmak gerekliliğinin altını çizer. Bir başka ipucu ise yalnızlıktır, diyor Unamuno. Yalnızlık özümüzün esasıdır ve bizler bir araya gelmekle, bunu daha da derinleştirmekten başka bir şey yapmıyoruz aslında. O halde, yalnızlıkla savaşmak yerine, bunda insana dair yeni keşifler bulmak ve bunu kurgusal karakterlerle, edebi metinler aracılığıyla yapmak, üretim için kullanışlı bir yöntem olmalıdır…


Son olarak, bir yazar ne kadar farklı bir hikâye anlatırsa anlatsın, hep aynı derdin varyasyonlarını sunar okuruna. İnsanlık olarak, varoluşumuzdan mütevellit bu derdi boynumuza asılı kutsal bir kolye gibi taşırız ömür boyu. Unamuno’nun bu kısa metni, bir tür savunu kitabı gibi okunabilir. Kendi derdinin ve varoluş öyküsünün bir savunusu. Yazarın edebiyatı, yaşamı ve toplumu savunduğu bir tür manifesto. Çünkü metin bittikten sonra anlatılanları düşününce, yazarın aslında bizi savunduğunu fark ederiz.


ROMAN NASIL OLUŞTURULUR

Miguel de Unamuno

Ketebe, 2021

Çeviri: Beyza Fırat

127 s.