• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara
  • Litera

Saunders'dan ezber bozan bir novella: Tilki 8

Yüzyılın en iyi öykücüleri arasında sayılan, Man Booker Ödüllü George Saunders'ın Tilki 8 adlı novellası Türkçede. Niran Elçi'nin dilimize kazandırdığı kitaptan tadımlık bir parçayı da paylaşıyoruz.

Mutlu sonları sadece istemek yetmez, bazen onu hak etmek gerekir...


Yüzyılın en iyi öykücüleri arasında sayılan, Man Booker Ödüllü George Saunders'ın yazdığı Tilki 8, insanın içinde yaşadığı dünyaya yabancılaşma eğilimini irdeleyen ezber bozan bir novella.


Eserinde, modern toplumların insan-doğa ilişkisi bağlamında gündemden hiç düşürmedikleri çevre sorunları ve hayvan hakları gibi önemli meseleleri hicveden yazar; rant uğruna talan edilen doğal alanların ekosistem üzerinde yarattığı tahribata dikkat çekiyor.


İnsanlığı, hem yapan hem bozan, hem seven hem kıran bir varlık olarak, kurnazlığıyla nam salmış bir hayvanın gözünden anlatan kitap; ''sözde'' girişimlerle devamlı koruma altına alındığı yinelenen doğal yaşamın planlı bir şekilde nasıl katledildiği gerçeğine de vurgu yapıyor.


Tilki 8, diğer tilkilerden biraz farklıdır. Sürüdeki herkes de onun biricikliğinin ayırdındadır. Hayalperesttir öncelikle. Bir de delicesine meraklı! Üstelik, çat pat da olsa insan dilini öğrenmeyi başarmıştır. Hem de pencere dibinde dinlediği sevgi dolu hikâyelerden. Zihnini kurcalayan sözcüklerden aldığı cesaretle, şimdi de insanlığa dair çok özel bir şeyi daha aramaya karar vermiştir: sevgiyi. Fakat izini sürdüğü bu ''nadir'' bulunan şeyin, gerçek hayatta onu büyük hayal kırıklığına uğratacağına dair en ufak bir fikri bile yoktur...


Chelsea Cardinal'ın zarif desenleriyle resimlenmiş Tilki 8'in dostane öyküsü, insanların kendilerine olan özsaygılarını ve doğaya karşı sergiledikleri duyarsız tutumu sorgulatıyor.


Gözü pek bir tilkinin kendi sözcükleriyle insanlara seslenişine aracılık eden bu merak uyandırıcı eser, kalıpların dışına çıkan dilsel yapısıyla da özgürlükçü bir anlatımı benimsiyor.



Tilki 8'den Tadımlık bir parça


"Sevgili Okur: Birinci olarak, yanlış yazdıım söscükler için özür dilerim. Çünki ben bi Tilkiyim! Bu yüzden yanlış okuyabilirim ve yazabilirim. Ama bu kadar iyi okuyup yazmayı nasıl öyrendiimi şimdi anlatıcam. Günlerden bi gün, sizin İnsan evlerinizin birinin yanından geçiyodum. Burnuma bissürü ilginç koku koktu. İçerden çok haarika bi ses geliyodu. Meyer ki o ses neymiş, şuymuş: İnsan sesi. Söscükler yapan, İnsan sesi. Haarika seslerdi! Güzel müzik gibiydi! Müzik gibi söscükleri dinledim, sonra Güneş battı, sonra aniden aklıma geldi: Tilki 8, seni gidi kaçık Tilki! Güneş battıında dünya karanlık olur, hemmen eve koş yoksa tehlike olur! Ama o müzik söscükleri beni büyülemişti. Onları tamaamen anlamak istiyodum.


Bu yüzden her gece oraya gittim, o pencerede oturdum ve öyrenmeye çalıştım. Zamanla okkadar çok söscük kulaklarımdan geçip beynime gitti ki, iyice düşündüüm zaman, duyduum İnsan söscüklerini anlamaya başladım! Evdeki teyze şey anlatıyodu: İnsan Yavrularına hikaayeler. Hem de “sevgiyle.” Anlatıp bitirdikten sonra ışıı söndürüyodu ve karanlık yapıyodu. Sonra, “sevgi” hissettii için burnunu ve dudaklarını Yavrularının başlarına deydiriyodu. Buna “iyi geceler öpücüü” deniyo. Bu bana çok komik geldi! Çünki biz de Tilkiler olarak, Yavrularımıza sevgimizi aynı bööle gösteriyoz. İnsanlar sevgi hissedebildii ve gösterdii için ben de seviniyodum. Dünyaanın geleceyi için, umutla doluyodu içim! Ama bi gece bişey duydum ve İnsanlara şüpheyle bakmıya başladım. Haala da