• YouTube
  • IG
  • twitter
  • Facebook
Ara

Tolstoy ve Dostoyevski tanışıyorlar mıydı?

"Gelelim asıl soruya, dünya edebiyatının iki muhteşem yazarı, Dostoyevski ve Tolstoy, aynı dönemde yaşadıklarına göre, tanışıyorlar mıydı? Hiç, şöyle oturup da edebiyattan, birbirlerinin eserlerinden konuşmuşlar, günümüz edebiyatçıları gibi zamane yazarlarının dedikodusunu yapmışlar mıydı?" Mahir Ünsal Eriş, dünya edebiyatına damga vuran iki büyük yazarın nasıl da bir türlü bir araya gelemediklerinin gerçek hikayesini anlatıyor!



Mahir Ünsal Eriş

Dünya Kupası nedeniyle milyonlarca insanın gözünün Rusya’da olduğu şu günlerde* ben de sözü Rusya’ya getirmek istiyorum. Ama futboldan ya da Dünya Kupası’ndan değil de biraz edebiyattan bahsedeceğim. Aslında daha doğrusu edebiyatın magazin kısmından.


Rus edebiyatından ziyade, yarattıkları değerlerle dünya edebiyatının en büyük yazarları arasına girmiş iki isim var. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski ve Lev Nikolayeviç Tolstoy. Bu iki muhteşem yazarın etrafında okurların Dostoyevski’ciler ve Tolstoy’cular olmak üzere ikiye ayrıldıklarını, takım tutarcasına saflaştıklarını biliyoruz. Teşbihim kabahat sayılmazsa, lafı futbolla açtığım için söylüyorum, Ronaldo’cular ve Messi’ciler gibi. İnsan, ister istemez birine daha yakın hissediyor kendini.


Tanrı’nın bu çağda Rusya’ya edebiyat konusunda biraz cömert davrandığını da kabul etmek gerek. Tolstoy ve Dostoyevski’nin aynı çağda yaşamış olması bir yana, bugün Rus edebiyatı dediğimizde aklımıza gelen Çehov, Turgenyev, Gonçarov, Gogol, Puşkin, Lermontov gibi isimler hep, üç aşağı beş yukarı, bu dönemde yaşamışlar. Peki, gelelim asıl soruya, dünya edebiyatının iki muhteşem yazarı, Dostoyevski ve Tolstoy, aynı dönemde yaşadıklarına göre, tanışıyorlar mıydı? Hiç, şöyle oturup da edebiyattan, birbirlerinin eserlerinden konuşmuşlar, günümüz edebiyatçıları gibi zamane yazarlarının dedikodusunu yapmışlar mıydı?


Kısa cevap: maalesef hayır.


Tolstoy, ümit veren bir genç yazar olarak 1855 yılında Petersburg’a geldiğinde bir sürü başka yazarla tanışmıştı. Fakat bu dönemde Dostoyevski sürgündeydi. Birbirlerinin eserlerini okuyorlar, takip ediyorlardı. Yirmi küsur yıl sonra Tolstoy, baş yapıtı Savaş ve Barış’ı yayımladığında Dostoyevski bu muhteşemliğin karşısında hayranlığını gizleyememiş, dostlarıyla paylaşmaktan çekinmemişti. İkilinin birbirine en yakın şekilde teğet geçişi 1878 yılında oldu. Felsefeci Vladimir Solovyev’in bir konuşması sırasında her ikisi de dinleyiciler arasındaydı. Fakat o gün de tanışmaları mümkün olmadı. Kaynayan kalabalığın arasında bir araya gelemediler.


Bundan iki yıl sonra Dostoyevski, Puşkin anıtının açılışı için düzenlenecek törene katılmak üzere Moskova’ya geldiğinde, törenden önce Tolstoy’u Yasnaya Polyana’da ziyaret etmek istedi. Fakat ortak ahbabı, Tolstoy’un kendini kalabalıklardan çekerek münzevi bir hayat sürmeye başladığını, pek öyle ziyaretçi kabul edecek bir havada olmadığını söyleyince bundan vazgeçti.


Hayat imkanları ertelemek için çok kısa!


Aynı yıl, Tolstoy, bir türlü denk gelemediği çağdaşının