• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Nasıl iyi bir varlık olunur?

Doğa bilimci Sy Montgomery, Nasıl İyi Bir Varlık Olunur? isimli kitabında, 13 hayvanın ona öteki olmak, sevgi ve insanlığımızın kalbi hakkında öğrettiklerini Rebecca Green'in illüstrasyonları ile anlatıyor.


“Dünyamız, onun etrafındaki ve içindeki tüm dünyalar, bizim kavrayamayacağımız bir pırıltının tonlarıyla parlıyor ve bu hayal edebileceğimizin ötesinde çok daha canlı, çok daha kutsal bir dünya.”


Filozof Martha Nussbaum, "İyi bir insan olmak, dünyaya karşı bir tür açıklığa ve kendi kontrolünüz dışındaki belirsiz şeylere güvenme yeteneğine sahip olmaktır." diye gözlemlemiştir. Yani ona göre iyi bir insan olmanın temeli, kendimizden başka olana açık yürekli bir merakla bakmaya istekli olmaktır.

Bu rahatsız edici, kavranması ve ilişki kurması zor ve ilk başta sevmesi kolay olmayan bir durumdur. Çünkü anlamadığımızı sevemeyiz. Lucille Clifton’ın sevgili şiiri “Yeşilleri Kesmek”in (Cutting Greens) kalbinde de bu farkındalık ortaya çıkar: Her yerdeki canlı şeylerin arasındaki bağın tanınması, aralarındaki geniş ve mucizevi dünyanın sadece küçük bir parçası olmamız ve kendimizin daha iyi bir versiyonu olabilmek için ondan çok şey öğrenebileceğimiz.


Zamanımızın en şiirsel bilim yazarlarından biri olan doğa bilimci ve yazar Sy Montgomery’nin, ressam Rebecca Green tarafından resmedilen otobiyografik macerası Nasıl İyi Bir Varlık Olunur? da araştırdığı şey budur. Kitap, insanlığımızın vahşi doğasına atıfta bulunur. Bilim dünyasının ve Ezop'un mirasının, "başka bir türe ait birini tanımanın ruhunuzu şaşırtıcı şekillerde genişletebileceği" şeklindeki temel gerçeğini ortaya çıkarmak için bizleri varoluşsal bir yolculuğa çıkarır.


Çarpan balıklarıyla yüzmek, emu dışkılarında ökseotu tohumları toplamak ve dev ahtapotlarla bir araya gelmek gibi alışılmadık ve tutku dolu hayatına geri dönüp bakan Montgomery; bir emudan liderlik hakkında, bir erminden vahşilik ve affetme hakkında ve Thurber isimli tek gözü görmeyen bir köpeğin (bir gözü doğuştan kör) kusurlu olmasına rağmen bütünlük duygusuyla yaşaması hakkında öğrendiklerini anlatır. Tüm bunlar bir kalbin huşu ile genişlemesine giden yoldaki değerli anlatılardır.


“Orada emular (bir tür devekuşu) vardı. Yaklaşık 180 cm uzunluğunda ve 35 kilo ağırlığında bu uçamayan kuşlar, dünyanın öbür ucundaki bu sıra dışı kıtanın bir sembolü olarak Avustralya’nın arması üzerinde kangurunun yanında duruyor. Bir emu, adeta içine atılmış küçük bir dinozorla birlikte, yarı kuş ve yarı memeli gibi görünüyor. Kahverengi tüyleri, yuvarlak gövdesinden saç gibi sarkıyor. Uzun siyah boynu, bir periskop gibi vücudundan yukarı doğru çıkıyor ve kaz gibi bir gaga ile sona eriyor. Kanatlar güdük ve akla sonradan gelen komik bir düşünce gibi vücuttan dışarı çıkıyor.


Ancak güçlü emu, geriye doğru bükülebilen bacaklarıyla saatte 65 kilometre hızla koşabiliyor, bir çit telini gagasıyla kesebiliyor ve tek bir tekmesiyle bir insanın boynunu kırabilir.


Onları gördüğümde başımın tepesinden omurgama doğru bir şok dalgası yayıldı. Daha önce bir vahşi hayvana hiç bu kadar yakın olmamıştım; hele ki yabancı bir kıtadayken! Gözlerim korku hissedemeyecek kadar kamaşmıştı. Uzun, pullu bacaklarını kaldırıp dev dinozor ayak parmaklarını katlarken onların zarafeti, gücü ve tuhaflığı karşısında donup kaldım ve gözlerimi yeniden yere indirdim. Boyunlarını bale yapar gibi kıvırarak önümden geçtiler. Sonunda çalı gibi kahverengi tüyleri gözümün önünde yok olup gitti.


Onlar gittikten sonra ruhumda bir farklılık hissettim. Tahmin edebileceğimden daha uzaktaki bir hayatın ilk bakışını yakaladığımı bilmiyordum. O zaman bunu bilemezdim ama bu tuhaf dev kuşlar bana Molly’nin verdiği ilhamı vereceklerdi ve bu ilk cesaret gösterisinin karşılığını milyonlarca kat fazlasıyla alacaktım: Sevdiğim her şeyi geride bırakacaktım.”


Bu ruhsal değişim, daha derin bir cesareti tetikledi. Bizden anlaşılmaz derecede farklı başka bir yaratığa bakmak ve onu korku, önyargı ya da yansıtma olmadan görmek: Evrimin ihtişamı ve bizi yaratan aynı güçlere duyulan derin bir sevgi.


Sy Montgomery’nin yapıtı, insanları içinde yaşadıkları gezegeni keşfetmeye davet eden gerçek bir serüven.


Sy Montgomery, yetişkinler kadar çocuklar için de yazan bir doğa bilimci, yazar ve senaristtir. 2015 Ulusal Kitap Dışı Kurmaca Ödülü için finalist olan ve The New York Times En Çok Satanlar listesinde yer alan, Ahtapotun Ruhu: Bilinç Mucizesine Şaşırtıcı Bir Keşif dahil olmak üzere 28 kitabın yazarıdır.


NASIL İYİ BİR VARLIK OLUNUR?

Sy Montgomery

Sander Yayınları, 2020

Çeviri: Defne Yazıcıoğlu

168 s.