Öykü: Ne diyordun?
"Pardon, seni duyamadım, demek yerine, olabilir dedim."
Burcu Aydoğan
Söylediklerini anlamıyorum, dedim.
Karşımdaki sandalyede, gözlerimin içine bakarak, ara vermeden konuşmaya devam etti.
Onun yerine, dikkatimi etrafıma dolan rüzgâra verdim.
Rüzgâr, elbisemin eteğinden içeri girdi.
Bacaklarımın üst kısmında gezindi. Ürperdim.
Temasının serinliği hoşuma gitti.
Nefesimi tuttum, gözlerimi yavaşça kapatıp geri açtım, nefesi bıraktım.
Gülümsemek uygunsuz kaçabilirdi, derin iç çektim.
Rüzgâr, serinliğini bacaklarımdan kollarımın üstüne çıkardı. Ürpertisi ensemde.
Derin bir nefes daha alıp yavaşça bıraktım.
Saçlarım, yanağıma bir değip bir uzaklaşıyordu.
Karşımdakinin kıpırdayan dudaklarına, değişmeyen yüz ifadesine bakarken ürpertiyi takip ediyordum ki, Sence? dediğinde duraksadım.
Başı hafif önde, gözlerini yukarı kaldırmış, benimkilere dikmişti. İki eli masanın üstünde parmakları birbirine kenetli.
Fikrimi hangi konuda merak ettiğini bilmiyordum.
Pardon, seni duyamadım, demek yerine, olabilir dedim.
Dudaklarını yalayıp oturduğu yerde kıpırdandı. Gözlerini yavaşça kapatıp açtı ve bir iç çekti.
Kahvesinden büyük bir yudum alıp, Hadi kalkalım dedi, masadaki sigara ve çakmağına uzanarak.
Bakışlarımı henüz iki yudum aldığım ve devamını getirmek istemediğim kahveye çevirdim.
Kahve içer misin diye sormadan, garsona iki sade kahve dediğini hatırladım.
Gülümsedim, olur kalkalım diyecektim, ağzımdan biraz daha duralım çıktı.
Bir iç daha çekti, avucunda tuttuğu paketten bir dal sigara çekip yaktı.
Başımı çevrede gezdirip, etraftaki insanları izleyecektim, gözlerimi bir an kapatıp, yeniden başlayan esintiye döndüm, ne diyordun?




































Yorumlar