• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Öykü: Kefilim olur musun?

"Şiir yazarım diye kalem kâğıt vermiyorlar. İtibarımız iki paralık. Şairleri seven yok. Hor gören çok..."

Selma Elhan – Melih Elhan


Masanın başında oturan kadın tanıdık geldi. Bilekten kavradığı elini masanın üzerine sabitlemişti. Ona doğru yürüdüm. Saç bandı ile çerçevelediği yüzünü görünce şair Çiğdem’i tanıdım. Dudakları kıpır kıpır, uzaklara bakıp sözcükleri sıralıyordu peşpeşe. Ezber mi yapıyordu? Çiğdem’i kaybetmemiş miydik? Ne kadar oldu aramızdan ayrılalı? Burada ne işi var? Birden korkuya kapıldım. Ben neden buradayım?

Çiğdem başını çevirip benden tarafa baktı.

“Sen de mi geldin? “

“Hayır ben aynı yerdeyim. Gece gezmesi benimki.” Yine de emin değildim. Gerçekten aynı yerde miydim?

Çiğdem gülümsedi:

“Korkma, sadece rüyana girdim.”

Yatar yatmaz uyumuşum demek. Rüyada olduğumun farkında değildim. Derin bir nefes aldım. İçimdeki sevinci Çiğdem’den saklamaya çalıştım.

“Seni görmek güzel. Ne yapıyorsun burada? Yine şiir mi?”

“Şiir ya!“

“Kalem kâğıt nerede?”

“Yasak.”

“Nasıl yani?”

“Hani, hep konuşurduk şair sözü yalandır diye, o büyük şair o iri lafı etmiş ya sonucunu burada yaşıyorum işte. Şiir yazarım diye kalem kâğıt vermiyorlar. İtibarımız iki paralık. Şairleri seven yok. Hor gören çok...”

Sustu, etrafa göz attı, sesini alçalttı:

“Ezberden yazıyorum ben de! Ama ne zaman aklıma bir dize gelse elime, parmaklarıma hâkim olamıyorum.”

“Ciddi misin?”

Benimle eğlendiğini düşündüm. Sol bileğimi kavrayan sağ elimin onu taklit ettiğini fark edince irkildim.

“Ciddiyim tabii. Zor durumda olmasam bu gece sana gelmezdim. Buradan kurtulmam için bir kefile ihtiyacım var. Bana kefil olur musun?

“Ne kefili Çiğdem?”

“Kefil bulursam beni geri gönderecekler.”

“Nereye, nasıl? Hiçbir şey anlamadım.”

“Nereye olacak, geldiğim yere. Sadece tekrar şiir yazmayacağıma dair kefil olman gerekiyor. Kefili geldiğimiz yerden istiyorlar.”

Ne diyeceğimi bilemedim. Çiğdem’i de şiirlerini de severdim. Ama işin içine kefillik girince biraz çekindim. Neden ben? Yine de ağzımdan çıkıverdi:

“Bir düşüneyim.”

Uyandım. Rüyayı neye yoracağımı bilemedim. Günün hay huyundan unuttuğum rüya gece yatacağım zaman geldi aklıma. Bazen “Arkası Yarın” tadında rüya gördüğüm olur. Çiğdem’i tekrar görmemeye niyet edip daldım uykuya.


Kitaplarla dolu büyük bir odadayım. Kelli felli bir adam masanın başına oturmuş ciltli bir kitabı karıştırıyor. Baktım Niyazi Amca. Babamın rahmetli avukatı. Beni fark etmedi. Seslendim:

“Merhaba Niyazi Amca. Ben Mustafa’nın oğlu. Hatırladın mı?”

“Sen de mi geldin? Annen perişan olmuştur.”

“Yoo, gelmedim. Geçerken uğradım.”

Kitabı kapadı. Yine bir kanun kitabı.

“Mesleğe devam mı?”

“Yok be oğlum! Zaman geçsin diye geldim buraya. Eski alışkanlık, bildiğim kitaptan başladım okumaya.”

Niyazi Amca buralarda eskidir. Hazır görmüşken danışayım dedim. Ben konuya nasıl gireyim diye düşünürken o anladı:

“Bir şey soracaksan sor. Burada danışma bedava.” Güldü.

“Geri dönmek isteyen birine kefil olmak nasıl bir şey? Ayrıntısı nedir?”

Dün geceyi özetledim sonra.

“Ben de duydum, geldi kulağıma bazı şeyler. Kesin bir şey yok ama söylendiğine göre bugün yarın çıkar. Burada gayr-i resmi gazete gece yarısı basılır. Sen yarın uğra. Ben gazeteyi alır bakarım. Yalnız işin riskli bir tarafı var.”

“Nedir?”

“Eğer kefil olduğun kişi, sözünü tutmazsa geriye dönerken yanında kefilini de getirir.”

Çiğdem bundan söz etmemişti. Ne de olsa şair sözü dedim ama olduğum yerde bir sallandım. Niyazi Amca’ya teşekkür bile edemeden uyandım.


Hızlı bir gün oldu. Nasıl geçti anlamadım. Güneş devriyeyi tamamlayıp nöbeti aya bıraktığında içim sıkılmaya başladı. Sanki bu gece yelkovan akrebi kovalarken daha çok çaba harcıyor, hızla koşuyordu. Çiğdem’e düşüneceğimi söylemiştim zaman kazanmak için. O da bana işin riskini söylememişti. Çiğdem orada bile rahat duramıyordu. Geri gelirse sözünü tutacağının garantisi de yoktu. Garip, bunca yıldır onu düşünmemiştim. Şimdi de Çiğdem’i görürsem diye uyumak istemiyordum. Benden bir cevap bekliyordu. Önce Niyazi Amcayı mı görüp akıl danışmalı? İşin içinden çıkamadım. Yaklaşmakta olan uykuya direnmeye karar verdim.

Önce bir kahve yaptım. Televizyonu açtım. Elimde uzaktan kumanda kanalları tek tek tuşluyorum. Ne kadar dayanabileceğim?

Gözlerim ağırlaşıp, kapanmaya….