• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Murakami Nobel'i neden alamıyor?

Murakami'nin Nobel aşkına kavuşması başka bir sonbahara kaldı gibi görünüyor.


"Murakamiseverler" yine nefeslerini tutup beklediler ve sonuç yine hüsran oldu. Japon yazar Haruki Murakami'nin hayranlarının yıllardır süregelen beklentisi, geçtiğimiz Perşembe günü İsveç Akademisi'nin bu yılki Nobel Edebiyat Ödülü'nü Tanzanya doğumlu romancı Abdulrazak Gurnah'a vermesiyle yine karşılık bulmadı. Bu prestijli edebiyat ödülü için Murakami’nin adı, ilk olarak önde gelen bahis sitesi Ladbrokes'un yüksek bir oran verdiği ve diğer isimler arasında öne çıktığı 2007 yılında telaffuz edilmeye başlanmıştı. Yazar o zamandan beri, Nobel tahminleri listelerinin demirbaşı haline geldi, hayranlarının gitgide artan beklentileriyle birlikte her yıl Nobel ödülünü alma olasılığına dair çılgın spekülasyonlar da arttı.

Perşembe günü açıklanan ödülden bir gün önce Murakami, Ladbrokes’taki 1’e 10 bahis oranıyla listede ikinci sıradaydı ve bu sırayı 1985 tarihli distopik romanı The Handmaid's Tale ile tanınan ünlü Kanadalı yazar Margaret Atwood ile paylaşıyordu. Ama akademi bir kez daha farklı bir yöne gitti ve şu tartışmayı yeniden alevlendirdi: Nobel edebiyat ödülü neden ünlü yazar için bu kadar zor? Eleştirmenler, birkaç yıldır olduğu gibi yine, başta çalışmalarında siyasi ifadelerin eksikliği olmak üzere, bir dizi olası neden gösterdi.

Son yıllarda, İsveç Akademisi'nin eserlerinin politik yönü övgüye değer olan yazarlara yöneldiği, ezilenlere ışık tutan ve baskıcı yönetimlerle savaşan ya da güncel sosyal meseleleri doğrudan ele alan yazarları tercih ettiği söyleniyor. Bu yıl ödülü kazanan Abdulrazak Gurnah’ın eserlerinin temelinde de bu unsurlar yatıyor. Yapıtlarında sömürgecilik ve mülteci deneyiminin travmasına odaklanan Gurnah, bu ödüle "kültürler ve kıtalar arasındaki uçurumda sömürgeciliğin etkilerine ve mültecinin kaderine taviz vermeden ve şefkatli bir şekilde nüfuz edebilmesi" nedeniyle layık görüldü. Ayrıca romanlarının "basmakalıp betimlemelerden uzak durarak dünyanın diğer bölgelerindeki pek çok kişinin aşina olmadığı, farklı kültürleri barındıran Doğu Afrika'ya bakışımızı genişlettiğini" de yapılan açıklamada belirtildi. 2015 yılında Belaruslu yazar Svetlana Alexievich, "çok sesli yazılarıyla, çağımızın acı ve cesaret anıtı" olduğu için onurlandırıldı. Röportaj tarzındaki eseri Afganistan'daki 10 yıllık Sovyet savaşından Çernobil nükleer felaketine kadar uzanan bir zaman dilimini kapsıyordu. 2014'te ödüle layık görülen Fransız yazar Patrick Modiano ise, "kendine has hafıza tekniği ile, İşgal yıllarında yaşanan en akıl almaz insan hikayelerini aktardığı ve dönemin dünyasını ortaya çıkardığı” için onurlandırıldı.


Gifu Kadın Üniversitesi'nde uzun süredir Murakami eğitimi alan Japon edebiyat profesörü Koichiro Sukegawa komitenin kararlarını şöyle değerlendiriyor: "Ödül için düşünülen yazarlar, bambaşka dillerden ve bambaşka kültürel geçmişlerden geliyorlar; günün sonunda fark yaratan şey, eserlerinin yankı uyandıran bir siyasi anlam içerip içermediği oluyor." Bunun, Atwood ve Kenyalı yazar Ngugi Wa Thiong'o -Nobel'in bir başka çok yıllık favorisi- gibi yazarlara Murakami'ye karşı rekabet avantajı sağladığını da ekliyor: Atwood genellikle feminizmle ilişkilendirilirken, Ngugi 1970'lerde o sırada statükoya tehdit oluşturduğu düşünülen bir düzen karşıtı oyunu kaleme aldıktan sonra hapse atılmıştı. Sukegawa, "Ancak Murakami'nin eserlerinde bu tür unsurlar pek fazla yok," diyerek, Murakami'nin son ticari işbirliğiyle birlikte İsveç Akademisine siyaseten sorumlu bir tavırdan uzaklaştığı izlenimini verebileceğini belirtiyor. Murakami Mart ayında, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki kamplarda zorla çalıştırılan Uygurların ürettiği pamukları kullandığı için tepki gören Japon perakende devi Uniqlo ile işbirliği yaptı. Uniqlo'nun ana şirketi olan Fast Retailing, ürünlerinin herhangi bir insan hakları ihlaliyle bağlantılı olduğunu reddetti. Murakami, daha önceleri de romanlarındaki kadın ve cinsiyet tasvirleri sebebiyle eleştirilere maruz kaldı. Örneğin, 2009'da yayımlana üç ciltlik romanı 1Q84'te bir erkek kahramanı ve reşit olmayan bir kızı içeren seks sahnelerini canlı tasvirleri, bazı eleştirmenler tarafından İsveç Akademisi için potansiyel bir kırmızı bayrak olarak gösteriliyor. Sukegawa, "Reşit olmayan bir kızın cinsel objeye dönüştürülmesi ve vücudunun şehvetliliğinin ayrıntılı betimlemeleri, günümüzün edebi bağlamı için sorunlu olarak kabul edilebilir," diyor. Üçlemede yer alan "yeni yapılmış bir kulak ve yeni yapılmış bir vajina birbirine oldukça benzer" cümlesi, romancının İngiliz edebiyat dergisi Literary Review'un her yıl “cinselliğin kötü tasvir edildiği” bir romanı ortaya çıkarmak için düzenlediği Edebiyatta Kötü Seks Ödülü'ne aday gösterilmesine neden oldu.


Murakami'nin eserlerinde, Batılı tüketim kültürüne dair bir tutku da hissedilir. Romanlarındaki kahramanlar genellikle şık hayatlar yaşarlar, Batı müziği dinlerler, havalı giysiler giyerler, makarna ve sandviç yerler. Sukegawa, dünyadaki entelijansiyanın bu piyasavari örneklere şüpheyle bakma eğiliminde olduğunu, ancak Murakami'nin bundan uzaklaşmak yerine, Asyalı okuyucuların ona hayranlığını körükleyen benzeri eserleri aktif olarak kaleme aldığını söylüyor. Sukegawa, "Murakami, bu şeyleri tüketebilmenin birinin sosyal statüsünün kanıtı olarak görüldüğü bir çağda çıkış yaptı ve o bu öncülde başarılı oldu," diyor. “Ama o dönem geçiyor. … Bence kariyeri şu anda bir yol ayrımında, çünkü yeni bir şey denemediği sürece Nobel kazanma şansı zayıf kalacak.”